NEREYE GİDİYORUZ

NEREYE GİDİYORUZ

(Ülkenin düştüğü duruma bakın)

 

Türkiye’nin dış politikada geldiği nokta içler acısı. Sadece dış politikada mı içler acısı? İç politikada da bir bilinmezliğe sürüklenmiş gidiyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Yurtta barış, dünyada barış” politikası, “Yurtta savaş, dünyada savaş” politikasına çevrilince olan bize olmuş durumda! Bunca yıl izlenen denge politikası emperyal amaçlarla ve mezhepçiliğe dayalı bir politikayla hareket edilmesi; hem içte, hem dışta bizi olumsuzluklarla karşı karşıya bırakmış durumda. İç siyasette hukuksuzluk, yolsuzluk, ötekileştirme ve düşmanlaştırma başını alıp giderken, dış siyasette mezhepsel yakınlaşma, hegemonya ve akıl dışılık almış başını gidiyor. Birinci Dünya Savaşında, Osmanlı İmparatorluğu’nu yok eden, parçalayan “Sevr Anlaşması” geri döndürülmüş bulunmaktadır!

Osmanlı düşleri kuran iktidar, ne yazık ki; Enver Paşanın düştüğü tuzağa düşmüş bulunmakta. Birinci Dünya Savaşı’nda tüm Müslümanları tek bayrak altında toplamak için fetva veren (Halife de sayılan) Padişahın düştüğü durumu hepimiz biliyoruz. Verilen fetvayla bırakın Müslümanları Osmanlı İmparatorluğu bayrağı altında toplamayı, birçok Müslüman topluluğu (şimdi birçoğu devlet oldu) İngiliz, Fransız ve birçok başka ülkelerin yanında yer alarak; bize karşı savaştılar.

İktidarın izlediği dış politikada, IŞİD için “Öfkeli çocuklar” diyerek sempati gösterenler, IŞİD terörü bize dönünce şaşkınlığa düşmüş durumdalar. Dış politikada yalnızlığa düştüklerinde, “Değerli yalnızlığa” sığınanlar, hata üzerine hata yapmaya devam ediyorlar. Bu hataları nedeniyle, ülke insanı çok acı çekiyor, acı çekmeye devam ediyorlar.

Yıllardır terör örgütlerini destekleyen ülkelere sesimizi duyurmaya çalışırken, iktidarın dış politikayı değiştirmesiyle ülkemiz, Ortadoğu bataklığına gömülürken, dış ülkelere terörü desteklememeleri için sesimizi nasıl duyuracağız? Bölünmemiz, parçalanmamız yönünde ki çabalara nasıl engel olacağız? İnsan kayıplarını nasıl önleyeceğiz? Ekonomimizi nasıl geliştireceğiz?

Ulusal basından okuduğum iki haber tüylerimi diken diken etti. Geldiğimiz noktaya bakın; “ABD’li ünlü araştırmacı gazeteci SeymourHersh, Suriye’deki kirli savaşta Türkiye’ye yönelik ağır ithamlara yer verdiği, yeni bir makaleye imza attı. ABD Başkanı Barack Obama’nın “Esat gitmeli” tutumu nedeniyle 2012-2013 yıllarında Pentegon ile arasında görüş ayrılığının oluştuğu, ABD Genel Kurmayının Suriye’de “Ilımlı İslamcıların” zayıf olduğu tespitinin ardından Suriye yönetimine istihbarat desteği sunduğu iddia edildi. Bu destekte Türkiye’den “Erdoğan’a bağlı olmayan” Türk yetkililerinin de rol oynadığı öne sürüldü…

…Savunma İstihbarat Ajansı (DIA), “Ilımlı isyancıların Esat rejimini deviremeyeceğini, engel olunmazsa Şam’ın Libya’daki gibi radikal cihatçıların eline düşeceğini tespit etti…

