SORMADAN, SORGULAMADAN OLMAZ!

SORMADAN, SORGULAMADAN OLMAZ!

Bu gün ülkemizin geldiği durum çok kötüdür. Ülke, bir barut fıçısı üzerinde patlamaya hazır durumdadır. Ülkede; ne hukuk işlemekte, ne normlar yerli yerinde, ne de dini inanç, din olgularının inanışı içindedir. Tam anlamıyla 'anomi' bir durumla karşı karşıyayız. (Normsuzluk ve kuralsızlık anlamına gelen 'anomi' kavramı, bir davranışta bulunulması gerektiğinde hangi normları ölçüt alacaklarını bilemez duruma gelen bireylerin toplumsal bütünleşmelerini engelleyen düzensizlik durumu olarak tanımlanmıştır. Diğer bir anlamı; boşluk, kaidesizlik, normsuzluk, kanunsuzluk, sosyal çözülme.  Diğer bir anlamı çürümüşlüktür!)  
Siyasi söylemler, o kadar düşük ki; bunun bireylere yansıması dinamitle ateşin yan yana gelmesi gibidir! Siyasilerin söylemlerini, başta iktidar olmak üzere, sokakta birine söyleseniz cinayet sebebi olabilir. Ne demek (Kılıçtaroğlu'nun AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip ERDOĞAN'ın yakınlarının Man Adasına para transfer ettiğine dair göstermiş olduğu belgeleri kastederek), “İspat edemezsen boğazına ne takacağız göreceksin.” Diyen İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU, ne dediğini biliyor mu acaba? Kendine bağlı olan Masak'ı harekete geçirip, sorgulayacağı yerde, “Manda derisi gibi yüzü var, müfteri durumuna düştü, hızla siyaset çöplüğüne doru yuvarlanıyor” v.b. gibi sözler söyleyen Cumhurbaşkanı nasıl herkesi birleştirecek? Çatışmayı körüklemek değil de nedir, bu söylemler? Bu belgeleri araştırmayıp, “Bir itibar cinayetine kalkışılmıştır. Yalan yanlış belgelerle, aklı sıra akrabalar üzerinden Cumhurbaşkanımızın itibarını zedeleyeceğini zannediyor. Mal bulmuş mâğribi gibi şiddetle celalle Cumhurbaşkanımızın şahsına hakaret ediyor.” Diyen Başbakan Binali YILDIRIM ve diğer AKP'li milletvekilleri neden CHP'nin TBMM'sinde araştırılsın önergesine hayır oyu vererek önergeyi kabul etmediniz? Yoksa Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Bakanların Milletvekillerinin, tüm AKP'lilerin sorgulanamaz bir kutsallığımı vardır? Yasal yollar dururken hakaretle hukuksuzluğun, yolsuzluğun, usulsüzlüğün üstü kapatılabilir mi?
Özellikle gerginlikten beslenen, halkı bölen, ötekileştiren, din ve mezhep üzerinden ayrıştıran, kini-nefreti körükleyen iktidar, insanları, ülkenin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Kısa vadede kendilerine belki siyasi bir çıkar sağlayabilirler. Ama uzun vadede toplumu çatışmaya götürebilirler! Bu çatışma hiç kimseye fayda sağlamaz, ülke ve toplum çöker! 
Demokratik yollardan iktidara gelen AKP, başta din olmak üzere, her türlü kuralsızlığa başvurmak suretiyle iktidardan gitmemeye çalışıyor. İnsanların en temiz duygusu olan inançlarını, kendi amaç ve çıkarlarına kullanmaktan geri durmuyorlar. Bu davranışlar hem dine, hem de inanan insanlara büyük zarar veriyor. Çünkü inanan insanlarla, dini, kendi çıkarına söylemde bulunan insanların dini yaşama ve dine bakışı tam anlamıyla zıt yöndedir. Bu gün söylediğini yârin inkâr eden bu yapı, olmayanı olmuş gibi göstermekte, gerçeklikten uzak, her türlü hile ve yalana başvurmaktadır. Bu söylemler bütün siyasetçiler için geçerli mi, değil mi onu da siz sorgulayın! 
Din sanki hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti, yalanı onaylıyormuş gibi bir hava yaratıp; inanan insanların da kafasının karışmasına neden oluyorlar. Bu tam da 'anomi' ile açıklanacak bir durumdur. Oysa din toplumları ayrıştırıcı değil, birleştirici çimentosudur. İnandığınız her şeyin çürüdüğünü, her şeyi tek adamın keyfine göre düzenlendiğini bir toplumda ne adalet, ne din, ne de ahlâk kalır. Bu tek adamlık bana da verilse fark etmez, sonuç aynı olur! Bu hukuksuzluk, inançsızlık, ahlaksızlık, huzursuzluk çatışmayı da beraberinde getirir. 
Şimdi size inancın ve inançlı birinin mektubunu paylaşacağım: 
“Baba
Bu mektuba sana sevgili babacığım diye başlamak istemedim, sana hep seslendiğim gibi seslenmek istedim: baba diye. 
Seni toprağa verdiğimde 17 yaşındaydım, amcam “İstersen O'nu yaşatabilirsin demişti”, bende öyle yaptım. Seni yaşattım. 
İyi ki; senin kızın olarak doğmuşum. İnananın kimsenin önünde eğilmeyeceğini senden öğrendim. Hâlbuki inançtan söz ettiğini hiç hatırlamıyorum. 
Bizim hiç tanık olmamızı istemezdin kurban kesmene ama ben çocukluğumda gizlice bir kez seni izlemiştim. Son anda gözlerimi ellerimle kapattım ama kurban keserkenki duanı ve kurbanlık hayvanı ikna edişini hala hatırlıyorum. İkna etmeyi senden öğrendim.
Bizlere yaz akşamları karpuz dilimlemeni hatırlıyorum; adil olmayı senden öğrendim. 
Arkadaşlarınla şakalaşmalarını hatırlıyorum; incitmemeyi senden öğrendim. 
Gülen gözlerini hatırlıyorum; sevgiyle bakmayı senden öğrendim. 
Erkeklerin de ağlayabileceğini senden öğrendim.
Doğru, dürüst, vefalı, mağrur ve vakur babam. 
Sadece Allah'a kulluk eden babam.
Ekmeği, işi, aşı, toprağı varken kızlarını okutmak için şehre göçen babam,
İyi ki senin kızın olarak doğmuşum.”
Fatma Kocamemik Sündal  (Anadolu Üniversitesi, Sosyolojiye Giriş, Sayfa: 215).  
Ülkeyi bir aile gibi düşünürsek; seçtiğimiz insanların bizlere karşı nasıl davrandığını oturup düşünmemiz lazım. Biz vatandaş olarak; hiç kimsenin kulu kölesi değiliz. Devlet, vatandaşı için vardır, vatandaş devlet için değil! Bir toplumda, ülkede adalet, sevgi, hoşgörü yoksa ne vatandaş kalır, ne de devlet! 
“Adil olmayı, incitmemeyi, sevgiyle bakmayı, doğru, dürüst, vefalı, mağrur ve vakur, sadece Allah'a kulluk eden babam” diyen bu kız mı doğruları diyor, yoksa her gün çıkıp ağza alınmayacak sözler söyleyerek; sorulan sorulara yanıt veremeyen, vergilerimizden kesilen senin, benim, herkesin hakkı olan paraların nerelere harcandığını açıklayamayan siyasiler mi doğruyu söylüyor? 
Gerçekler acıdır, bir gün mutlaka açığa çıkar! Gerçek inananlarla, inancı kendi çıkarı için kullananların sorgulanmasını size bırakıyorum!         
Saygılarımla.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
  TOTALİTER REJİM UYGULAMALARI  İTALYA ÖRNEĞİ: FAŞİZİM DERS-2 haberi

