KARTAL YUVASI: TERMESSOS

KARTAL YUVASI: TERMESSOS

                Değerli okuyucular, Antalya'nın sahil kentlerini gezip dolaştıktan sonra Kokuteli' ye geliyor ve Antalya yolunda ilerleyerek TERMESSOS' a tırmanıyoruz. Önce bu işlerin üstadı STRABON' a söz vererek "ANTİK ANADOLU COĞRAFYASI" adlı kitabından kısa alıntılar yapalım. "Artemidoros; Selge, Sagalassos, Pednelissos, Adada, Tymriada, Kremna, Pityassos, Amblada, Anabura, Sinda, Aarassos, Tarbassos ve Termessos'un Pisidia kentleri olduklarını söyler. Bunlardan bazıları tamamen dağlarda oldukları halde bazıları da her iki tarafta da dağların eteklerinde Pamphylia ve Milyas' a kadar uzanırlar ve kuzeye doğru yerleşmiş oldukları halde, hepsi de barışsever insanlar olan Phrygialılar, Lydialılar ve Karialılarlar' a komşudur. Karialıların Solymlerle aynı oldukları söylenir. Termessos' luların kalelerinin üst taraflarında bulunan tepeye Solymos denir ve Termessos' luların kendilerine de Solymler denir. Termessos'un dar geçitlerinden başlayarak Taurosların içinden İsinda' ya geçit veren boğazdan, Sagalassos ve Apamenia' lıların topraklarına kadar uzanan ülkeye Milyas denir. "Bundan sonra üç limanlı bir kent olan Phaselis'e ve bir göle gelinir. Bunun yukarısında bir dağ olan Solyma ve dağlar arasındaki uzun geçitlerin yanında kurulmuş bir Pisida kenti olan Termessos uzanır. Bu uzun geçidin içinden Milyas' a dağı aşan bir boğaz vardır. Aleksandros, geçidi aşmak istediği için Milyas' ı yakıp yıktı. Phaselis yakınında, deniz kenarında dağlar boyunca Aleksandros' un ordusunu geçirdiği uzun geçitler bulunur." ANTALYA GEZİ REHBERİ, sayfasından da TERMESSOS ile ilgili şu bilgileri ediniyoruz:       

" Antalya-Korkuteli yolunun 12. Km. sinde sol tarafta. Güllük Dağı Termessos Milli Parkı Girişi, sağ tarafta ise KARA İN MAĞARASI yolu yer almaktadır. Aynı güzergâhtan Antalya'ya dönerseniz dönüşte Güver Kanyonu(Güver uçurumu) Tabiat Parkına uğrayabilirsiniz. Girişe ücret ödeyerek girer ve çok güzel düzenlenmiş piknik alanları görebilir ve görevlilerden yardım alabilirsiniz. Buradan itibaren 9 km. lik bir asfalt ile Güllük Dağı' na tırmanıyorsunuz. Yolun sonunda gerekli tesisler bulunuyor. Bu kısımda kaya mezarları ile anıtsal bir yapı yer alıyor. Bu noktadan sonra yaklaşık 800 metre taşlı bir yolla antik kente ulaşıyorsunuz. Burada en önemli gereksinim su oluyor. Dinlenirken müthiş bir manzara sizleri bekliyor. Termessos Antik Kenti, Pisida Bölgesinin "Milyas" olarak bilinen güney batı bölümünde, bu gün "GÜLLÜK" adını taşıyan SOLYMOS Dağı'nın dorukları arasındaki vadide kondurulmuş. Anadolu'nun en eski halklarından LUWİ' lerin soyundan gelme SOLYM' ler tarafından kurulmuş önemli bir antik kenttir. Orman içinde korunan ören yerlerinin en çarpıcılarından biri olup, aynı adı taşıyan Milli Park içinde yer alıyor."

