BAŞÖĞRETMENİMİZİN YOLUNDA

BAŞÖĞRETMENİMİZİN YOLUNDA

                                        Bahattin Uyar

BAŞÖĞRETMEN’İN YOLUNDA EN BÜYÜK ADIM                                                                Bahattin Uyar  

       Büyük önderimizin adını  koyan babası Ali Rıza Efendi yeni doğan oğlunun kulağına  “adın Mustafa olsun” diye fısıldamış. Öykünün tamamını herkes bilir. Mustafa babasının ölümünden sonra dayısının tarlasında karga bekçiliğine varıncaya kadar  birçok ziraat işinde çalışmış olsa da aklı fikri bir askeri okula yazılmakmış. Nitekim yazılmış da.

       Askeri okulda matematik öğretmeninin adı da Mustafa’ymış. Bir gün öğretmen Mustafa, öğrenci Mustafa’yı tahtaya kaldırmış. Öğretmen Mustafa sormuş, sormuş, sormuş… Öğrenci Mustafa cevaplamış, cevaplamış, cevaplamış…Şaşkın’a dönen öğretmen demiş ki :

       “Sen Mustafa, ben Mustafa …İki Mustafa’ya bu okul iki Mustafa’ya dar gelir. Senin adına  ben Kemal sözünü ekleyeyim”. O günden sonra Sınıf birincisinin adı ” Mustafa Kemal olmuş. Böylece babanın koyduğu bir tek isim ikiye çıkmış. .Mustafa Kemal…

       Bu isim giderek,  üçe, dörde hatta beşe çıkacaktır. O sıralarda devletin adı Osmanlı Devleti imiş. Günler ilerledikçe Mustafa Kemal’in adı da Osmanlı Zabiti Mustafa Kemalmiş.

 Osmanlı Devleti üç kıtaya yayılan büyük bir  devletmiş.16.yüzyıl sonlarında Doğu Avrupa, Güney Batı Asya, Ve Kuzey Afrika…

Bir milyon sekiz yüz bin kilometre karede 14 Milyon 630 bin nüfus… Kilometre kareye 1,3 kişi düşüyor. Osmanlı İmparatorluğu  yıllarca süren savaşların içinden çıkamadığı için, ne gelişmeye ne çoğalmaya ne okumaya fırsat bulabilmiş. Yorgun ,hastalıklı  aç ve cahil bir toplum… Falih Rıfkı Atay’ın söylemiyle   “Anadolu. doğudan batıya uzanmış, memelerini sömürgelerin ağzına vermiş, sütü kanıyla karışık emilen sağmal  bir inekti…”

       Anadolu yalnız aç değil, yalnız yorgun değil, yalnız çıplak değil ve … yalnız memelerini sömürgelerin ağzına vermiş sağmal bir inek değil, ayni zamanda cahildi. Çünkü yönetenler de, bir kaçı dışında, hepsi cahildi.. Onları, yani yöneticileri de dahi koca bir milleti cahil bırakan tek bir öge vardı : Yazı… yani alfabe.

       Ve çünkü o günkü  yazımız Türk gırtlağına uymuyordu. .Arap yazısı, bütün sözcükleri ifade edecek şekilde dilimizi karşılamıyordu. 620 yıl koca bir millet, bu yazıyla oyalanmış. Örneğin (mektep)yazmışlar ,(mektup)  diye okunmuş. (mürekkep ) yazılmış (merkep) diye okunmuş, (kül) yazmışlar (gül) okunmuş  hatta (göl)okunmuş. (Kol) yazıp (kul) okuyan da var. Osmanlı aydınları(Yusuf Akçora, Ahmet Agayef)gibi… buna çareler arayıp yazıyı değiştirme önerileri getirmişlerse de    başarıya ulaşamamışlar. Çünkü yazı islam kaynaklı olup dokunulmaz olduğu   sanılan bir yazıdır.

                                  Yarın: Çözüme doğru

 

(Dünden devam)

Nihayet Mustafa Kemal diye bir kahraman çıkıp ülkesini olduğu gibi, dilini de yabancı boyunduruğundan kurtarmasaydı, bu( 6 ) asra bir asır daha eklemek mümkün olmayacaktı. Koca bir devletten ne bulup da yeni alfabeyi öğretecektik?. 3 Kasım 1928’de TBMM’de Arap alfabesi yerine, Yeni Türk alfabesi kabul edilmiş olmasaydı, koca bir millet bu cehalet girdabında, hiç şühesiz ve  mutlaka boğulacaktı..

       Yeni Türk alfabesinin kabulü münasebetiyle  Türkiye’nin her yerinde Millet Mektepleri adı altında  A ve B kursları açılmıştır. Bu kurslarda Mustafa Kemal Atatürk, ilk günden itibaren dersler verdiği için kendisine  TBMM tarafından 24 Kasım 1928 tarihinde(Millet Mektepleri Başöğretmenliği) sıfatı,hatıra ve ödül olarak, verilmiştir.

       YENİ HARFLERLE KAÇ KİŞİ   OKUMA YAZMA ÖĞRENDİ?

Osmanlı döneminde okur yazar  oranı çok düşüktü. Tahminen %5-6 olan bu oran 1927 nüfus sayımına kadar belirsizliğini korumuştur. Bu sayımda okur yazar oranı %10,6 dı. Aradan 8 yıl geçinceye kadar başka sayım yapılmadı. 1935 sayımında  %19,2 olan okur yazar sayısı 8 yılda %8 civarında artmıştır. Yani yılda yüz kişiden bir kişi okuryazar olmuştur. Bu oranlar, 1950’de %33,6 ya yükselmiştir. Bu artışta Köy Enstitüleriyle başlayan  aydınlanma döneminin büyük katkısı vardır.

