EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     


Köy Enstitülerinde karma eğitim uygulanmaktadır. Köy Enstitüleri uygulamalarına karşı olan çevreler ve sağ siyasetçiler kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta okumalarının uygun olmadığını ileri sürerek kızların namusları yitirdiklerini, namussuz oldukları iftiralarını atarak halkın dikkatinin bu konu üzerinde yoğunlaşmasını sağlamaya çalıştılar.  Eleştiri ve tepkiler daha çok köy enstitülerine öğretmen yetiştiren yüksek köy enstitüsüne yapılmaktaydı. Sağ çevrelerinin, toprak ve köy ağalarının ve CHP içi muhalefetinin baskıları sonucunda 1947 yılında köy enstitüsü öğretim programı ve yönetmeliği değiştirilerek öğrencilerin yönetime katılması, iş eğitimi gibi temel ilkeler ve etkinlikler uygulamadan kaldırıldı. Mezun öğrencilere gittikleri köylerde arazi verilmesi, tarım araç ve gereçleri verilmesi sona erdirildi.
CHP içinde “köylüyü topraklandırma kanunu”na sert muhalefet yapan kimi milletvekilleri ayrılarak Ocak 1946'da Demokrat Partiyi kurdular. Demokrat Parti muhalefetinin yanı sıra CHP içindeki sağ muhalefetin yoğun baskıları sonucu gerici-yobaz nitelikli Reşat Şemsettin Sirer Milli Eğitim Bakanı yapıldı. Bakanın ilk işi Köy Enstitülerinin fikir babası olan İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'u görevden almak oldu. Köy enstitülerinde özveri ile çalışan  devrimci, demokrat müdürler ve öğretmenler görevlerinden alınarak başka okullara gönderildiler. Yerlerine tutucu, muhafazakar, gericiler getirildi. Yüksek köy enstitüsünü bitirenlere müfettişlik yerine gezici başöğretmenlik görevi verildi. Hatta Yüksek köy enstitüsünü başarı ile bitiren Ali Yılmaz gibi kimilerini müfettişlik görevinden alıp soruşturmasını yaptığı ve yetersizlik raporu verdiği ilkokul müdürünün okuluna öğretmen olarak verildiler. Tutucular, gericiler, bazı yüksek rütbeli askerler ve siyaset çevreleri köy enstitülerini komünist yuvaları olarak görüp, yıpratıcı propagandalara başladılar.
1946 seçimleri sonunda Köy Enstitülerini amacından saptırma girişim ve baskıları giderek arttırıldı. Köy Enstitüleri yerine imam hatip okullarına yönlendirme düşüncesi ortaya çıkıp yayılmaya başladı. Bunun ilk aşamalarından biri olarak 1947 yılında Yüksek Köy Enstitüsü kapatılıp, Yüksek İslam Enstitüsü  kuruldu. Bütün bu kampanyalar ve gerici çalışmalar sonucunda 1947 yılında Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, köy enstitülerine karşı yapılan bu karalama kampanyalarına karşı CHP meclis grubunda desteğini dolayısı ile gücünü yitirdiğini söylemiştir.
Köy Enstitülerine  karşı yoğun tepkiler  ve İsmet İnönü 
Yıllar sonra İsmet İnönü eski bakanlardan Muammer Erten'i yemeğe çağırır. Erten yemek sırasında - “Paşam bu Köy Enstitülerinin (Yüksek Köy Enstitüsünü demek istiyor) kapanması olayı nasıl oldu? Siz bu kurumları sevip destekliyordunuz. Ama sonradan Ulusal Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile Dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'u görevden alınca Köy Enstitülerinin hızı kesildi. Nasıl oldu bu.” sorusuna İsmet İnönü şöyle bir cevap verir.
“Köy Enstitülerinin kapanmasından duyduğum acıyı tarif edemem. Bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi acı duyarım. Ama bazı çevreler bu konuda beni suçlarlar. Görevden almalar öncesi CHP Kurultayında Köy Enstitüleri üzerinde bir aleyhte kampanya başladı. Bunların doğru olmadığını bizzat yerinde gözlemlediğimi belirtmeme karşın söylentiler giderek yaygınlaştı. CHP meclis grubunu da etkiledi. Grubun çoğunluğu Köy Enstitülerinin aleyhine dönüştü. Böylece meclis grubunda bu konuda desteği  ve gücümü yitirdim. Aleyhte propagandalarda daha çok Bakan Hasan Ali Yücel ve Genel Müdür İsmail Hakkı Tonguç hedef alınıyordu. Ordunun üst kademesinde de rahatsızlıklar başladı. Mareşal Fevzi Çakmak gelinip “Bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksınız?” diye sorulunca olayın boyutunun sanıldığından daha yüksek olduğu ortaya çıktı.
İnönü Ulusal Eğitim bakanı Hasan Asli Yücel'in ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'u daha fazla yıpratmamak için gönüllerini alarak, bir süre için şimşekleri üzerlerinden uzaklaştırmak istediğini ve bu nedenle görevden alındıklarını belirtir. Dönemin Cumhurbaşkanı İnönü; tepkiler durulunca bu kişileri tekrar görevlerine iade etme düşüncesindedir. Fakat sonradan gelişen olaylar bunun mümkün olamayacağını gösterir. İşte bu tepkiler nedeniyledir ki Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatılır. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünden mezun olan öğrencilerden aydın ve ilerici düşünceye sahip olanları solcu ve komünist oldukları gerekçesi ile askerde yedek subay yapılmamışlar, çavuş–onbaşı rütbesi ile askerliğini yapıp terhis edilmişlerdir. 
1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelince kız–erkek karma eğitim yapan köy enstitülerindeki kız öğrencileri İzmir-Kızılçullu ve Trabzon-Beşikdüzü Köy Enstitülerinde toplandı. Kızılçullu kapatılınca kız öğrenciler Bolu Kız Öğretmen Okuluna gönderildi. Ayrıca yine DP iktidara gelince 4 köy enstitüsünde bulunan sağlık memuru yetiştiren “sağlık kolu” da kapatıldı. 1951 yılında ise Köy enstitülerinin öğretim süresi 5 yıldan 6 yıla çıkarıldı. 
Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler atandıkları köylerinde okul binası yapımında okula ait tarla ve bahçelerin  işlenmesinde köylülerle imece usulü çalıştılar. İmecede çalışan köylüler yorulsa da köyüne bir şeyler yapıldığını görmenin sevincini ve heyecanını yaşadılar. Bu nedenle köylüler Köy Enstitülerine karşı değillerdi. Köylüler okul binasının, köyünün yolunun yapılması, bilmediği ağaç fidanlarının dikilip yetiştirilmesinden oldukça memnundular. Çorak arazilerin ürün vermez diyerek yıllarca dikim yapılmamasını bırakıp üzüm bağları dikerek ürün elde edildiğini görmeleri, hayvan yetiştirmede atadan gelen yöntemleri bırakıp yeni yöntemlerle sağlıklı hayvan yetiştirmeleri, et-süt veriminin artması, oturdukları köy evlerinin daha yaşanılası hale gelmesi gibi gelişmelerden son derece hoşnut kalmışlardır. Ayrıca gelirleri ve ekonomik kazançları da arttığından, ekonomik bakımdan birilerine muhtaç olmaktan çıkıp kimseye bağımlı olmadan kendi kendine yeter hale gelerek kendilerine olan güvenlerinin artması da bir başka getiri idi. Ancak memnun olmayan kesim köy ağaları ve para babaları idi. 
Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerin köylere atanmaları arttıkça köylerin ve köylülerin aydınlanması giderek yaygınlaştı. Köylüler aydınlandıkça bilinçlenmeye başladılar. Köylülerde sorma, sorgulama, akıl yürütme, araştırma, inandıklarını savunma ve tepki gösterme refleksleri gelişti. Çıkarları bozulmaya başlayan köy ağaları köylülerin kendilerine duydukları saygıyı ve bağlılıklarını yitirmeye başladıklarını anladıkları anda harekete geçtiler. Bir grup DP milletvekili zamanın başbakanı Adnan Menderes ile görüşerek köy enstitülerinin kapatılmasını istediler. Gerekçeleri ise; köylülerin bilinçlendikçe DP'ye değil CHP'ye oy verme eğilimine girecekleri ve Menderesi iktidardan düşürüleceği idi ve bu yolla Menderes'i ikna etmeye çalıştılar. Dışarıda ise emperyalist çevreler, en başta ABD yetkilileri Türkiye'de köylünün aydınlanmasından ve ülkenin gelişip kalkınmasından kaygı duyduklarından dolayı köy enstitülerinin kapatılması gerektiğini belirtmekte idiler. 
