HALİKARNAS BALIKÇISI’NDAN BU YANA KIYILARIMIZDA TEKNE TURLARI ve BEDRİ RAHMİ KOYUNDA MİSTİK/MİTOLOJİK BİR BALIK OLMAK…

HALİKARNAS BALIKÇISI’NDAN BU YANA KIYILARIMIZDA TEKNE TURLARI ve BEDRİ RAHMİ KOYUNDA MİSTİK/MİTOLOJİK BİR BALIK OLMAK…

            Değerli okurlar, Ademoğlu tarihin başlangıcından bu güne hep çevresini; doğayı, canlıları, bitkileri, dağları, taşları, ağaçları, dereleri, tepeleri, dağları, börtü/böceği ve sonunda kendisini merak etmiş ve sürekli bir araştırma içine girmiştir. Gördüklerini, bildiklerini, ilginç ve kayda değer bulduklarını gelecek nesillere kalsın, unutulmasını diye mağara duvarlarına, sağlam kayalara gerek boyayarak, gerekse kazıyarak nakşetmiştir. Bununla ilgili tarihimizde ve çevremizde pek çok belirgin örneği bulabiliriz. Günümüzde de dağcılar, mağaracılar ve doğa araştırmacıları yeni yeni keşiflerle her gün karşımıza ilginç buluşlarla çıkmakta ve biz ilgilenenleri şaşırtmaktadırlar. Anadolu toprakları birçok arkaik yaşam örneklerine sahiptir ve bunu kitaplarda, dergilerde, araştırmalarda, belgesellerde izlemekteyiz. Bizim ünlü yazarlarımızdan asıl adı Cevat Şakir KABAAĞAÇLI olan ve Bodrum’a büyük hizmetleri olan, Bodrum’da uzun yıllar kalan ve Bodrum’u BODRUM yapan yazarımız, çevre insanından dinlediği efsane ve gerçek yaşam örneklerinden de beslenerek İzmir’den taa Antalya’ ya kadar bu kıyıların öykülerini, romanlarını ve tanıtım yazılarını yazmıştır. Özellikle Azra ERHAT, Sebahattin EYUBOĞLU, Bedri Rahmi EYUBOĞLU ve Şükran KURDAKUL’ un Bodrum çıkışlı ve Antalya sınırlarına kadar uzanan kıyı gezilerine “MAVİ YOLCULUK” adını vererek kitaplaştırdığını biliyoruz. Bu günkü TEKNE GEZİLERİ ‘nin temeli neredeyse yarım asra dayanan bu gezilerde gizlidir. Artık günümüzde özel ya da toplu olarak kıyılarımızdan her gün yüzlerce büyüklü küçüklü tekne, suları yararak ilerlemekte ve enfes doğa manzaraları eşliğinde antik yerleşim kalıntılarını da ilgilenenlere sunmaktadır.

                Hanımın internetten bularak önerdiği “GÖCEK’TEN 12 ADALARA TEKNE TURU” önerisine hiç tereddüt etmeden “EVETTTT” diyerek bir gün kararlaştırdık ve aracımıza atlayarak GÖCEK’ e doğru adeta uçtuk. Zaten uzun zamandır bunaltıcı sıcaklardan eve kapanıp kalmış ve siz değerli okuyucularımıza yeni gezi yazıları sunamamıştık. Bizi takip edenler söylüyorlar “Hocam, biz işimizden/gücümüzden ayrılıp da gidemiyoruz, ya da bu tür gezilere kaynak aktaramıyoruz ama SİZİNLE GEZİYORUZ!”  diyorlar. Elimizden geldiğince sizlere doğal güzelliklerin yanında tarihi gerçekleri ve halk efsanelerini de vererek yazılarımızı ilginç kılmaya çalışıyoruz.

                10,30’ da Göcek iskelesinden kalkan teknemiz 11.00 sularında 12/22 adaların 1. Olan YASSICA ADALAR grubunun ilkinde mola verdi ve yükselen kızgın güneşe karşın Ege’ni bu turkuaz ve cam gibi berrak, serin sularına kendimizi bırakıverdik. İlk durağımız olan burada bu küçük ada denizin bir hilesiyle yarım adaya dönüşmüş. Bununla da kalmamış ve uzunca bir yarımada kenarlarındaki kum/çakıllar yükselerek ortada küçük bir göl oluşturmuş. Denizin ortasında bir göl… Bunu gölün çevresinde gezerken açıkça görüyorsunuz ama fotoğrafını çekerken net olarak göremiyorsunuz. Çünkü yukarıdan çekebilmek için bir yükselti yok. Adanın ilerisinde bir yükselti var ama oraya çıkıp fotoğrafını çekecek kadar da zamanınız yok. Mola 45 dakika. Burada fotoğraflarımızı çekip serinledikten sonra teknemizin düdüğü uzun uzun ötüyor ve bizi tekneye davet ediyor. 120 kişilik teknenin ancak yarısı dolu, daha birçok tekneyle insanlar turlara çıkmışlar. Kaptanımıza ve mihmandarımıza tek tek adaların adlarını soruyorum. Diyorlar ki: “Aslında her ne kadar buralara 12 ADALAR denilse de burada büyüklü/küçüklü 22/23 ada vardır. Bunlardan 12 tanesi BÜYÜK ADALAR dır, diğerleri ise küçük adalardır. YASSICALAR KOYU’ ndaki adalar ise takımadalardır ve 5/6 tane kadardır. Sonra sırasıyla TERSANE ADASI -KÜÇÜK ADALAR(3 adet)-KATRANCI ADASI-TAVŞANLI ADASI-KIZILADA-DOMUZ ADASI(Akvaryum Koyu),aynı zamanda burada bir batık bulunuyor. Koylara gelince: 1-YASSICALAR KOYU,2-AKVARYUM KOYU,3-BEDRİ RAHMİ KOYU,4-BÜYÜK OVA KOYU(Kille Koyu da deniyormuş. Hatta rehberin tekne gürültüsü arasında kulağıma fısıldadığı KARA İNCİ koyu da burası için söyleniyormuş.

                Araştırınca öğrendik ki aslında literatürde adı geçen asıl 12 adalar şunlarmış: 1-Batnoz(Patmos), 2-Rodos(Rhodes), 3-Kerpe(Karpathos),4-İstanköy(Kos), 5-Kaşot(Kasos), 6-İstanbali(Stampalea), 7-Herke(Chalki), 8-Sömbeki(Simi), 9-Leryos(Leros), 10-Kilimli(Kalimnos), 11-İncirliada(Nisiros), 12-Tilos(Tilostos). Bu adalar komşumuz Yunanistan ile siyasi bir krize dönüşen ve Lozan antlaşması ile bırakılan 12 ada, Ege Denizinde Sisam ile Rodos adaları arasına dizilmiş ada takımı olarak bilinir. Bu adalarda yaklaşık 200.000 kişi yaşamaktadır. İdari olarak Rodos’a bağlıdırlar ve Yunanistan’ın bir kara parçası olarak kabul edilirler. Hem Türkler hem de Yunanlılar tarafından rahatlıkla geçilebilen bu kara parçaları günümüzde de önemini korumaktadır. Hani merak edip de araştırmasak çakma 12 adaları sizlere gerçek 12 adalar diye lanse edecektik.

                Yassıca adalardan sonra kızlarımızın denizde suyla ve birbirleriyle oynaşarak çevreyi çınlatan kahkahaları eşliğinde Tersane Adasına doğru demir alıyoruz. Bu ada, arkaik dönemde TELANDRİA olarak adlandırılıyormuş. Bizans döneminde de denizcilerin körfezdeki en güvenilir sığınağı olmuş. 1922’ de boşaltıldıktan sonra sakinleri Yunanistan’a göç etmişler. Çevrede küçüklü büyüklü pek çok tarihi yapı kalıntısına rastlıyoruz.  Burada da çapalarımız denizin dibine batar batmaz, motorlarımız durur durmaz Arşipel’ in serin ve berrak sularına atlıyor doya doya serinliyor ve yüzüyoruz. Bu arada oldukça zengin yiyeceklerle donatılmış ordövr tabaklarımızdaki yemeklerimize yumuluyor ve yüzmekten yorgun düşen ve iyice acıkan midelerimizi teskin ediyoruz. Hemen arkasından da yine denize atlıyor, kızlarımızın çılgın kahkahaları eşliğinde denizle hasbihal oluyoruz.  Buradan da ayrılıyor ve bu kez eskiden PRENS ADASI da denilen DOMUZ ADASI’ na yaklaşıyoruz. Ayrıca burada özel mülkiyet olduğu söylenen bir bölüm var. SİMAVİLER’ in ADASI dedikleri yer burası. Adanın tamamı mı onların yoksa yerleştikleri koy mu bilemiyorum. Araştırdım ama bir sonuca ulaşamadım. Ayrıca buradaki koyun çok temiz ve berrak olması ve sürü sürü balıkların göz kapsam alanına giren kısımlarda fink atmaları nedeniyle buraya AKVARYUM KOYU da deniliyormuş. Akvaryum Koyu bildiğim kadarıyla Bodrum ve Marmaris’ te de vardı. Daha birçok yerde de olabilir.