Bir an için bu noktaya göz atalım 1935 yılında Türkiye’de okuma yazma oranının yükseltilmesi konusu 1935 kurultayında gündem oluşturmuştur. Bu tarihe kadar Türkiye’deki kırk bin köyden 32.bininde okul ve öğretmen yoktur. Okulsuz ve öğretmensiz köyleri okula ve öğretmene kavuşturmanın yolu pratik, ucuz ve hızlı bir eğitim- den geçmektedir. Bu amaca ulaşmak için önce köy öğretmen okulları, sonra köy enstitüleri ve eğitmen kursları açılmıştır. Ve 1960 yılında okuma yazma oranı %39,5’a   çıkmış, 1970 yılı artışı %54,7

olmuştur.  Bugünkü durum, okuma yazma oranları bakımından hayli sevindiricidir. Şöyle ki :         

2017’yılında okuma yazma oranı %95,78 dir. Bugün,  yüz kişiden okuma yazma bilmeyen sadece dört kişi kalmıştır. Bu çok başarılı bir sonuçtur. Bu başarıyı her şeyden  önce yeni Türk alfabesine borçluyuz. Sonra Başöğretmen Atatürk ve Köy Enstitülerini ve eğitmen kurslarını kuran İsmet İnönü, Hasan Ali Yücel ve Saffet Arıkan,  büyük eğitimci   İsmail Hakkı Tonguç gibi önderler başarının gerçek sahibidirler.

       Eğer Türkiye Cumhuriyeti harf devrimini yapmamış olsaydı, Arap harfleriyle uygarlık yolunda bu başarıya  ulaşmak şöyle dursun, uygarlık yolunda  gelişmiş ülkelerin yanından bile geçemeyecektik. Nitekim kendi alfabesi ile öğretim yapan Arap ülkelerinde de Türkiye’nin elde ettiği başarıya ulaşılamamıştır. Örneğin Suriye bizim yanımızda nal toplamakla meşguldür. 

      1970 yılında Türkiye’de halkın %48,6 sı okuma-yazma bilmiyordu. Ayni yıl Suriye’de halkın %60 ı’ cahildi. Eğer biz de Arap yazısıyla kültür hayatına damga vurmaya kalksaydık, nal toplayan bizden başka halk bulunamazdı. Şimdi  Suriyenin yeri, kendi dilinin alfabesini kullandığı halde, bizim 12 puan gerimizdedir. halkın %12’den fazlası okumasız  yazmasızdır.

       2017 yılında   en fazla okur yazar olan ülkelerden İran ise okuma yazma bilmeyen kişi oranı.%77’ dir.  Çünkü İran kendi dilinde olmayan Arap alfabesini kullanmaktadır.

Bu kısa nottan sonra yeniden 2017 istatistiklerine dönelim: Türkiye’de okuma yazma oranı 2017’de %95,78’dir.Bunu kafamıza iyice yerleştirelim. Nereden nereye gelmişiz ? İzleyelim..

       İLLERİMİZDE OKUMA YAZMA

2017’de okuma yazma oranı bakımından: Antalya birinci olup okuryazar oranı %94. 05’tir.Tekirdağ’da %93 45,:İzmir %93.90 dır.

Muğla ili okuryazar oranı bakımından  6.sıradadır.

Muğla’da okur yazar oranı %89,98 Yaklaşık% 90.Okur yazar oranının en düşük olduğu üç ilimiz 1- Şanlı Urfa 2-Mardin3- Şırnak’tırHer ilde okuryazar olmayanlar 65 yaş ve üstündekilerdir.

       Not: yukarıdaki rakamlar, Türkiye’de okuma yazma bilmeyen illerin Doğu, Güneydoğu, Kuzey doğu illerinde toplandığını göstermektedir. görülmektedir. Bu iller için yeni bir mücadele başlatılmalıdır. Ayrıca Türkiye’de Osmanlıcayı, ders olarak müfredata almak isteyen yoksul düşüncelerin öğrenmesi gereken bir gerçek daha vardır. Osmanlıca ile bu milleti 600 yıl oyalamış olanlara katılmakla kalmaz, onların etek uçlarında 600 yıl daha sürünürsünüz.

Not: Sayılar DİE’den alınmıştır.     

YAZARIN DİĞER YAZILARI
         GİDİYORUZ BİRER BİRER (2) haberi

GİDİYORUZ BİRER BİRER (2)

 
GİDİYORUZ BİRER BİRER (2)
ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM haberi

ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM

ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM   ...
ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM
BAŞLADIK YENİDEN haberi

BAŞLADIK YENİDEN

BAŞLADIK YENİDEN
BAŞLADIK YENİDEN
HAMAM BÖCEĞİ TÜRKÜSÜ haberi

HAMAM BÖCEĞİ TÜRKÜSÜ

                        HAMAM BÖCEĞİ TÜ ...
HAMAM BÖCEĞİ TÜRKÜSÜ
Diktatörlerin ayak izlerinden notlar: haberi

Diktatörlerin ayak izlerinden notlar:

Diktatörlerin ayak izlerinden notlar:
Diktatörlerin ayak izlerinden notlar:
  HAMAM BÖCEKLERİ haberi

HAMAM BÖCEKLERİ

  HAMAM BÖCEKLERİ
HAMAM BÖCEKLERİ
Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu: haberi

Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu:

Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu:
Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu:
EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK haberi

EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK

EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK
EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK
BİR MUĞLA UZMANI haberi

BİR MUĞLA UZMANI

BİR MUĞLA UZMANI                           ...
BİR MUĞLA UZMANI