TARİH VE DEVRİM GAZETESİ BAŞYAZARI ÜNAL TÜRKEŞ’İN BİR YAZISI ÜZERİNE

TARİH VE DEVRİM GAZETESİ BAŞYAZARI ÜNAL TÜRKEŞ’İN BİR YAZISI ÜZERİNE

 

MEHMET BİLDİRİCİ

 

Devrim Gazetesi Başyazarı Ünal Türkeş’in 21.09.2017 günlü “TERK ETME” İSİMLİ yazısını çok dikkatli ve birkaç defa okudum.  Yazıda eski Muğla milletvekili Turgut Topaloğlu’nun 1924 yılında yapılan Mübadelede(Türk-Rum zorunlu karşılıklı göçü) giden Rumlara gitme diyen çocukmuş,

yazının devamında bazı başka anılar da yer alıyordu.

Bir arada yaşamış, yer yer kan karışımı olmuş Rum ve Türk halkı kurtuluş savaşında düşman olmuşlardır. Kötü yönetimlerin ve dış devletlerin karışması ile kötü şeyler olmuştur, haklı olabilirler ama aradan geçen yaklaşık yüz sene sonra barışabilmeli düşmanlığı sonsuza kadar taşımamalıdır diye düşünüyorum.

Yunan konsolosluğu tarafından İstanbul’da gerçekleşen Midilli tanıtım (Lesvos) gününde genç bir kadın şairin şiirinden şunlar aklımda kalmıştı. Bir bahar günü güzel bir çiçek kokusu, doğan güneş insanın içini ısıtır. Hem Rum’un hem de Türk’ün içini ısıtır, ayırım yapmaz……

Gerek Muğla’da, gerek Konya’da gerekse gerekse ülkemizin başka bir yerinde Rumlarla iç içe yaşamışız, kültlerimiz hatta kanlarımız birbirine karışmış.

Biz Türkler ise Karya bölgesinde ebediyete kadar olmak üzere  13. yüzyıldan bu yana varız

Eski köy isimlerine bakıyorum şimdi değiştirmişiz muhtemelen Rumların koyduğu isimler, Osmanlı toleransı ile Cumhuriyete kadar gelmiş. Örnek yangın çıkan ve yüreğimizi yakan Zeytinköy’ün ismi Gerit, bir arkadaşım olan Birgül’ün annesinin doğum yeri Genet, şimdi ki adı Menteşe.. Buna pek çok örnek verebilirim…

Kısaca 13. Yüzyıla kadar Rumlaşmış Karya’lılar mübadeleye kadar bu topraklarsa yaşamışlardır. Örnek olarak Kavaklıdere’de gelişmiş bakırcılıkta onların izi vardır.

Bazı tarih bilmeyen öğrenim görmüş ve görmemiş kişiler, Türklerin gelişini yüzyıllar öncesine taşımak istemektedir. Örnek olarak Karyalıların Türk olduğunu savunurlar. Muğla’da çok büyük saygı gören ve Muğla tarihini yazan Zekai Eroğlu Türklerin bu bölgede 8000 yıldan bu yana var olduklarını savunurlar. Kesinleşmemiş tarih ve arkeolojik verilere dayanmayan bu görüşler bence havaya çivi çakmak gibi bir şeydir. Başımızı kuma gömmektir.

Buna bir örnek vermek isterim M.Ö 1295 tarihinde Anadolu’da yaşayan ve büyük bir uygarlık kuran Hititler’le dünyada en eski uygarlıklardan birine var eden Mısırlılar Suriye civarında Kadeş’te savaşırlar ve sonuçta bir anlaşma ile savaşı sonlandırırlar. Mısır tahtında oturan büyük bir Firavun olan II. Ramses büyük bir zafer kazanmış gibi Mısır’ın her tarafına Zafer anıtları diktirir, Hititler daha mütevazı davranır yazıtlara geçerler, ama  sebepleri bilinmeyen şekilde ortadan kaybolurlar sadece Tevrat gibi din kitaplarında isimleri geçer…

Zamanla 1906 yılından itibaren Hitit yazıları okunur üzerinden tozlar

kaldırılır II. RAMSES’İN BİR ZAFER KAZANMADIĞI ORTAYA ÇIKAR, 3200 yıl

sonra gerçek gün yüzüne çıkar.

TARİHİ YANILTMAK, SANAL ARZUYA GÖRE TARİH YAZMAK ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR.

SONUCUNU SEVELİM VEYA SEVMEYELİM TARİHİ DOĞRU OKUMAYA ÇALIŞALIM.

YAZARIN DİĞER YAZILARI