                Daha sonra yine şenlik-şadımanlık içerisinde teknemiz, engin ve berrak sularımızda ilerleyerek TAŞYAKA( Bedri Rahmi ) Koyu’ na giriyor. Daha kıyıya yaklaşmadan Bedri Rahmi’ ni MAVİ YOLCULUKLAR sırasında bir müddet eğlendikleri bu koyda; ortadan yarılıp ikiye bölünmüş bir kayanın dik kısmına çizdiği/nakşettiği balık motifini görüyor ve hemen kameralarımıza davranıyoruz. Aslında karaya inip de motifin yanına vardığımızda yarılan kayanın yatık kısmının üzerinde de çimentonun üzerine renkli çakıl taşları ile ebedileştirdiği bir başka balık motifi ile karşılaşıyoruz. Bu motifte genel çerçeve balık içerisinde birçok balığın nakşedildiğini ve bir de RESSAM/ŞAİRİMİZİN bir şiirinin adı: “MAVİ GEZİ” yazısını görüyoruz. Yaklaşık iki adam boyundaki kayanın dik duran kısmındaki asıl balık motifinde ise kayıtlarda yazıldığına göre balık motifi içerisinde altı ayrı hayvan motifi olduğu yazılıyor. Baş kısmında büyük gözlü bir balık gibi duran motifin bir yelkenli olduğu yazılıyor, balığın karnında ise alt alta bir tavşan ve ahtapot şekli seçilebiliyor.  Bütün araştırmama karşın diğer hayvan motiflerini seçemedim ve kayıtlarda da bulamadım. Bulan/bilen varsa söylesin ben de bileyim.

                Hitit, Lidya, Frıgya, Asur, Mezepotamya, Likya, Miken, Grek, Bizans, Selçuklu vb. gibi pek çok uygarlığın hüküm sürdüğü Anadolu topraklarında yaşayan insanlar birbirinden güzel ve önemli eserler bırakmışlar bu güzel topraklara. Tarihe yönünü dönen tüm sanatçılarımız bu kültürlerin etkisinde kalarak eserlerini oluşturmuş ve kalıcı kılmışlardır. Bedri Rahmi de bu sanatçılardan biridir ve başlıcalarındandır. Rahmi’nin eserlerinde de bazen bir tını, bazen bir resim tablosu, bazen bir kilim deseni izler gibi izlersiniz resimlerini. Resimlerindeki imge zenginliğiyle kendi dünyasında bir yolculuğa çıkarır izleyenleri. Anadolu topraklarında geçen uygarlıkların kültürel, mitolojik, sanatsal kalıntılarını günümüz sanat anlayışıyla harmanlayarak kendi rengimizi, dokumuzu, yeniden bizimle buluşturan birkaç sanatçımızdan biri olarak değerlendirilir üstad. Köklü bir sanat/mitoloji bilgisine sahip olan Bedri Rahmi, bu birikimlerini heykellerinde, seramik duvar panolarında ve resimlerinde süzülmüş duyarlıklar halinde dışa vurmuştur diye tanımlanır. Yaptığı figürlerin geçmişi, Hitit, Asur ve Frig duvar resimlerine dayanır. Buradaki balık motifinde de bu özellikleri görüyoruz. Ömrü boyunca edindiği bilgileri, izlenimleri yüreğinin bütün sıcaklığı, samimiyeti ile bu taşa nakşetmiştir. Hemen arkasındaki yamaçlarda 5000 yıllık kaya mezarlarını görünce Sayın Rahmi’ yi sanki daha iyi anlar gibiyiz. Sanatçımız aynı zamanda bilindiği üzere büyük bir şairdir de. MAVİ GEZİ şiiri bu gezinin esintilerinden biridir. Şöyle: MAVİ GEZİ BİR RÜYADIR/GÖRÜLMEMİŞ… MAVİ GEZİ BİR CENNETTİR/ELLENMEMİŞ/DİLLENMEMİŞ… MAVİ GEZİ BİR MASALDIR/SÖYLENMEMİŞ/YAZILMAMIŞ/ÇİZİLMEMİŞ…

                Mavi balığı ve antik mezarları arkamızda bırakarak bir başka koya doğru yine kızlarımızın çılgın kahkahaları eşliğinde yol alıyoruz. Bu arada teknede yüksek volümlü müzik devam ediyor ve terasa çıktığımızda burada eğlenen/oynayan yolcuların bir başka alemde olduklarına tanık oluyoruz. Derken son koya giriyoruz. Burası neredeyse tam bir daireyi andırır biçimde üç tarafı kapalı durgun bir koy: BÜYÜK OVA KOYU. Burada da teknemiz demirler/demirlemez kendimizi cam gibi temiz sulara bırakıyor ve kulaç atmaya başlıyoruz. Bu arada teknenin halatını yüzerek yanında götüren ve kıyıdaki bir taşa bağlamaya çalışan miçonun zorluk çektiğini görünce kaptana soruyorum. “Neden yanındaki ağaca bağlamıyor da taşa bağlamaya çalışıyor?” diye. Kaptan da “Hocam, ağaçlara zarar veriyor diye onlara bağlamamıza izin vermiyorlar!!!” diyor. Bir çevreci olarak bunu düşünmeliydim…  Burada da şenlik/şadımanlık içerisinde yüzüp eğlendikten sonra çığlıklar ve kahkahalar arasında koyu terk ederken teknenin motor sesleri arasında rehberimiz kulağıma eğilerek “Buranın bir başka adı da KARA İNCİ KOYUDUR” diyor. 18.00’a doğru GÖCEK’ e döndüğümüzde tüm güzellikler ve mavi deniz geride kalıyor, eşsiz bir günü daha bitirirken tabi ki aklımız da bu enfes koylara takılıyor. ESEN KALIN…

YAZARIN DİĞER YAZILARI
GÖKOVA’NIN TURKUAZ MAİSİ SULARINDA KOY KOY ADA ADA BİR SERENCAM haberi

GÖKOVA’NIN TURKUAZ MAİSİ SULARINDA KOY KOY ADA ADA BİR SERENCAM

GÖKOVA’NIN TURKUAZ MAİSİ SULARINDA KOY KOY ADA ADA BİR SERENCAM
GÖKOVA’NIN TURKUAZ MAİSİ SULARINDA KOY KOY ADA ADA BİR SERENCAM
TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR haberi

TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR

TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR
TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR
SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI,  ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI. haberi

SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI, ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI.

SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI,
SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI, ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI.
SÖKE’Lİ CAFER EFE/FATMA SUAT ORHON MÜZE VE SANAT EVİ SELÇUK/ÇAMLIK’TA LOKOMOTİF VE TREN MÜZESİ haberi

SÖKE’Lİ CAFER EFE/FATMA SUAT ORHON MÜZE VE SANAT EVİ SELÇUK/ÇAMLIK’TA LOKOMOTİF VE TREN MÜZESİ

SÖKE’Lİ CAFER EFE/FATMA SUAT ORHON MÜZE VE SANAT EVİ
SÖKE’Lİ CAFER EFE/FATMA SUAT ORHON MÜZE VE SANAT EVİ SELÇUK/ÇAMLIK’TA LOKOMOTİF VE TREN MÜZESİ
HALİKARNAS BALIKÇISI’NDAN BU YANA KIYILARIMIZDA TEKNE TURLARI ve BEDRİ RAHMİ KOYUNDA MİSTİK/MİTOLOJİK BİR BALIK OLMAK… haberi

HALİKARNAS BALIKÇISI’NDAN BU YANA KIYILARIMIZDA TEKNE TURLARI ve BEDRİ RAHMİ KOYUNDA MİSTİK/MİTOLOJİK BİR BALIK OLMAK…

HALİKARNAS BALIKÇISI’NDAN BU YANA KIYILARIMIZDA TEKNE TURLARI ve BEDRİ RAHMİ KOYUNDA MİSTİK/MİTOLOJİK BİR BALIK ...
HALİKARNAS BALIKÇISI’NDAN BU YANA KIYILARIMIZDA TEKNE TURLARI ve BEDRİ RAHMİ KOYUNDA MİSTİK/MİTOLOJİK BİR BALIK OLMAK…