Köy ağalarının, egemen çevrelerin ve sağ siyasetçilerin köylülerin uyanışından duydukları tedirginlikle ve çıkarlarının bozulacağı endişesi ile Demokrat parti iktidarı tarafından 27 Ocak 1954 tarih ve 6234 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri kapatılarak “İlköğretmen Okulları”na dönüştürüldü.
Köy Enstitülerinin neden kapatıldığına ilişkin en gerçekçi ve en saydam açıklamasını Sovyet Harp Akademisini bitirip, bir süre Sovyet ordusunda komutanlık yapıp, daha sonra Türkiye'ye göç eden ve 1950–1960 döneminin Demokrat Parti milletvekili Kinyas Kartal yapar. Aynı zamanda toprak ağası olan Kinyas Kartal, yıllar sonra, Köy Enstitülerinin neden kapatıldığına ilişkin soruya şu açıklamayı getirir. “Sovyet Rusya'da okuyup en yüksek düzeyde komünist eğitimi almış biri olarak biliyorum ki, Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince köylüler, benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik ve Köy Enstitülerini kapattık.”
Köy Enstitülerinin kapatıldığı gün ilk tepki yine Köy Enstitüsü çıkışlı Bahattin Uyar ağabeyimizden bir şiirle geldi. Bu şiiri sınmadan önce şiirin yazarı Bahattin Uyar hakkında bilgileri vermek ve ardından şiiri sunmak yerinde olacaktır.
1934 yılında Muğla ili Yatağan ilçesi Şeref köyünde doğan Bahattin Uyar ilkokul 3. sınıfa kadar kendi köyünde 4. ve 5. sınıfları ise Bayır köyünde okuduktan sonra 1946 yılında Ortaklar Köy Enstitüsüne girdi. 1950 yılında Köy Enstitüsü Sağlık memurluğu kolunu bitirdikten sonra Yatağan ilçesine bağlı Kavaklıdere-Salkım köyler grubu sağlık memurluğuna atanmıştır. 1954 yılında fark dersleri sınavlarını başardıktan sonra Ortaklar Öğretmen okulundan öğretmenlik diplomasını almıştır. Bir yıl Yatağan Kozağaç köyünde öğretmenlik yaptıktan sonra Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü girdi. Mezun olduktan sonra yurdun değişik illerindeki orta dereceli okullarda Türkçe–Edebiyat öğretmenliği görevlerini sürdürmüştür. Eğitimcilikteki son yıllarında Muğla merkezdeki değişik okullarda öğretmenlik görevinin yanı sıra okul müdürlüğü görevlerini de yürütmüştür. Mesleki yaşantısının yanı sıra Muğla Öğretmenler Derneği, Muğla Halkevi, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB–DER ) kuruluşlarında başkanlık ve yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştur. Siyasette de SHP il başkanlığı görevini üstlenmiştir. Bir çok dergi ve gazetede yazılar, makaleler yayınlamış olmakla birlikte köy enstitüleri ile ilgili yazı ve şiirlerinin yanı sıra yazdığı bir çok kitabı da bulunmaktadır. 
(Yitik harman şiiri son yazdığı eseri olan Yitik Harmandan Son Taneler–Köy Enstitülü şairler ve yazarlar  kitabından bilgisi dahilinde alınmıştır.)
Bahattin Uyar 1954 yılında Demokrat parti hükümeti tarafından Köy Enstitülerinin kapatıldığı haberini alınca duygulanmış ve aşağıdaki şiiri yazmıştır. 
YİTİK HARMAN
Kara bir akşamında 1954'ün
Yağız alnımızın ak teriyle
Kara düşlü gecelerde oturmuş
Bir harman yerinde 
Yanık bir türkü tutturmuştuk…
İrkildik bir kasırgayla ansızın
Gördük ki yeller esiyor yerinde 
Harmanımızın…
Uyandık en tatlı yerinde uykunun
Ah! Dedik, vah! Ettik
Çırpınıp durduk uzun uzun
Çırpınmak çözüm mü?
Çok düşündük sonsuzluğunda 
Bu derin boşluğun…
Sıvayalım dedik kolları yeniden
Karınca yuvalarını eşeleyip
Harman yerlerini deşeleyip
Ak tohumları tane tane derledik
Avuçlarımızla keseledik, heybeledik.
Bizden sonraki dostlar!
Armağan olsun size
Bu son tohumlar,
Savurun, üfleyin, eleyin, ekin!
Bozkırlar bir daha yeşersin… 
                                        Bahattin Uyar

Özetle, köy enstitülerini 3 aşamada değerlendirmek gerekir.
1-1940–1946 yılları: Kuruluş, gelişme ve yurda yayılma. Örnek bir eğitim sistemi olduğu  gerçeğinin tespiti.
2-1946–1950: Duraklama, yıpratma, işlevini azaltma dönemi 
3-1950–1954: DP iktidarında etkisizleştirme, amacından saptırma ve kapatılışı.
Bu sürecin sonunda da Köy enstitüleri öğretmenleri, kapatılmasından sonra aynı yerdeki öğretmen okullarında uzun yıllar görev yaptılar. Köy enstitüleri kapatıldığı halde uygulamalarının büyük çoğunluğu İlköğretmen Okullarında da devam ettirildi.
Genel bir değerlendirme sunmak gerekirse Köy Enstitülerini kapatmakla Türk Milletinin ve ülkemizin gelişmesini, kalkınmasını, daha da uygarlaşmasını engellediler. 
Tarih bunu kaydetmiştir. 
Egemen çevrelerin bilmedikleri ya da bilmek istemedikleri şudur: toplumların değişimini ve gelişmesini yok edemezsiniz. Ancak belli bir süre duraksatabilirsiniz. Evrende değişmeyen tek şey “değişimin kendisidir.” Akan suyun önüne engeller konsa bile yüksele yüksele engellerin üstüne çıkar ve aka aka yolunu bulur.
Engel sadece zaman kaybettirir. Akışını durduramaz.
Köy Enstitülerinde uygulanan eğitim sistemi; dünya ülkelerinde benzeri bulunmayan sadece bize özgü bir eğitim sistemi idi. Bu eğitim sisteminde ezberciliğe yer yoktu. Yaparak, yaşayarak iş içinde ve iş başında öğrenme esas olarak uygulanmaktaydı. İş yaparak ve üreterek öğrenme, geçerli ilke idi.
Köy Enstitülerinin mimarı ve fikir babası olan dönemin ilköğretim genel müdürü İsmail Hakkı Tonguç'un söylediği ve Kayseri Pazarören Köy Enstitüsünün giriş tabelasında yazdığı gibi “ÜRETMEDEN TÜKETMEK EN BÜYÜK AHLAKSIZLIKTIR.” sözü tüm Köy Enstitülerinin temel ilkesi olmuştur. Sonraki yıllarda UNESCO yetkilileri; tüm gelişmekte olan ülkelere eğitim sistemi olarak Köy Enstitülerini örnek almalarını önermiştir. 
Köy  Enstitüsü mezunlarından bazıları bilim sanat ve edebiyat alanlarında başarılı çalışmalar yapmışlar ve eserlerinde Türk toplumunu ve özellikle Türk köylüsünü öne çıkarmışlardır. Köy Enstitülü yazarlar özellikle öykü ve romanda köy gerçekliğini ortaya koyan eserler vermişlerdir. Bu yazarların en çok eser verenleri ve tanınanlarını şöyle sıralayabiliriz: Mahmut Makal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Dursun Akçam, Yusuf Ziya Bahadınlı, Mehmet Başaran, Ümit Kaftancıoğlu, Osman Şahin, Hasan Kıyafet, Behzat Ay, Ali Yüce, Adnan Binyazar, Kemal Burkay. Daha çok deneme inceleme türünde eser veren Köy Enstitülü yazarların, romancılar kadar olmasa da, tanınmışları ise şunlardır: Emin Özdemir, Sami Gürel, Osman Bolulu, Mehmet Aydın, Abbas Cılga, Abdullah Özkucur, İsa Öztürk, Pakize Türkoğlu, H. Nedim Şahhüseyinoğlu, Refet Özkan Bahattin Uyar.
Bu enstitülerden Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Ümit Kaftancıoğlu, Mehmet Başaran, Pakize Türkoğlu, Ali Dündar, Dursun Akçam, Mehmet Uslu  gibi daha birçok ünlü yazarlar ve düşünürler mezun olmuştur. Bu isimlere, ulusal düzeyde tanınmamış, bir veya birkaç kitap yazmış onlarca Köy Enstitülü yazar da eklenebilir. Köy Enstitüsü çıkışlı yazarlardan Emin Özdemir'e göre, onlar “edebiyatın coğrafyasını” değiştirdiler. Daha önce İstanbul ve birkaç büyük şehirle sınırlı edebiyat mekânı bütün ülkeyi kucaklayacak ve kapsayacak bir genişliğe kavuştu.
Ümit Kaftancıoğlu ve Dursun Akçam Kars ve yöresini edebiyata sokarken, Osman Şahin Toroslar'dan Akdeniz'e açılıyordu. Mehmet Başaran Trakya ve Kazdağları'nı anlattı. Talip Apaydın, Yusuf Ziya Bahadınlı İç Batı Anadolu ve Orta Anadolu'yu edebiyata taşıdılar. Behzat Ay, Samsun-Bafra'yı yazdı. Fakir Baykurt İç Batı Anadolu, Ankara, Almanya mekânlı eserler verdi. Haydar Işık Doğu Anadolu eksenli romanlar yazdı. Hasan Kıyafet Trakya ve Anadolu'yu yazdı.
Edebiyatımızın coğrafyasını genişletmeleri Köy Enstitülü yazarların edebiyatımıza yaptıkları olağanüstü bir katkıdır. Köy Enstitülerinden mezun olan birçok öğretmen Enstitüdeki yıllarını kaleme alıp kitap yazmışlar ve Köy Enstitülerinin yapısını, ilkelerini ve işleyişini anlatmışlardır. Köy Enstitüleri konusunda yazılan sayısız kitaplardan örnekler sunmak gerekirse hemen akla gelenler şunlardır:
1- Mustafa Güneri : Hasanoğlan hatırası
2- Mahmut Makal: Köy Enstitüleri ve ötesi
3- Mehmet Başaran: Öğretmenim Hasan Ali Yücel
4- Talip Apaydın: Köy Enstitüsü yılları
5- Canan Yücel Eronat: Köy Enstitüleri dünyasından  Hasan Ali Yücel'e mektuplar
6- Pakize Türkoğlu: Kısa süren hasat – Köy Enstitülerinde öğrenci olmak
7- Cemal Türkmen : Mucizenin mimarları – Köy Enstitülerinin destansı öyküsü
8- Kemal Tahir : Bozkırdaki çiçek
9-  Mahmut Saral : Köy Enstitüleri – Uyuyan devin uyanışı
10- Can Dündar : ( Belgesel kitaplar ) ; Köy Enstitüleri
Kaynaklar:
1-Mevlüt Kaplan : Aydınlanma devrimi ve KÖY ENSTİTÜLERİ
2-Mustafa Aydoğan: Köy Eğitim Sistemi ve  Köy Enstitüleri
3-Engin Tonguç: Köy Enstitülerinin İzinde 
4-İsmail Hakkı Tonguç: Canlandırılacak Köy 
5-Ali Yılmaz: İlk Köy Enstitülü
6-Mehmet Erbil : Eğitim Onurumuz Köy Enstitüleri ve  Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü
7-Ankara Üniversitesi yayını  cilt 57 sayı 2  yıl 2004- Köy Enstitüleri ve Sağlık Eğitimi
8-Bahattin Uyar : Yitik Harmandan SON TANELER – Köy Enstitülü şairler ve   yazarlar  antolojisi 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
  EĞİTİMDE  DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ  haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN  EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ haberi

ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ

ÖNSÖZDeğerli Muğla Devrim Gazetesi okurları,17 Nisan 1940'ta kuruluşundan bu yana Köy Enstitüleri ile ilgili olarak çok şeyler yazıldı, çizildi. Bu konuda sayısız makale ve kitap yazıldı. Toplantılar, paneller ve konferanslarda anlatıldı. Olumlu ...
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam            Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanı olması ile daha da yoğunlaştırılan eğitimde yeni arayışlar çabaları dönemin İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'un hazırlayıp sunduğu ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Okuma çağındaki (6 yaş ve üzerindeki) insanlarımızın yılla ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE  KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde “Sağlık Memurluğu Kolu” Açılması ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Her Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen pansuman veya enjeksiyon yapmak, tansiyon ölçmek, akrep sokmaları gibi acil durumlara müdahale etmek gibi temel sağlık bilgileri ve bunları uygulamada kullanacağı malzemelere sahipti ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde karma eğitim uygulanmaktadır. Köy Enstitüleri uygulamalarına karşı olan çevreler ve sağ siyasetçiler kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta okumalarının uygun olmadığını ileri sürerek kızların namus ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