TOTALİTER REJİM UYGULAMALARI İTALYA ÖRNEĞİ: FAŞİZİM DERS-2

“Totaliterlik kavramının İtalya’da yine Mussolini tarafından siyasi literatüre kazandırılmış olması nedeniyle yine Mussolini tarafından kullanımı yaygınlaştırılan faşizm ile totaliterlik çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. …İtalya’da da ...
TOTALİTER REJİM UYGULAMALARI İTALYA ÖRNEĞİ: FAŞİZİM DERS-2
2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN haberi

2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN

Değerli eğitimci, MEB Başmüfettişi (Emekli), Şair ve Yazar, Sayın Yadiğar SARI’YA bırakalım sözü.   2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN   Sayın meslektaşlarım, Sevgili öğrenciler; 2017-2018 Eğitim ve Öğretim yılının sağlıklı ve başa ...
2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN
NEREYE GİDİYORUZ haberi

NEREYE GİDİYORUZ

NEREYE GİDİYORUZ (Ülkenin düştüğü duruma bakın)   Türkiye’nin dış politikada geldiği nokta içler acısı. Sadece dış politikada mı içler acısı? İç politikada da bir bilinmezliğe sürüklenmiş gidiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Yurtta barış, ...
NEREYE GİDİYORUZ
GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM! haberi

GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM!

GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM!   Türkiye’de, “dediğim dedik, çaldığım düdük” bir anlayış yönetim başında. Yasamayı, yargıyı, yürütmeyi tek adama bağlayan, tek adamın, “Astığım astık, kestiğim kestik” anlayışı; ülkeyi kaosa sürüklemektedir. Yoksul ...
GİDİŞAT HAKKINDA BİR YORUM!
MİZAH! haberi

MİZAH!

MİZAH!     Mizah; Komedi, Güldürü, Eleştiri, İroni ve Hiciv sanatıdır.   “Meyve veren ağaç taşlanır.”   Bu deyim, Anadolu’da çok kullanılır. Bunun açılımı; bir ağacın meyvesi varsa, meyve veriyorsa, meyveye ulaşmak için her ...
MİZAH!
 BİR ÇINAR DEVRİLDİ! haberi

BİR ÇINAR DEVRİLDİ!

    BİR ÇINAR DEVRİLDİ!   Can dostlarımdan birini daha kaybettim, beklemediğim bir anda! Bir ‘Cumhuriyet’ çocuğu olan, Cumhuriyeti kuranlara minnetini her yazısında dile getiren; gazeteci, yazar, hümanist, aydın bir değerimizi kayb ...
BİR ÇINAR DEVRİLDİ!
AYBÜKE’LER ÖLMESİN haberi

AYBÜKE’LER ÖLMESİN

AYBÜKE’LER ÖLMESİN   “Uyan Aybüke’m uyan, uyanmaz oldu,   Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldu.” Şenay Aybüke Yalçın’ın “Mağusa Limanı” ile söylemeye başladığı türkü, arkadaşlarının klibi ile devam ediyor. “Batman’da PKK’lı teröristler t ...
AYBÜKE’LER ÖLMESİN
NEYİN PAZARLIĞI haberi

NEYİN PAZARLIĞI

NEYİN PAZARLIĞI   Her ne kadarda kölelik 1926 yılında Milletler Cemiyeti tarafından yasaklansa da; günümüzde köleliğin kalktığını söylemek yanlıştır!.. Sanayileşmeyle beraber kalkan kölelik, sanayileşmeyle birlikte başka evreye dönüşmüş oldu. ...
NEYİN PAZARLIĞI
NEYİN PAZARLIĞI haberi

NEYİN PAZARLIĞI

NEYİN PAZARLIĞI   Her ne kadarda kölelik 1926 yılında Milletler Cemiyeti tarafından yasaklansa da; günümüzde köleliğin kalktığını söylemek yanlıştır!.. Sanayileşmeyle beraber kalkan kölelik, sanayileşmeyle birlikte başka evreye dönüşmüş oldu. ...
NEYİN PAZARLIĞI