ÇANAKKALE 57. ALAY VE TÜM ŞEHİTLERİMİZ ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM..

ÇANAKKALE 57. ALAY  VE TÜM ŞEHİTLERİMİZ ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM..

Ürperten o yıllar ve Yarbay Mustafa Kemal... Bir cephe, bir sınır, bir ülke çizmeye kararlı idi. İnançlı...
Dün akşam kitapta bir fotoğrafına rastladım. İlk defa gördüğüm bir fotoğrafıydı. Bu fotoğraf O’nun bu kurtuluş sürecindeki yalnızlığını simgeliyor sanki. Omuzlarında, yapacağı tüm işlerin kararını vermiş ve inanmış yükü . Bitirmiş ve zaferin bir duruşunu simgeliyor. Fotoğraf düşünceli, ağır, yorgun...
Gece Çanakkale’de düşmanın içinde çizgiye yürüdü. Her karış yerinde coğrafyayı ve toprağını incelemekle geçirdi, bir dakika savaş dışındaki anını düşündü, planladı. Hiç uyumadı O, hiç uyumadı  Mehmetçiği, askeri . Hiç korkmadı. Hiç yorulmadı... Eşsiz büyük komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in ardından yürüdü, savaştı burun buruna çarpıştı ve ölüme koştu...

Onlar Anadolu’nun yanık bağrındaki aydınlık, pırıl pırıl çocuklar. Büyük Atatürk Mustafa Kemal’in çocukları... Kimisi nişanlısını bırakıp koştu, kimisi anasından koptu, kimisi bebeğini bir daha göremedi, kimisi tıbbiyeli idi çiçeği burnunda. O güzelim yaşında. Hepsi de Çanakkale’ye cepheye koştular.

57. ci Alay bir tane kalmadan şehit düşenler. Mustafa Kemal Paşa’nın ünlü emrini verdiği 57. Alay. Anzaklara karşı canlarını inançlarıyla feda edenler.
“Ben Size Taaruzu Değil, Ölmeyi Emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek sürede yerimizi başka birlik ve komutanlar alacaktır”.
Ölüme koşanlar ruhları şad olsun…

Siperdekiler kendinden önce ölenleri görüyor. Birkaç dakika sonra kendisinin öleceğini biliyor, kimisi kelimey-i şehadet getiriyor. Bilenler kuran okuyor. Muharebeyi kazandıran bu yüksek ruhtur, demektedir büyük Mustafa Kemal Atatürk.

Ne gergin , ne puslu savaştı. Ölüme baş koyan... Boğaz tutmaktaydı, geçirmeyecekti. İngiltere, Fransa, Anzak ve Hintli Müslüman niçin geldiğini bilmeden onlar da ölüme koştular, savaşmak için kendi ülkelerinden gelen, bizim topraklarımızda batmayacak güneş ve denize göz diken devletlere geçit vermeyecek, tutacaktı “boğaz”. İstanbul’a çıkma hayalleriyle ölüme gidenler... Ve büyük Atatürk, şehit düşen o ülkelerin askerlerinin analarına verdiği o ünlü, yüksek, asil ruh ve mesajıyla seslendi. Ne mutlu ki, bu büyük huzuru verdi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında Anzak annelerine hitaben yazdığı mektup şöyle:


"Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; göz yaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."

 

Bu savaşta, tıbbıyeli öğrenciler de vardı. Çiçeği burnunda, yaşları on yedi, on sekiz ,diğer Mehmetçikler gibi.
Onlar da o güzel düşleriyle ve özgürlük ateşiyle bembeyaz cennete, ölüme kavuştular. En yüksek duyguya eriştiler, şehit oldular. Ama hiç uyumadılar, eğer bir dakika uyusalardı bir ömür ,bir yüzyıl bir daha uyanamayacaktı Yüce Türk Milleti.
Çanakkale her Türk’ün, dünya devletlerinden her yuttaşın yüzlerce yıl akın edeceği, atalarının vatan kalbinin attığı, çarpıştığı yerdir.

Düşman askerlerinin komutanları savaş tarihinin en büyük yenilgisini tatmışlar. Çanakkale’de Mehmetçiklerin direnişleri kırılmamıştır.
Çanakkale savaşlarında ünlü komutanların savaştığı tarihi yarımada, yıl 1930. Fransızlar Çanakkale’de bıraktıkları ölüleri için Morto koyuna bakan bir tepede bir anıt yaptırmışlardır. Açılış töreni için Fransa’dan yüzlerce insan gelmiştir, 3 vapur dolusu ziyaretçi içinden General Guro çıkar.
Guro Mehmet Çavuş anıtını da ziyaret eder; tek bacağı üstünde saygı duruşunda bulunan General etrafındakilere dönerek şunları söyler; Bir sabah Türklerle süngü savaşına başlamıştık. Çarpışma akşam geç vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca Türklerle anlaşma yapmak mecburiyetinde kaldık. Çok sayıda ölü ve yaralı dar bir alana yığılıp kalmıştı. Bizim askerler sedyelerle harp sahasına çıktıkları zaman, ben de aralarına katılmıştım. Gözümün takıldığı bir manzara ile aniden irkildim. Bu muhteşem tablodaki Türk askeri kendi yaralarına yerden aldığı toprakları bastırıyor, kucağındaki yaralı asker için ise gömleğini yırtıp onun yarasını sarmaya uğraşıyordu. Efendiler; Bu kahramanın kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz?
Sözlerinin burasında sakat generalin bağıran sesi kesilir, derin bir iç çekerek adeta fısıldar.
“Efendiler; Türk askerinin kucağındaki bir Fransız askeriydi...
Generalin sesiyle birlikte gücü tükenmiş yere çöküvermişti. Ağladı, ağladı...
Düşmanına bile böyle bir muameleyi yapabilen kahramanın kalbindeki inanca bugün ne kadar muhtacız değil mi...?
Mustafa Kemal Paşa’nın “Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki, bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geriye gitmek yoktur. Uyku ve dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım” inanıcını Türk askerlerine ve ruhlarına işlediği büyük bir kuvvet olan yüz binlerce şehit olan Türk askerleri Çanakkale’yi ve tarihi altın yaldızlarla yazmışlar büyük bir millet Türk’ün bağrından çıkıp gelmiştir.
Hamilton bütün gerçeği İngiltere Harbiye Başkanlığı’na; Niçin geriye çekildiğimizi soruyorsunuz, bütün gerçeği tüm açıklığı ile size bildirmek isterim. Çok cesur muharebe eden, en iyi sevk ve idare edilen asil Türk ordusunun ve Yarbay Mustafa Kemal gibi dahi bir komutanın karşısında bulunuyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmayalım” diyerek Çanakkale savaşlarındaki gerçeği açıklar.
Hüseyin Avni, Ezineli Yahya Çavuş daha niceleri...Yüzbaşı Hasan bey ismini koyduğu kızı Didar’ı hiç görmez.
Didar hanım 82 yaşında İstanbul’da vefat eder.(Abdülkadir Güler’in  Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı kitabından alıntı)

Çanakkale’ye cepheye koştular...Hepsi de yılmadılar,korkmadılar ölüme sonsuz mutluluğa koştular,şehitler anıtı gibi yükseldiler. ölüme inançla ve ruhla koşanlar. Binlerce şehit huzur içinde yatmakta. Tüm şehitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyoruz.

Bir asker, bir komutan, bir insan Mustafa kemal Atatürk. 10 .yıl nutkunda şöyle seslendi. “Ne Mutlu Türk’üm Diyene”.

YAZARIN DİĞER YAZILARI