AYDIN/GERMENCİK’ te YUNANLILAR’ ın KIYIMINDAN OLUŞAN KANLI BAHÇE (KOÇ KUYUSU) ŞEHİTLİK ANITI.

AYDIN/GERMENCİK’ te YUNANLILAR’ ın KIYIMINDAN OLUŞAN KANLI BAHÇE (KOÇ KUYUSU) ŞEHİTLİK ANITI.

            Değerli okurlar, önceki yazılarımızda Ödemiş/GÖLCÜK’ e giderken otobanı seçmemiş ve eski yollardan İzmir’e doğru yol almaya çalışırken önceden dikkatimizi çekmeyen bazı özel yerler görmüş ve kısaca bundan söz etmiştik. Bunlardan birisi de GERMENCİK yakınlarında yol kıyısında küçük bir demiryolu istasyonunun yanında bir anıt görmüştük ve durmuştuk. Fotoğraflarını aldıktan sonra yola devam ettiğimizde bir SARI LEVHA dikkatimizi çekmişti. “KANLI BAHÇE/KOÇ KUYUSU ŞEHİTLİK ANITI” yazıyordu levhada. Hemen direksiyonumuzu levha yönünde, incir bahçeleri arasında ince bir asfalt yola doğru kırdığımızda bir/iki km. sonra anıt karşımıza çıkıverdi. Kurtuluş Savaşı’ nda Yunanlı’ ların geriye çekilirken masum halka yaptıkları toplu kıyımlardan birisini işaret ediyordu bu anıt. Aracımızı bir kenara bırakarak anıta doğru yaklaşıp incelemeye ve fotoğraflarını çekmeye başladık. Şehitliğin sararmış bir teneke üzerine yazılan TARİHÇE’ sinde şu bilgiler işlenmişti: ”Yunan Ordusu Büyük Taarruzda aldığı yenilgi sonunda İzmir’e doğru kaçarken çekildikleri bölgeleri yakıp/yıkmış ve silahsız insanları insafsızca öldürmüşlerdir. Bu durum karşısında yöre halkı arasından kaçabilenler ALANGÜLÜ DAĞ’ ındaki Türk kuvvetlerinin yanına sığınmışlardır. Düşman güçleri, o zamanki karakollar çevresinde yakaladıkları çoğu çocuk, kadın ve ihtiyarlardan oluşan 94 kişiyi toplarlar. Bu toplanılan kişiler önce duvar dibine dizilip yaylım ateşiyle taranır. Sağ kalanlar ise karakol önündeki kuyuya canlı canlı atılırlar. Kuyudan çıkmamaları için de vurularak şehit edilen vatandaşlar, üzerlerine atılır. Bu olaydan sonra “KOÇ KUYUSU” adı ile tanınan bu mevki, “KANLI BAHÇE “ olarak adlandırılır. Şehit edilen vatandaşlarımıza ait 55 isim yörede yaşadığından tespit edilmiş olup geriye kalan 39 şehidimizin civar illerden gelen tarım işçileri olduğundan isimleri tespit edilememiştir.”

                Kanlı Bahçede şehit düşen vatandaşlarımızın adları, Ali KOÇ/annesi Zeynep, Ali KOÇ/kardeşi Havva, Ali KOÇ/kardeşi Ayşedudu, Havva kızı Fadime… olarak 55 isim tek tek yazılmıştır. Anıtın önünde iki Türk Bayrağı arasında kıyımı temsil eden bir duvar kabartması çok başarılı bir biçimde temsil edilmiştir. Burayı merak edip görmek isteyenler için söyleyelim. Germencik yakınlarında eski yol üzerinde ÖMERLİ KÖYÜ GİRİŞİ’ nden İzmir’ e doğru giderken sola doğru bir sarı levha ile gösterilmektedir. Bu Mursallı Köyüne özel azınlık hakları çerçevesinde Osmanlı döneminde birçok Rum ailesi yerleştirilir. Ancak 1919 yılı sonrası savaş döneminde azınlıklar bu köyü terk ederler. Yunanlılar, aldıkları yenilgi sonucunda Nazilli ve Aydın’ dan geriye çekilirken güzergahlarında bulunan Türk Köylerini ateşe veriyorlar, yakıp yıkıyorlar, yağma ediyorlar, kasaba ve şehirleri topa tutuyorlardı. Silahsız insanları; çocuk, kadın, yaşlı demeden gördükleri yerde öldürüyorlar, kadının, kızın ırzına geçiyorlardı. Daha büyük vahşetlerde bulunarak köylerdeki ahaliyi toplayarak camilere, evlere doldurup silahla tarıyorlar, bir de üzerlerine amansızca bomba atıyorlardı. İşte KANLI BAHÇE de böyle bir zulmün, vahşetin hikâyesidir. Yüzyıllardır topraklarımızda yerlilerle gayri Müslimler kardeşçe, bir arada kaynaşarak yaşadılar. Germencik kasabası da böyle bir yerdi. Yunan işgali ile birlikte yerli Rumlar da halkımıza karşı tehdit, baskı, eziyet, zulüm, yağmalama ve katliamda bulunmuşlardır. 4-5 Eylül 1922 tarihinde Milli Kuvvetler karşısında yenilgiye uğrayarak İzmir’ e doğru kaçan Yunan askerleri ve yerli Rumlar, evlerde ve bahçe aralarına gizlenmiş olan yüze yakın Türk ahaliyi kasabadan toplayıp önlerine katarak götürmeye başlarlar. Koç Kuyusu önlerine geldiklerinde bir kısmını duvar dibine dizerek silahla tararlar. Kimisini de sürükleyerek kan/revan içinde bırakırlar. Bir kısmını da incir damının içine doldururlar. Bu arada kimi kadınların da ırzına geçerler. Dam içindeki insanların üzerine önce tüfekle ateş edip tararlar, sonra da bomba atarak katliamda bulunurlar. Akan kanlar, bahçe içinde yayılmaya başlar. Bu kanlar bahçeyi kırmızıya boyar. Yaralıları da canlı canlı burada bulunan iki kuyuya atarlar, çıkıp kaçmasınlar diye de ölenleri üzerlerine atarlar. İşte, vahşetin yaşadığı bu yere KANLI BAHÇE denilmiştir. Bu katliamdan ikisi kız, bir erkek çocuğu kurtulur: 9 yaşındaki Nuri MERSİN, 12 yaşında Ayşe BAŞ ve 7 yaşında Emine ÇİMEN… Emine’nin ana/babası ateş edilirken çocuğun üzerine kapanırlar ve onu ölümden kurtarırlar. Emine (Çalıkların Emine) 2002 yılında 92 yaşında vefat eder. Her yıl kıyım günü geldiğinde bir başka olur, ne yer, ne içer, kendinden geçer, bir başka insan, tanınmaz biri olur…

                1917 nüfus sayımına göre Aydın’da 239 bin 540 Türk, 32 738 Rum, 4214 Musevi, 945 Ermeni, 194 de çeşitli uluslara ait insan yaşıyordu. Yunanlılar Aydın’ı ele geçirdikten sonra Türk kuvvetleri Çine taraflarına doğru çekilmişlerdi.

NOT: Değerli okuyucular, bizim çevremizi, ilimizi, bölgemizi gezerek okuyucularımıza tarihimiz, coğrafyamız, doğamız, kültürümüzle ilgili fotoğraf ve bilgiler sunarak onlara karşı vefa borcu ödememiz pek çok okuyucumuz tarafından takdirle karşılanıyor. “Ne güzel yapıyorsunuz, bol bol geziyorsunuz, biz de sizinle geziyor ve çeşitli bilgiler elde ediyoruz. Sağ olun, gezmeye ve yazmaya devam edin” diyorlar. Bu da bizim hayat tarzımız üç-beş kuruşluk emekli maaşımızı bu yolda harcıyoruz, harcamaya da devam edeceğiz. Tüm bunlar olurken mahallede komşularla çiçekten, böcekten, kediden, köpekten, kapıdan, duvardan dolayı tartışırken içlerinden biri “ Siz de her gün motora binip binip gezmeye gidiyorsunuz, evde kaldığınız zaman da salıncağa oturup akşamlara kadar sallanıp keyif çatıyorsunuz!??...  diyerek sitayişte bulunuyor. Bunları duyunca kulaklarıma inanamadım. Ne diyeceğime de karar veremedim. Sustum. Motora ve salıncağa devam… “Köyceğiz’in Modern Evliya Çelebileri ünvanını bize layık gören Sayın Mehmet ACAR hocamıza ve “Ünlü seyyah” sıfatını yine bize layık gören Koca Yörük Ramazan KIVRAK’ a teşekkürlerimizi sunuyoruz.  Gelecek hafta başka konularda buluşmak dileğiyle hoşça ve dostça kalınız.

YAZARIN DİĞER YAZILARI