                "Bu şehir,  tarihte ilk defa Büyük İskender kuşatmasıyla anılmaktadır. Bu olayla ilk ilgilenen ve Termessos'un stratejik önemini kaydeden eski tarihçilerden biri olan Arrianos, şehri kuşatan, başa çıkılamaz doğal engellerden dolayı şehrin küçük bir birlikle savunulabileceğini belirtmiştir. İskender, Pamphylia'dan Frigya' ya geçmek istemiş ve Arrianos' a göre Frigya' ya yol Termessos'tan geçiyordu. Gerçekten de daha alçak ve kolay geçitler varken İskender' in o kadar sarp olan Yenice geçidini neden tırmanmayı seçtiği hala tartışma konusudur. Perge'deki düşmanlarının İskender'i yanlış yola gönderdiği de söylenir. İskender, Termessos' luların kapattığı geçidi geçmek için oldukça çaba ve zaman harcamıştır ve bu sinirle geriye dönerek Termessos' u kuşatmıştır. Muhtemelen Termessos'u zapt edemeyeceğini bildiğinden hücuma geçmemiş ve bunun yerine kuzeye doğru yürümüş ve öfkesini Sagalassos' tan çıkarmıştır. Ayrıca Monophtalmos, 40.000 piyade ve 7.000 süvari ve ayrıca sayısız filden meydana gelen ordusuyla Alcetas üzerine saldırmıştır. Alcetas ve arkadaşları da Termessos'a sığınmışlardır. Termessol' lular da onlara yardım etme sözü vermişlerdir. Kentin yaşlıları kenti kurtarmak için Alcetas'ı vermek istemişler, gençler buna karşı çıkmışlardır. Sonunda Alcetas kendini öldürmek zorunda kalmıştır. Antigonos, Alcetas' ın cesedine türlü işkenceler edip parçalayıp bırakıp gitmiştir. Ama Termessos' lu gençler onun cesedini toplayıp bir mezara gömmüşler üzerine güzel bir anıt dikmişlerdir. Termessos, bir liman şehri değildi ve toprakları güney batı Attaleia(Antalya Körfezi boyunca) boyunca uzanıyordu. Likya'nın Araxa şehrinde bulunan bir yazıt, Termessos hakkında önemli bilgiler verir. Bu yazıta göre Termessos, MÖ 200' lerde bilinmeyen nedenlerden dolayı Likya şehirleri birliği ile savaştaydı ve M.Ö. 199' da Termessos, kendini tekrar Pisidya' lı komşusu İsinda ile savaşta buldu. Termessos, eski düşmanı Selge ile daha iyi mücadele edebilmek için Pergamon Kralı II. Attalos ile dostça ilişkiler içine girdi.

TERMESSOS' un Yapıları: Resmi binaların bulunduğu Termessos şehri, iç duvarların az ilerisindeki düz arazide yer alır. Bu yapıların en dikkat çekici olanı çok özel mimari özelliklere sahip bulunan agoradır. Açık hava Pazar yeri olan bu yapının zemini taş bloklar üzerinde yükselmiştir. Kuzey batısında da bir sarnıç oyulmuştur. Agora üç yandan stoalarla çevrilmiştir. İki katlı bir stoada bulunan bir yazıta göre stoa, Pergamon Kralı (MÖ 150-138 yılları arasında hükümdarlık sürmüştür) II. Attalos tarafından dostluklarının kanıtı olarak Tenmessos' a hediye edilmiştir. Agoranın kuzey doğusunda bulunan kalıntıların gymnasiuma ait olduğu düşünülmektedir. Ancak sık ağaçların arasında bunu anlamak zordur. Tiyatro ve Odeon: Agoranın hemen doğusunda Tiyatro vardır. Pamhylia ovasının üzerinde manzaraya hâkim olan tiyatro hiç kuşkusuz Termessos ovasının en göz alıcı yapısıdır. Bu tiyatro Roma tiyatrosunun en belirgin özelliklerini taşır. Tiyatro, yaklaşık olarak 4000-5000 seyirci kapasitesine sahiptir. Tiyatronun 100 metre ilerisinde odeon bulunur. Küçük bir tiyatroyu andıran bu yapı, M.Ö. 1. Yy.' kadar uzanabilir. Çatı seviyesine kadar oldukça iyi korunan bu yapı en iyi kalite yontma taş duvarcılığı örneği sergiliyor. Günümüzde içi toprak ve moloz dolu olan harasedeki oturma düzeni ya da kapasitesini değerlendirmek henüz mümkün değildir. Bu güzel yapının bouleuterion (meclis binası) ya da konsey odası olarak hizmet vermiş olması da mümkündür.

TAPINAKLAR: Termessos' ta değişik büyüklükte ve çeşitte altı tapınak vardır. Bunlar gerçekten de görkemli bir duvar işçiliği sergiler. Halen ayakta duran ve tamamlanmamış olan, girişte bulunan bir yazıta göre bu tapınak, Artemis'e ithaf edilmiştir. Hem harabe hem de içindeki kült heykel, Aurella Armasta isimli bir kadın ve kocası tarafından kendi gelirleri kullanılarak yaptırılmıştır.

EVLER: Bu geniş merkezi alanda bulunan tüm resmi ve kült yapılar arasında, en ilginçlerinden biri tipik Roma Dönemi evi formundadır. Altı metre yüksekliğe ulaşan, batı duvarında bulunan Dor düzenindeki kapı aralığının üzerinde bir yazıt görülebilir. Bu yazıtın üzerinde evin sahibinden, şehrin kurucusu olarak övgüyle söz edilir. Şüphesiz bu ev, Termessos'u kuranın değildi. Belki bu şehre fevkalade hizmetler sunan ev sahibine bir ödüldü. Bu tür evler genellikle soylu kimselere ve zenginlere ait olurdu. Geniş dükkânların sıralandığı portico' (üstü örtülü, önü sütunlu açık galeri) ları olan bir cadde, şehir boyunca kuzey-güney istikametinde uzanırdı. Sütunlar arasındaki boşluklar, genellikle, çoğu güreşçilere ait olan başarılı sporcuların heykelleriyle doldurulmuştur. Bu heykellerin yazılı kaideleri hala yerlerindedir. Bu yazıları okuyarak bu caddenin eski ihtişamını yeniden canlandırabilirsiniz.

KAYA MEZARLARI VE ÖLÜ KÜLTÜ: Şehrin güneyi, batısı ve kuzeyinde çoğu şehir duvarları içerisinde olan, kayaya oyulmuş mezar taşları bulunan geniş mezarlar vardır. Bunlardan bir tanesinin Alcetas' a ait olduğu düşünülmektedir. Ne yazık ki mezar hazine avcıları tarafından yağmalanmıştır. Mezar' ın kalan kısmı M.Ö. 4. Yy' a tarihlendirilebilecek ata binen bir savaşçının betimlemeleriyle bezenmiştir. Genç Termessos' luların General Alcetas' ın trajik ölümünden ne kadar fazla etkilendikleri ve onun için görkemli bir mezar yaptıkları bilinmektedir ve tarihçi Diodoros, Alcetas' ın Antigonos ile at üzerinde savaştığını kaydeder. Çakışan bu olaylar, aslında mezarın Alcetas' a ait olduğunu ve rölyefte tasvir edilenin de o olduğuna işaret eder. Yüzyıllardır şehrin güney batısında, sık ağaçların arasında saklanan lahit, insanı bir anda tarihi törenin deriliklerine götürür. Ölüler, kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarıyla bu lahitlere konurdu. Yoksulların bedenleri, sadece taş, kil ya da ahşap lahitlerde yakılırdı. Lahitlerin açılmasını engellemek ve mezar soyguncularını korkutmak için tanrıların öfkesini çağıran yazıtlar da bulunabilir, bu yazıtlar aynı zamanda kurallara uymayanlara uygulanan para cezalarını da belirtir. 300 ile 100.000 denar arasında değişen bu para cezaları genellikle Zeus Solymeus adına şehir hazinesine ödenirdi ve yasal hükümlerin yerini alırdı." Kaynakça. Antik Kentler-Arkeolog Emre Sarı. BAŞKA GEZİLERDE BAŞKA YAZILARDA BULUŞMAK UMUDUYLA.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI