HİERAPOLİS’TE TARİHİN DERİNLİKLERİNE GÖMÜLÜP TRAVERTENLERDE UYANMAK…

HİERAPOLİS’TE TARİHİN DERİNLİKLERİNE GÖMÜLÜP TRAVERTENLERDE UYANMAK…

                HİERA, bir kadın adı. HİERAPOLİS ise HİERA’ nın şehri anlamına geliyor. Rivayete göre HİERA bir AMAZON. Yani savaşçı bir kadın… Truva Savaşında bir savaşçı tarafından öldürülüyor. Eşi TELEPHUS, HİERA’ nın ölümüne o kadar çok üzülüyor ki, savaşa devam etmeden önce eşinin cenazesini kaldırmak için ateşkes ilan ediyor ve HİERA’ yı unutulmaz kılmak için bu şehre onun adını veriyor. HİERAPOLİS, bilindiği üzere Pamukkale’ nin komşusu, hemen yanında. Pamukkale’ye girdiğinizde HİERAPOLİS topraklarına da girmiş oluyorsunuz. Geniş ve detaylı bir gezi yapmak isterseniz bir gün size yetmeyecektir. Biz, GİRİŞ kısmından girerek bir saat boyunca TARİHİN en önemli NEKROPOLLERİ’ nin arasındaki yoldan bir saat boyunca yürüyerek ancak TİYATRO binasına varabildik. Denizli merkeze 20 km. kadar uzaklıkta, 15 dakikada ulaşabilirsiniz. Dünya UNESCO verilerine göre 2015 miras listesinde toplam 1031 yer bulunuyormuş ve bunlardan 15 tanesi de Türkiye’ de. Onlardan biri de burası, yani: HİERAPOLİS imiş. 

                Büyük İskender’ in başında olduğu MAKEDONYA İMPARATORLUĞU, İskender’ in ölümünden sonra varisi olmadığı için dağılmış ve generaller arasında paylaşılmış.  Böylece SELEUKOS imparatorluğunun HİERAPOLİS’ in temellerinin M.Ö.3. yüzyılda atıldığı düşünülüyormuş. M.S. 2. Y.Y. da HİERAPOLİS altın çağını yaşamış ve sanat, ticaret, felsefe konusunda Roma İmparatorluğunun önemli şehirlerinden biri haline gelmiş. Nüfusu da 100 bini aşmış. 7. y.y. da yaşanan büyük deprem sonrası HİERAPOLİS yerle bir olmuş ve eski/parlak günlerine bir daha geriye dönememiş. Daha sonra da sırasıyla Selçuklular ve Osmanlılar HİERAPOLİS topraklarını ele geçirmişler ancak buraya yerleşmemişler. Zaten 1354 yılında yaşanan son büyük depremle de şehir komple yerle bir olmuş ve üstü kalın bir kireç tabakası ile kaplanmış. Böylece yüz yıllarca keşfedilmeyi beklemiş. Şehri ikiye bölen 1500 metre uzunluğunda bir ana cadde yanlarında sıralı kemerler, spor alanları, tapınaklar, kamu binaları, hamamlar gibi önemli yapılar bulunuyor. NEKROPOLLER: Antik şehirlerdeki toplu mezarlara bu isim veriliyor. Burada 1200 civarındaki nekropolün çoğunluğu Helenistik döneme ait. Diğerleri de Roma ve erken Hristiyanlık dönemine ait imiş. Göze görünen en büyük yapılardan birisi de Tiyatro binası. Bu antik yapı da M.S. 129 yılında Romalılar tarafından kurulmuş. Gezebilmek için biraz yukarılara doğru tırmanmanız gerekiyor. Tiyatro yapısı 92 metre uzunluğunda, 50 oturma sırasına sahip 15.000 kişilik devasa bir tiyatro binası. Tiyatronun ekosuna diyecek yok, öyle mükemmel ki hayran kalacaksınız. En üstteki basamaklara oturup çevreyi izlemeye başlarsanız doyumsuz bir manzarasının olduğunu göreceksiniz.

                HİERAPOLİS, komşusu Pamukkale’ deki sular sayesinde şifa bulmak isteyen birçok insanın akınına uğruyormuş. Buradaki termal kaplıcalar, doktorlar tarafından hastaları iyileştirmek için kullanılmış. Şehre gelen yabancılar, önce şehrin dışındaki hamamda yıkanır, sonra şehre alınırlarmış. Bu sayede de içeriye hastalık girme tehlikesi azalıyormuş. Ayrıca şehrin sağlığı için mezarlıklar da şehrin dışında kurulmuşlar. Biz antik şehrin özelliklerini anlatmakla bitiremeyeceğiz. Varın bir ziyaret edin de bizim anlatamadığımız özelliklerini ve güzelliklerini kendi gözlerinizle görün. Hele bir de bizim gibi Nisan ayı başlarında giderseniz karşıda bembeyaz karlı dağları, çevrenizde yemyeşil alanları, kırmızı gelincik tarlalarını görür mest olursunuz. Ancak bu geziyi dar bir zamana sıkıştırmayın. Girişte kişi başı 35 tl verdikten sonra sizi Tiyatro ve Travertenlere kadar götürecek 3,5 km. kadar tarihi bir yol bekliyor . Eğer bu yolu yürümek istemezseniz kişi başı 1,5 dolar(5/6) lira verip araçla da gidebilirsiniz. Arkeoloji müzesine 5 tl Antik havuzlara da 32 tl karşılığında girebilirsiniz. En iyisi çalışan öğretmenseniz 20 tl, emekli öğretmenseniz 50 tl verip MÜZE KARTI çıkartıp bir yıl boyunca bütün müzelere ve ören yerlerine ücretsiz girebilirsiniz. Ücretsiz girmek isterseniz 65 yaşınızın dolmasını bekleyeceksiniz. Ya da İş Bankası Kredi kartı sahibi iseniz ücretsiz girebiliyorsunuz. Girişten sonraki yolda bir saatten fazla yürüdükten sonra antik havuzların ve müzelerin olduğu alana geldiğimizde beklenmedik bir insan kalabalığı ile karşılaştık. Hediyelik eşya stantlarının bulunduğu alanda biraz dinlenip hararetimizi birer dondurma ile bastırmaya çalıştıktan sonra müzeyi gezdik ve oradan da travertenlerin başladığı sırta geldik. Kadın kız, kızan, yaşlı, genç, yerli, yabancı her milletten insanın renkli giysileriyle ve çıplak ayaklarıyla travertenlerin üzerinde yürüyüp pozlar vererek selfiler çekme telaşındalar. Bu bembeyaz pamuktan yamaçların üzerindeki sıcak havuzlarda yürüyerek oldukça mutlu olduklarını, eğlendiklerini yüzlerinden, birbirleriyle şakalaşırken attıkları çığlıklardan görebiliyoruz. Bu mutluluğu izledikten ve yeterince fotoğraflar çektikten sonra bu kez de travertenlerin başladığı sırttan yürüyerek dönüşe geçtik ve yeniden GİRİŞ’ e gelerek 17.00 sularında aracımıza binerek aklımızı ve gönlümüzü bu yeryüzü cennetinde bırakarak dönüşe geçtik. Yine Denizli/Davaz ve Muğla yoluyla Gölcük/Kara böğürtlen sapağından evimize döndük. Pamukkale çıkışıyla Köyceğiz arası da 222 km. tutmuştu. Umut/Termal ile Pamukkale arası 20 km. kadardı. Demek ki Pamukkale-Köyceğiz arası da yaklaşık 200 km. dir. Gitmediyseniz mutlak bir yol düşürüp gidiniz ve görünüz, çok memnun kalacaksınız. Gelecek GEZİLERİMİZDE buluşmak umuduyla esen kalın, SAĞLIKLA KALIN…  

NOT: Benim için bazı kişiler,  “ ÇİÇEK/BÖCEK gibi Çevreci ve sathi(yüzeysel) yazılar yazdığımı söylüyorlar. Oysa yazdığım her yazıda derinlemesine araştırmalar yapıp mümkünse yerlerinde görerek  çevre/doğa/tarih/sosyal/ekolojik/mitolojik/arkeolojik/jeolojik olayları da yazılarıma konu ederek derinlere inmeye çalışıyorum. Yine de takdir okuyucularımındır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI