Kuruluşunun 82'inci Yılında Köy Enstitülerini Yeniden Düşünmek

Kuruluşunun 82'inci Yılında Köy Enstitülerini Yeniden Düşünmek

                                                                                                      Mehmet Bilir (PhD)

Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Üyesi

 

 

                                        Köy Enstitülerinin Kuruluşuna Giden Yolda

Köy Öğretmen Okulları ve Eğitmen Kursları

 

 

        Köylere öğretmen yetiştirme sorununa çözüm arama çabaları cumhuriyet öncesi döneme dayanır. 1914 yılında en çarpıcı çözüm önerisi eğitimci Emrullah Efendi'den gelir ki bu önerisi ona ileride Köy enstitülerinin fikir babası olarak anılmasına neden olur. Çünkü Emrullah Efendi Görüşlerini Kastamonu millet vekili olarak Meclis-i Mebusanda yaptığı bir konuşmada açıklayarak resmi kayıtlara geçirir. Emrullah Efendi'nin köy öğretmeni yetiştirme önerisi şöyledir: "Her sancak merkezinde birer kız, birer erkek ilköğretmen okulu açılmalı; Bu okullara her sancağın bölgesine giren her köyden birer kız, birer erkek çocuk alınıp onlara bu okullarda köy koşullarında geçerli olabilecek ilköğretim ve öğretmen okulu öğrenimi verilmelidir. Bunların sekiz yıllık öğrenim süreleri sırasında da her köy kendi okullarını ve öğretmen evlerini yapmalıdır. Ayrıca köy okullarına mali kaynak sağlamak üzere hazineden "maarif tarlası" verilmelidir" (İnan, 1955'ten akt. Altunya,2009)

 

Köyler toplumun toprağa bağlı kılcal kökleridir. Köyler gelişmeden toplum gelişemez. Cumhuriyet ilan edildiğinde ülkenin toplam nüfusunun %80'i köylerde yaşıyordu. Yaklaşık kırk bin (40 000) köyden otuz altı bininde (36.000) okul yoktu. Halk yoksul. Savaş yorgunu ve öğrenilmiş çaresizlik içindedir. Üretim az. Salgın hastalıklar yaygındır. Bu olumsuz durumun baş sorumlusu olan eğitimsizliği ortadan kaldırmak için cumhuriyet döneminde de köye öğretmen yetiştirme konusunda çeşitli görüşler ortaya konmuştur. Maarif Bakanı Mustafa Necati. 22 Mart 1926 tarih ve 789 sayılı Maarif Teşkilatına dair kanunda "Köy Muallim Mektebi"nin yer almasıyla; o yıl Kayseri Zincidere köyünde, 1927 yılında da Denizli'de  olmak üzere öğrenim süresi ilkokula dayalı üç yıl ve yatılı olan Köy Öğretmen Okulu açılmıştır. Bu okullara bağlı bir uygulama ilkokulu bulunmaktaydı. Ayrıca bir iş dershanesi ve el işleri için gerekli aletlerle örnek üretim yapılacak tarla, fidanlık ve sebze bahçesi de bulunacaktı. Mezunlar atandıkları köylerde en az altı yıl zorunlu görev yapacaktı.

         Köy enstitülerinin öncülü sayılabilecek önemli bir uygulama olan bu okullar, Mustafa Necati'nin ölümü üzerine sahipsiz kaldı ve 1932-1933 yıllarında kapatıldı. 1 Kasım 1928'de yapılan harf devrimini izleyen günlerde başlatılan okuma yazma seferberliği, Millet mektebleri ve halkevleri uygulamaları ile önemli gelişmeler kaydedilse de okuma yazmayı ve okullaşmayı yaygınlaştırmada istenilen düzeye ulaşılamamıştır.

 

Köy Eğitmeni yetiştirme Kursları

 

Köye eğitmen gönderme işi bazılarının sandığı gibi askerliğini çavuş onbaşı olarak yapmış olan herkes eğitmen yapılmamıştır.  Her şeyden önce Tonguç tarafından Ankara'nın ve çevresindeki köylerde kapsamlı bir araştırma yapılmıştır. Araştırma bulguları, görevli komisyonca kuyumcu titizliğiyle değerlendirilerek ön hazırlıklar yapılmıştır. Bu konudaki program ve klavuz kitapların hazırlıkları, Tonguç'un başkanlığında aralarında pedagoji alanında yurtdışı deneyimi de bulunan altı (6) kişilik uzman bir kadro tarafından yürütülmüştür. 

Örneğin, Findley'in 1994 yılında M.Rauf İnan'la yaptığı görüşmede İnan*,  Tonguç'un başkanlığında Eğitmen kurslarıyla ilgili hazırlıklarda çalışan altı kişiden birinin kendisi olduğunu, bu konudaki dökümanların bu altı kişilik komisyonca hazırlandığını belirtmiştir  (Findley, 1996,s.79).

Köye eğitmen olarak gönderilecek olanlar; askerliğini çavuş, onbaşı olarak yapmış, askerde bir takımın, bir grubun eğitiminden ve yönetiminden sorumlu olmuş bu konuda deneyim kazanmış olan ve okuma yazma bilenlerin isteklileri arasından durumu sağlıkça uygun olanlar seçilerek yatılı olarak eğitime alınan bu gençler altı (6) ay boyunca  pedagojinin ilmek ilmek işlendiği geceli gündüzlü yoğun bir yetiştirme sürecinden geçiriliyor. Bu yetiştirme süresince komisyonca onlar için hazırlanmış (I.II.III.) Birinci, İkinci ve Üçüncü Yıl Klavuz kitapların rehberliğinde öğretim yöntem ve tekniklerini öğreniyor, uyguluyor. İncelemeyi, eleştirmeyi, takdir, etmeyi, değerlendirmeyi öğreniyorlardı.

Günlük yaşayışın ve okul-eğitim hayatının gerektirdiği temel alet ve araç-gereci kullanma becerisi kazanıyor. teknik tarım, bahçecilik ve hayvancılık konularında bilgi ve beceriler kazanıyor. Kursta başarılı olanlar az nüfuslu köylere eğitmen olarak gönderilmiştir. 

Böylece yetiştirilen bu gençler, atandıkları az nüfuslu köylerde, köylüye okuyup-yazma, faize kadar basit hesap öğretmek, Türk tarihi ve coğrafya hakkında özlü ve temelli bilgi vermek ve aynı zamanda hayat bilgisi işini ve ziraat bilgilerini köylüye uygulamalı olarak öğretecektir.   Program Ziraat ve Kültür (Milli Eğitim) Bakanlıklarınca ortaklaşa yürütülecektir.

Hazırlıkların tamamlanması üzerine ilk eğitmen yetiştirme denemesi 1936 yılında Eskişehir'in Mahmudiye'de bulunan Çifteler harasında yapıldı. Uygulama, program içerikleri ve yetişen eğitmenlerin köylerindeki çalışmaları, İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden değerli pedagog Prof. Dr. Sadrettin Celâl Antel başkanlığında bir eğitimci grubuna incelettirilmiştir.

Antel'in bakanlığa sunduğu raporun olumlu olması sonucu uygulama ertesi yıl yaygınlaştırılarak dört ilde daha başlatılmıştır.

Atatürk, 1 Kasım 1936 da TBMM'nin beşinci dönem ikinci toplantı yılını açarken;

"İlköğretimin yayılması için, sade ve pratik tedbirler almak yolundayız.   İlköğretimde hedefimiz,  bunun genel olmasını biran evvel gerçekleştirmektir.   Bu neticeye varmak, ancak aralıksız tedbir almakla ve onu metodik tatbikle mümkün olabilir.   Milletin başlıca bir işi olarak, bu konuda ısrar etmeyi lüzumlu görüyorum" diyerek hem eğitmen yetiştirme uygulamalarına destek verdiğini, hem de bu uygulamanın geliştirilerek köye gönderilecek öğretmeni yetiştirme işinin daha metodlu ve sistematik olması gerektiğini işaret etmiştir. Bunun üzerine Bir taraftan Eğitmen Kursları yaygınlaştırılırken Bir yandan da Eskişehir Mahmudiye, İzmir Kızılçullu, Kastamonu Gölköy ve Trakya'da Kepirtepe olmak üzere peş, peşe köy enstitülerinin öncülü olan İlkokula dayalı üç yıllık Köy Öğretmen Okulları yeniden açılmaya başlanmıştır (Bilir,2019).

 

 Köy Enstitüleri

 

            Atatürk'ün ölümünden kısa bir süre sonra Milli Eğitim Bakanlığı görevine atanan Hasan Ali Yücel, 7 yıl, 7ay.7 gün bu görende kalmıştır.  Göreve atandığı günden, görevden ayrıldığı güne kadar, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, Cumhuriyet değerlerine uygun olarak eğitim öğretim çalışmalarına hız vermiştir.

            1939 yılında topladığı I. Milli Eğitim Şurasında bakan Yücel; Köy öğretmenlerinin, köyde doğmuş ve büyümüş, köy koşulların bilen gençlerden seçilmesi; köy koşullarına uygun öğretmen okullarında yetiştirilmeleri gerektiğini belirmiştir. Bu özelliklere uygun olarak 1937-1938 yıllarında İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç tarafından dört köy öğretmen okulu açılmıştı. Köy koşullarına uygun öğretmen yetiştirme konusunda Bakan Yücel ile Genel müdür Tonguç uyum içindeydiler. Görevde kaldıkları sürede de uyum ve güven içinde çalışmışlardır. Yücel ile Tonguç'un uyumu eğitimin amacının bireyi özgürleştirme olduğu konusunda da sürmektedir. Her ikisi de hümanist bir kişiliğe sahiptir.