…Pentegon ile DIA’nın 2013 yazındaki raporuna kadar CIA, Katar ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle Libya’daki silahları Türkiye aracılığıyla Suriye’ye taşıyordu. Yeni istihbarat raporu ise Türkiye’yi Obama’nın Suriye politikası önünde en büyük engel olarak gösteriyordu. Türkiye ile belirlenen sözde “ılımlı” isyancılar silahlandırılıp destekleme siyasetinin Nusra ve IŞİD dâhi radikallere yaradığını ortaya koydu.” Obama’yı dahi dinlemeyen ABD Genel Kurmayı daha sonra bazı istekleri karşılığında Suriye’deki Esat rejimine istihbarat aktarıyor. Muhaliflere gelen silah sevkiyatını sekteye uğratıyor. ABD istihbaratı, “Türkiye Yönetiminin yıllarca Nusra cephesi ve IŞİD’i desteklediğini kanıtladı.” Demekte.

Daha sonra yazı şöyle devam ediyor; “Türkiye bu dengeyi yok edebilirdi. Bu Erdoğan’ın rüyasıydı. Kendisine yabacı cihatçıların Türkiye’ye akma hattını kapamasını istediğimizi söyledik, fakat Osmanlıyı restore etmek gibi çok büyük rüyalar görüyordu ve başarılı olabileceği şeyin boyutlarını anlamıyordu.” Denmekte.

“Ülkenin dostları yoktur, çıkarları vardır” diyen İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’ın ne kadar haklı olduğunu görüyoruz.

Başka bir ülke, Norveç; “Norveç Dışişleri, “IŞİD petrolü Türkiye’ye geliyor.” Bir rapor hazırlıyor. Norveç Dışişleri Bakanlığının talebiyle RystadEnergy isimli petrol ve doğalgaz danışmanlık şirketinin hazırladığı rapor, Norveç Gazetesi Klassekampen’de yayınlandı. Haziran tarihli raporda, IŞİD’in Suriye ve Irak’ta ele geçirdiği bölgelerden büyük miktarda petrolün tankerlerle Türkiye’ye getirildiği ve varil başına fiyatın 25 dolara kadar düştüğü belirtiliyor. Raporda, “İhracaat Türkiye’deki iyi kurulmuş karaborsa üzerinden yürütülüyor.” Diyerek resmen Türkiye’yi suçlamaktalar.

Bir zamanlar saygın bir ülke olan, kör topalda olsa demokrasiyle yönetilmeye çalışılan Türkiye’nin son yıllarda; içeride ve dışarıda düşürüldüğü duruma bakın!

Yıllardır Ortadoğu bataklığına düşmeyen ülkem, ne amaçla bu yola düştü/düşürüldü? İnsan düşünmeden edemiyor; bütün kargaşalar, bu acılar, yokluklar, yoksunluklar bir adamın “Başkan” olması için mi? Bu tek adamlık hırsı niye? Ülkeyi çadırlı ülke durumuna getirmeye kim önayak oluyor? Başkan olunca (Padişah) acaba ölümsüzleşiyor mu?

Ülke kanrevan içinde, insanlar yerlerinden yurtlarından göçerken tek adamlığı hayal edenlere ne denir? Bunun yorumunu sevgili okuyucularıma bırakıyorum!..

 

Saygılarımla.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
  TOTALİTER REJİM UYGULAMALARI  İTALYA ÖRNEĞİ: FAŞİZİM DERS-2 haberi

TOTALİTER REJİM UYGULAMALARI İTALYA ÖRNEĞİ: FAŞİZİM DERS-2

TOTALİTER REJİM UYGULAMALARI İTALYA ÖRNEĞİ: FAŞİZİM DERS-2
2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN haberi

2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN

Değerli eğitimci, MEB Başmüfettişi (Emekli), Şair ve Yazar, Sayın Yadiğar SARI’YA bırakalım sözü. ...
2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN
NEREYE GİDİYORUZ haberi

NEREYE GİDİYORUZ

NEREYE GİDİYORUZ ...
NEREYE GİDİYORUZ
GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM! haberi

GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM!

GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM!
GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM!