SALİHLİ ADALA KANYONUNDA SETMOG MOTOSİKLET FESTİVALİ, SARD HARABELERİ, BİNTEPELER ve OZANLARIMIZ…

SALİHLİ ADALA KANYONUNDA SETMOG MOTOSİKLET FESTİVALİ, SARD HARABELERİ, BİNTEPELER ve OZANLARIMIZ…

      LİDYA DEVLETİ’ nin başkenti; SARD ANTİK KETTİ’ nin kalıntıları Salihli ilçesi SARD kasabasındadır. Bu yörede 5000 yılı aşkın bir süredir çeşitli yerleşimlerin olduğu, Roma ve Bizans dönemlerinde de önemli bir yerleşim yeri bulunduğu yapılan kazılardan anlaşılmaktadır. Bu kent; araştırmalara göre tarım, hayvancılık, ticaret ve PATAKLOS ÇAYI(sard çayı) ında yapılan altın madenciliği sayesinde zengin olmuştur. PARA, uzun mesafeli ticaret, lirik şiirsel yapıtlar, müzik, felsefe, astronomi, coğrafya, ekonomik ve endüstriyel buluşlar, meteorolojinin ilerlemesi ve heykelcilik SARDES KENTİ’ nin “İLK”  leri olarak sıralanabilir. Gerçekten de harabeleri gezerken şiirsel bir bütünlük ve güzellik izler gibi kendinizden geçmektesiniz. Öylesine güzel, öylesine estetik, öylesine doyurucu… Görmek gerek.

                Değerli okurlar, GAP TURU’ ndan döner dönmez çevremizdeki etkinlikler birbirini kovalıyordu. Bir öğrencimin düğünü vardı ve davetliydik. Fethiye’ de Ramazan KIVRAK’ ın oğlu evleniyordu, davetliydik. Köyceğiz’ de 12 Mayıs’ ta Pehlivan güreşleri vardı, görmeliydik. Dahası aynı günün akşamı asker arkadaşım Konya’ dan Öksüz Ozan Ahmet ve OĞLU YAĞIZ ’ın ÂŞIKLIK ATIŞMALARI olacaktı. Ancak SARD HARABELERİNİ görmek ve bu arada orada yapılacak olan Motosiklet Festivali için otelde yer ayırtmıştık. Ayrıca SARD, paranın ilk basıldığı yer olması ve ANTİK YAPILARIN bütünlüğü ve görkemi açısından mutlaka görmem gereken yerlerden biriydi. Büyük bir iç muhasebesinden sonra bu fırsatı kaçıramayacağımızı anladık.

                Cuma sabahı daha saatin 07.30’unda aracımıza binerek Köyceğiz’den çıkıp Kara böğürtlen/Kale yoluyla Muğla/Denizli asfaltına çıktık. Kısa sürede çam ormanlarıyla bezenmiş tertemiz ormanlarımızı geçip 1000 metrenin üzerinde iki geçidi de aşarak serin ve gölgeli bir havada çok rahat bir şekilde ilerledik. Kale yolundan sola sapıp yine tepeleri aşarak AFRODİSİAS önünden geçip KARACASU’ yu da aşarak KUYUCAK’ a, oradan BUHARKENT’ e, oradan da SARAYKÖY üzerinden yine sola ve tepelere doğru yükselerek önce BULDAN’ a, oradan SARIGÖL…  Oradan da ALAŞEHİR üzerinden 11.30 sularında Salihli’ de km. lerce uzanan üzüm bağları arasında ilerleyerek ADALA KANYONU girişinde 7. SETMOG MOTOSİKLET FESTİVAL ALANI’ na yetiştik. Festival alanı ağaçlar arasında, yeşillikler içinde dere yatağının içine yapılmış adacıklar üzerinde ayrılmış çadır ve konaklama yerleriyle çok mükemmel bir yerdi. Alanlarda, yol kıyılarında, hemen her yerde konuşlanan çadırların çevresinde yüzlerce, binlerce birbirinden pahalı ve göz alıcı motosikletlerle doluydu. Her ye , çok pahalı ve gösterişli deri mont ve yelekli erkekler, kadınlar ve genç delikanlılarla doluydu. Yiyecek/içecek stantlarından motosiklet aksesuarına kadar her türlü satış alanları ilgililerin hizmetine sunulmuştu. Adacıklardan birisinde konuşlanan arkadaşları bularak kendimize bir yer edindik. Bu arada çeşitli motosiklet gruplarından arkadaşlarla tanıştık. Her şey çok güzeldi, her şey yolundaydı. Ancak akşama doğru gelen acıklı bir haber moralimizi bozdu:  Doğuda şehit düşen iki askerden biri hemen yakınımızdaki DURASILLI Köyü’ ndendi. Bu nedenle ortalığa bir hüzün çökmüştü. Akşama yapılacak olan eğlenceler iptal edilmiş, içki satışı yasaklanmıştı. Konuşlandığımız derenin hemen kıyısında yer alan mahallede her türlü gereksinim giderilebiliyordu. Çünkü burası Büyük Şehir’ den önce BELDE idi. Akşama doğru “Yarın yapılacak olan KIRAÇ KONSERİ de iptal edilmiştir” duyurusundan sonra birçok kişi gibi bizim de moralimiz bozulmuştu. Yapacak bir şey yoktu. Festival alanına gelen gidenin haddi hesabı yoktu. 15-20 bin kişinin geleceği bekleniyordu. Akşama doğru bastıran yağmurda çadırların içine, tentelerin altına çekilmiştik.  Daha Salihli’ ye gelmeden bizi arayan Hasan KARABULUT adlı arkadaş bizi arayıp bularak evinden, bahçesinden getirdiği mevsimlik  meyvelerle ağırlamıştı. Ayrıca bizim tarihi yerlere ve doğa güzelliklerine hayran olduğumuzu bildiği için çevreyi gezdirmeye de söz vermişti. Cumartesi sabahı daha katılımcıların çoğu uykudayken Hasan’ ı aradık. Sağ olsun hemen geldi ve kendi arabasıyla bizi alarak önce Salihli’ nin içinden geçerek Turgutlu/Bozdağ yolu üzerindeki SARD HARABELERİ’ ne getirdi. Burası yıllardan beri belgesellerde, fotoğraflarda görüp de gezmek istediğim bir yerdi. Çünkü önü sütunlarla destekli iki yüksek kattan oluşan bu dev antik yapı gördüğüm tüm tarihi yapılar içinde en sağlam kalmış, en görkemli yapılardan biriydi. Tarihi alana girer girmez hayranlığımız gittikçe arttı. Hasan, önceden gördüğü/bildiği halde o da bizimle geldi. Sütun sütun sütunlar üzerinde yükselen kırmızı tuğlalarla örülmüş duvarlarının önünde fotoğraflar çekilip doyunca gezip gördükten sonra tarihi alandan çıkıp aracımıza binerek ileriye doğru devam edip 2. Bir kısma geliyoruz. Orası da SARD HARABELERİ’ nin devamı. Burada daha çok mermer kaideler üzerinde yükselen bembeyaz sütunlar süslüyor ortamı. Uzun sütunların tabanındaki dairesel altlıkların çevresi öyle güzel işlenmişti ki bir dantel işlemesi sanki… Burasını da yeterince gezip görüp fotoğraflar çekildikten sonra tekrar aracımıza bindiğimizde Hasan kardeşimiz,  bizi ara yollardan ovaya doğru götürüyor. Yol üzerinde “BİNTEPELER” diye levhalar görüyor ve soruyoruz Hasan’a. Hasan, bu çevrede binlerce tepenin (Tümülüs) bulunduğu için halk buraya “BİN TEPELER” adını vermiş, diyor. Gerçekten de bir yerlerden dolaşıp yeniden Turgutlu-Salihli asfaltına çıktığımızda ovada onlarca büyüklü küçüklü tepelerin sıralandığını görüyoruz. Hatta bazılarının yol inşaatı sırasında yarı kısımları açılmış durumda. İnternetten yaptığımız araştırmada ise 90’ ın üzerinde Tümülüs olduğunu öğreniyoruz. Bunlar, parayı bulan LİDYALILAR tarafından M.Ö. 7. ve 6. y.y. larda yapılan 2500 yıllık KRAL MEZARLARI imiş. Ünlü LİDYA KRALI,  ALYATTES’ e ait en büyük Tümülüs 355 metre çapında ve 69 metre yüksekliğinde imiş. Çevre uzunluğu ise bin 115 metreyi buluyormuş. Burada “ATYADLAR, HERAKLİDLER VE MERMNADLAR” olarak üç KRAL hanedanı hüküm sürmüş. M.Ö. 546 yılında PERSLERİN burayı ele geçirmesiyle hanedanlık bitmiş. VERİMLİ TOPRAKLMAR ÜZERİNDE ZENGİN BİR YAŞAM,  Perslerin eline geçmiş.

                Dönüp tekrar festival alanına gelirken Hasan’ a yakınlarda bulunan Türkiye’ nin ilk barajlarından DEMİRKÖPRÜ BARAJI’ na gitmek istediğimizi söylüyoruz. Hasan hiç nazlanmadan aracını baraj setine doğru sürüyor, yükseliyoruz.  Çok geçmeden baraj setinin üzerindeyiz. Yağmurların az olmasından baraj gölü çok da dolu değil. Orada evlerine dönen motorcu gruplarıyla fotoğraflar çekilip dönüşe geçiyoruz. Hasan bizi yine bırakmıyor ve ADALA KANYONU ’nun başlangıç kısmına, baraj setinin altına doğru indiriyor. Derenin içinde buz gibi sular, çevredeki kayalardan şırıl şırıl akıyor. Alabalık tesisleri bulunuyor burada. Bu kayaların önünde fotoğraflar çekilirken bunlara “AĞLAYAN KAYALAR!” adını takıyorum. Ancak Manisa’ sınırları içinde, bir başka yerde gerçekten de AĞLAYAN KAYALAR adıyla bir yer varmış.  Saat 13.00 sularında dönüp dolaşıp festival alanına geldiğimizde Hasan’ a ve diğer birlikte olduğumuz arkadaşlara veda ederek sabahtan hazırladığımız aracımıza binerek ve aklımız festival alanında ve saatlerce uzanan yemyeşil üzüm bağlarında kalarak geldiğimiz yollardan ve beldelerden 300 km. sonra yine Köyceğiz’e dönüyoruz. Saat 18.30 sularıdır. Biraz dinlenip kendimize geldikten sonra doğruca festival alanına iniyoruz. Daha Halk Âşıkları konserine bir saat kadar vardır. Öksüz Ozan ve oğlunun PANORAMA’ da olduğunu öğreniyor, yürüyerek varıyor ve onları bir masa çevresinde oturmuş bekler buluyoruz. Bizi görünce çok seviniyorlar. Sarmaş dolaş oluyoruz. Akşam da FESTİVAL ALANI’ nda BABA/OĞUL   ÂŞIKLARI KÖYCEĞİZ’ de bir İLK olarak ANADOLU’ nun yanık ezgileri ile gümbür gümbür dinliyor, mest oluyoruz. Ellerine, kollarına, YÜREKLERİ’ ne sağlık diyor kendilerine teşekkür ediyoruz. HAFTAYA BULUŞMAK ÜMİDİYLE SAĞLIK ve ESENLİKLE KALINIZ.

YAZARIN DİĞER YAZILARI