SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI, ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI.

SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI,

ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI.

Değerli okurlar, sizi yine kırk yıl kadar öncesine götürmek istiyorum. 978 Ağustos ortaları… Ufukta yükselen yaz güneşi, öğle saatleri olmasına karşın ortamı ısıtamıyor. Kuşların cıvıltısı bu sessiz ortama bir hayat belirtisi veriyor. Aşağılarda; epeyce uzaklarda bir eşek sesi, sonra horoz sesleri… Birkaç yüz metre ilerisi sisten görünmüyor. Burası Eskişehir’in 80-90 km. kadar kuzey-batısında kalan ÇATACIK ORKAN KAMPI. Bana çağrı mektubu geç geldiği için daha dün gelebildim buraya. Oysa kamp başlayalı 15 gün olmuş. Her biri 20’şer günlük kamplar bunlar. Bulunduğumuz piknik yeri, havası, suyu ve doğal güzellikleri yönünden eşine az rastlanır yerlerden. Hele ormanları o kadar derin ve zengin ki sizlere anlatamam. Çevreye oturmak, spor yapmak, piknik yapmak ve eğlenmek için ağaçlardan öyle güzel yerler yapılmış ki görmek gerek. Tüm bunlar doğal güzelliklerinin yanında estetik güzellikleri de üzerlerinde taşıyorlar.

Gençlik ve Spor Bakanlığının “Toplumsal Kalkınmada Gençlik Projesi “adı ile üniversite gençlerini 20’şer, 30’ar kişilik gruplar halinde 20’şer günlük süreyle düzenlediği kamplar bunlar. Amaç,; üniversite gençliğinin doğal ortamlarda çeşitli üniversitelerden gelen gençleri  dostluk ve barış içerisinde bir araya getirmek ve içinde bulundukları sıkıcı ve gergin ortamlardan uzak tutmak… Köylü ve işçilerle bir araya getirip kaynaştırarak onların yaşadığı doğal ortamlarda birlikte yaşama ve hayatı, gerçek yaşamı tanıtma, öğretme, bilgi sahibi yapma amaçlanıyor. Yurdun değişik bölgelerinden gelen gençleri, köylü ve işçiyle tanıştırıp gerçek yaşam koşullarını yerinde gösterip,  birlik beraberlik ve dostluk bağlarını pekiştirmek temel amaç. .. Benden önce kampa sekiz kişi gelmişti. Benimle dokuz kişi olduk. Ancak, arkadaşlar yetkililerin iş yerlerine gitmek için kendilerine araç verilmediğinden, işçi ve köylü ile tanıştırılmadıklarından yakınıyorlar. “Biz, işçimizin, köylümüzün yaşantısını, çalışma ortamını, çalışma şartlarını yerinde görmek için geldik. Onlarla birlikte kazma/kürek/balta sallamak, tırpan tutmak, gerekirse ekin biçmek, harmanda olmak için buradayız. Yazık ki bunların hiç biri gerçekleşmedi” diye yakınıyorlar. “Gördüğünüz gibi kağıt/tavla/satranç oynayıp maçlar yapıyor sonra da yiyip/içip yatıyoruz” diyorlar. Arkadaşlar sonuna kadar haklıydılar. Umarız bu durum sonraki guruplarda da böyle olmaz. Burada Ege İktisat, İstanbul Mimarlık, Ankara Veterinerlik, Ziraat, Fen,  Hacettepe ve Dil Tarih’ ten (ben) arkadaşlar var. Sonradan öğrendiğime göre Çatacık, Eskişehir’in kuzey/batısında değil, güney doğusundaymış. Ağustos’un ortaları. Kamp dağılıyor. Evvelsi gün Albay ( herhalde gözetmendi) gitmişti. Dün diğer yetkililer gitti. Bu gün de gurup gidiyor. Ben ikinci gurubu bekleyeceğim için üç gün burada yalnızım. Kampta önemli bir değişiklik yok, günlerimiz genelde neşeli geçiyordu.

            18 Ağustos sabahı. Birinci guruptaki arkadaşlarla Ankara’ya gitmiştim, döndüm.  Şimdi ikinci guruptayız ve eskilerle birlikte 11 kişiyiz. Bizden önce gelenler dün ormana gitmişler ve ağaç kesip odun yığmışlar. Sanırım bu gün biz de gideriz. Dün ziyafet vardı;  işletmeden gelenlerle yenilip içildi ve eğlenildi.   Ayrıca dün yol kenarında yangın şeridi açmıştık. İş güvenliği açısından sarı koruyucu başlıklar giymiştik ve kendimize “ SARI BERELİLER  adını vermiştik. Bakalım yarın gidişat nereye? Jeneratör çalıştı, ışıklar yandı, akşam yemeği yenecek. Notlarıma ara veriyorum. Ağustosun son günleri… Öğle üzeri, ortalıkta ağustosböceklerinin hiç dinmeyen sesleri... Araçlar gelmediği için çalışma yerine gidemiyoruz. Kağıt, top, oynuyor, eğleniyor ve uyuyoruz. Dün Sayın Bakanımız Yüksel ÇAKMUR gelmişti. Birlikte yemek yiyip fotoğraflar çekildik. Sorular sorup cevaplar aldık, sohbet ettik. Hatta Bakan gelmeden önce bir manzume yazmıştım ve bakana okumuştum. Yalnız “Bakan gelecekmiş, hoş gelmiş? Gönlü dolu ama eli boş gelmiş!”  dediğimde Bakanımız biraz bozulmuştu ama n’edeyim “hoş gelmiş” e başka kafiye bulamamıştım.  Buna karışın Bakanımız yine de beni tebrik etti. Manzumemi gazeteciler almıştı benden. Fotokopisi de olmadığından neler yazdığımı şimdi bile anımsamıyorum. Ancak birlik, beraberlik, kardeşlik ve dostluktan söz etmiştim. 79’ un o ateşli kavga ortamında. Sonra bu manzumem Ankara’da Bakanlığın binasının önündeki panoda uzunca bir süre asılı kalmıştı. Bakan, İşçi ve köylülerle de konuşup fotoğraflar çekildikten sonra ayrılmıştı kamp yerinden.

Yarın nasip olursa SARIYAR BARAJI’ na gideceğiz. Çiftelerdeki gurup da gelecek. Geçen Cumartesi günü onları ziyarete gitmiştik. Altı erkek, bir kız yedi kişiydiler. Onlar Ziraat bahçesinde çalışıyorlar. Onlarla konuşup tanıştıktan sonra hep birlikte SAKAR BAŞI diye bilinen Sakarya Irmağının başına gittik. Havuzlar, kanallar, göletler, şelaleler…  Her yerden sular kaynıyordu. Bir restorana oturup balıklı/köfteli(bazılarına içkili) yemeklerimizi yiyip Eskişehir üzerinden kampa döndük.

            Geçen hafta da ormanda bir geziye çıkmış, BÜYÜKASA Köyünde çay içip 1780 metre yüksekliğindeki yangın kulesine çıkmış, çevreyi gözlemlemiş ve gezip eğlenmiştik. Bir ara üç kafadar guruptan koparak BÜYÜKASA, KÜÇÜKASA, MAVZAT, DOMYA .. gibi köyleri dolaşıp geldik. Ayrıca çevrede KANDAMLAMIŞ, YALIMKAYA, AĞAÇHİSAR… gibi köylerin de olduğunu öğrendik. Bunlar hep orman köyleriymiş. Yeni kooperatif kurmuşlar ve kamyonları da varmış. Her yerde olduğu gibi burada da köyler arasında sınır davaları, kavgaları sürüp gidiyormuş. Köylerin adları ilginç geldi. Kim bilir insanlar bu adları almak için ne olaylar yaşamışlardır da bu ilginç adları almıştır köyleri. Gelecek gezilerde/yazılarda buluşmak ümidiyle hoşça kalın.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR haberi

TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR

TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR
TOROSLARLA BOY ÖLÇÜŞEN DEV BARAJ: OYMAPINAR
SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI,  ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI. haberi

SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI, ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI.

SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI,
SÜNDİKEN ORMANLARINDA AHIM KALDI, ÇATACIK KAMPLARINDA EYVAHIM KALDI.