             Hasan Ali Yücel, bizzat insanı yetiştirmedikçe insanın istirmar edileceği konu üzerinde hakimiyet nasıl oluşabilir? (MEB,1946:298) sorusunu sorarak önceliği, insanın eğitimine, onun her türlü sömürüye karşı durabilecek özgür yurttaş olarak yetiştirilmesine verdiğini belirtmiştir. Yücele göre öğretmen, köyün kalkınması yolunda önderlik, yol göstericilik yapacaktır.Tonguç da toplumun çoğunluğunun yaşadığı köylerin anlamlı ve bilinçli olarak köyün içerden canlandırılmasının gereği üzerinde durarak bunun da ancak köy insanının düşüncesinde, davranışlarında, inanışında ve üretim biçiminde köklü yapısal değişiklik yapacak eylemlere girişmekle mümkün olabileceğini vurgular. Ona güre köylü insanı, öylesine bilinçlendirilip, canlandırılma ki, onu ne din simsarları, ne feodal güçler ne de siyasetçi hiçbir güç istirmar edemesin (Tonguç, 1989) görüşündedir. İşte köy enstitüleri köyü canlandırmak, toplumu aydınlatmak için kurulmuş eğitim ve üretim kurumlarıdır.

             Öğretim süresi ilkokula dayalı beş (5) yıl olan bu kurumlar, öğrencilerini kendi bölgelerindeki köy ilkokullarından mezun  öğrenciler arasından sınavla alıyordu. Yatılı olan bu okullar kız erkek karma eğitim yapan yılın 365 günü açık doğal toplum hayatının kendisiydi. Öğrenciler  dönüşümlü olarak dersanede genel kültür ve öğretmenlik meslek dersleri görürken, atölyelerde iş ve meslek öğreniyor, tarla ve bahçelerde hayvancılık ve teknik tarım konusunda bilgi ve beceriler kazanıyorlardı.

 

               Yücel ve Tonguç, ilk iş olarak, yapacakları uygulamaların yasal temelini oluşturmuşlardır. 1939'da Köy eğitmenleri ve köy öğretmen okulları; 17 Nisan 1940'da Köy Enstitüleri; 1942'de de 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunlarının çıkarılmasını sağlanmıştır.

17 Nisan 1940 tarih ve1803 sayılı Köy Enstitüleri yasası çıkarılarak önceden açılmış olan köy öğretmen okulları enstitüye dönüştürülmüş ve 14 yeni köy enstitüsü açılmıştır. Bu sayı 1948 yılına kadar 21'e ulaşmıştır. Yurt düzeyine dengeli dağılımıyla yürüttüğü uygulamalarla bölgeler arası  eğitimde eşitliği ve erişilebilirliği sağlamıştır. Yüksek Köy Enstitüsüyle de köy çocuklarının yüksek öğrenim görme olanağına kavuşması sağlanmıştı.

              Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunun asıl amacı, Türk toplumunun büyük çoğunluğu olan köy topluluğuna, Cumhuriyetin ilke ve idealleriyle uyumlu bir eğitim türünü yaymaktı. Yasa, Milli Eğitim Bakanlığını yalnız eğitim bakımından değil, fakat aynı zamanda köyün ekonomik, zirai, sıhhi ve kültürel kalkınması işlerinin merkezi haline getirmiştir. Ayrıcı bu yasayla köy öğretmeni, öğretimden, halk sağlığına kadar, birçok hayat alanlarında kalkındırma işleriyle görevlendirilirken, köy enstitüsü müdürleri de hemen, hemen bütün köy kalkınması işlerini planlama, kesimlerinde görevli mezunlarının her türlü sorununu çözüme ulaştırmakla yükümlü idiler.

Ancak yasal dayanakları olan ve planlanması yapılan bazı önemli kararlar bakanlıklar arası işbirliğinin aksaması ya da (Tarım-Sağlık) bazı bakanlıkların yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi nedeniyle gerçekleşememiştir. Örneğin, Köy enstitüsü yasasının birinci maddesine göre ". köye yarayan diğer meslek erbabı" yetiştirmenin ilk adımı olarak köyler için sağlık elemanı (köy ebesi, köy sağlık memuru) yetiştirilmesi hakkında 9 Temmuz 1943 tarih ve 4459 yasa çıkarılmış, yasanın gerekçesine göre 1952-1953 öğretim yılı sonuna kadar köy enstitülerine köy ebesi yetiştirmek üzere beş bin (5000) kız, köy sağlık memuru yetiştirmek üzere beş bin (5000) erkek öğrenci fazladan alınacaktı. Böylece 1955-1956 öğretim yılına kadar bütün köyler okula kavuşacağı gibi, 5-10 köyden oluşacak köy gurupları da  ebe ve sağlık memuruna kavuşacaktı. Yasanın çıktığı 1943 yılında bazı Köy enstitülerinde (Kars Cilavuz Köy enstitüsü bunlardan biridir) sağlık kolları açıldı ve 1951 yılında kapanıncaya kadar 1599 sağlık memuru yetiştirildi. Köy enstitülerinde 3. Sınıfı bitiren kız öğrencilerden bir kısmı, 1. Sınıf köy ebesi olmak üzere sağlık bakanlığınca açılacak köy ebe okullarında yetişecekti. Ancak bu okullar açılmadığından köy enstitülerinden ebe yetiştiren olmamıştır (Aydoğan 2006).

 

              Enstitülerin toplumu kucaklayan bu devrimci aydınlanmacı kalkınma hamlesi, çok partili döneme geçişle birlikte Enstitülere ve bakan Yücele karşı olan çıkar çevrelerince enstitülerin karma oluşu kullanılaran haksız ve temelsiz karalamalara başlanmıştır.  Hasan Ali Yücel'in bakanlıktan ayrılması, Tonguç'un görevden uzaklaştırılması, Enstitü Müdürü M.Rauf İnanın görevden el çektirilmesi.ve enstitü karşıtlığıyla bilinen Reşat Semsettin Sirer'in bakanlık koltuğuna oturmasıyla1947'de  Enstitü programlarında değişikliğe gidilmiş. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatılmıştır. 1950 yılında Demokrat partinin iktidara gelmesiyle birlikte aydınlanma karşıtı güçler ve feodal yapılar harekete geçmiştir. İlk ağızda cumhuriyetin aydınlanma kurumlarından Halkevleri kapatılmış, kitaplıkları talan edilmiş, pek çok kitap yakılmıştır.  1954 yılında da Köy enstitüleri kapatılarak ilköğretmen okullarına dönüştürülmüştür. Aradan geçen bunca zamanda köy enstitülerinin yaktığı aydınlanma ışığı sönmemiş, harlanarak günümüze kadar gelmiştir.

            Günümüzde o başlangıçtaki nüfus yapımız tersine dönmüş, büyük şehir uygulamalarıyla kentli nüfus oranı %90'lara dayanmış ancak nüfus kentlileşememiş. Kente gelen bu nüfusu emecek, işlendirecek yeni kurumlar üretilememiş halk üretimden uzaklaşmış işsizlik artmıştır.  Bu sorunların çözümü için yeni toplumsal yapımıza uygun olarak kent çeperlerinde Köy enstitülerinin felsefesini ve uygulanabilir ilkelerini yeniden hayata geçirecek istihdam temelli üretim için çok amaçlı teknik tarım ve teknoloji okulları kurulmalıdır. Yakın zamanda basına yapılan açıklamalara göre İzmir Büyük Şehir Belediyesinin Urla Bademler Köyünde 2022-2023 öğretim yılında böyle bir okulu açacak olmasını takdirle karşılıyor, katkı verip destek olanları kutluyorum. Bu uygulamanın gerçekleşip yaygınlaşması dileğiyle köy enstitülerinin kuram ve uygulayıcısı İsmail Hakkı Tonguç, onun yakın çalışma arkadaşı şube müdürü Ferit Oğuz Bayır, dönemin hümanist bakanı Hasan Ali Yücel ve enstitü müdürleri adına M. Rauf İnan başta olmak üzere dönemin tüm eğitim erlerini saygıyla minnetle anıyor 17 Nisan bayramlarını kutluyorum. 

 

Kaynaklar,

Altunya, N. (2009) Ankara: Milli Eğitimde Mustafa Necati Dönemi.

Aydoğan, M.(2006) Köy Enstitüleri sistemi: Köy Enstitüleri. Ankara: Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları

Bilir, M. (2019) Köy Enstitüleri Sistemi. Muğla: Devrim Gazetesi 18 Nisan 2019 sayfa:4.

Findley, V. C. (1996) " Rauf İnan'ı Anarken" Kebikeç  Ankara: Kebikeç yayınları sayı, 3. 

MEB (1946) Ankara: Mili Eğitimle ilgili Söylev ve Demeçler. Mili Eğitim Basıevi.

Tonguç, İ.H. (1998). Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy. Ankara: Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayını-3.baskı

.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI