DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNE DAİR…

DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNE DAİR…

Prof. Dr. Kemal Kocabaş

“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” Mustafa KEMAL

            Bugün 8 Mart 2018,  Bugün “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”… Yaklaşık bir haftadır  beni esir alan grip esaretini aşarak okuldayım. Çayımı içerken gazetelere ve sosyal medyaya bakmaya çabalıyorum. Bugün tüm başlıklarda ve  iletilerde 8 Mart vurgusu öne çıkıyor. Çayımı yudumlarken çocukluğumu düşündüm. O yıllarda sevgililer günü, kadınlar günü  gibi kutlamalar yoktu. Kanımca 1980 sonrası bu kutlamalar hayatımıza girmiş, iyi de olmuş.

            Cumhuriyetin batılı ülkelerden önce kadınlara seçme seçilme hakkını verdiğini anımsadım ve önce Cumhuriyeti selamladım. 1940’lı yıllarda daha çok kız öğrenciyi Köy Enstitülerinde  eğitim hakkına kavuşturmak için “yanında bir kız öğrenci getiren erkek öğrenciyi sınavsız enstitülere kabul eden”,  pozitif ayrımcı eğitim süreçleri üreten enstitülerin kurucuları  Hasan-Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’u anımsadım, onların emeğini  selamladım. Ortaklar İlköğretmen Okulunda parasız-yatılı öğrencilik sürecimde el nuru ürettiği oyaları satarak, gönderdiği mektupların içine küçük harçlıklar koyan ve bizleri büyük bir sevgi ortamında büyüten  sevgili anamın emeğini  hatırladım, onu sevgiyle selamladım. Yaşamını kız çocuklarının eğitim hakkına adayan, YKKED-Aydınlanma Onur Ödülü verdiğimiz  Türkan Saylan Hocayı sevgiyle anımsadım, emeğini, çabalarını selamladım. 11 Şubat 2018 tarihinde  “Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü”’nün üçüncüsü dolayısıyla BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan genç bilim kadınımız Canan Dağdeviren kendi başarılı bilim yolculuğunda en büyük motivasyonunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk olduğunu ve onun “Bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse bilimi tercih edin” sözlerini vazgeçilmez bir yaşam öğüdü olarak aldığını söylediğini anımsadım, sevgili Canan’ı selamladım.

            Türkiye’de kadın olmak zor mu, kolay mı? Verilere bakalım… Haftalık köşe yazımı yazarken sosyal medyayı ve gazeteleri de tarıyorum. “OECD-2017 Cinsiyet Eşitsizliği Raporu” elime geçti.  Raporun özeti,  Türkiye’nin  eğitimde cinsiyet eşitsizliğinin en çok görüldüğü OECD ülkesi olduğu gerçeğini işaret ediyordu. Yine Dünya Ekonomik Forumu (DEF) tarafından yapılan sıralamada 144 ülke arasında 131'inci sırada yerini aldı.Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”nun  raporu gözüme çarpıyor. 2017 yılında Türkiye’de 409 kadın  erkekler tarafından öldürülmüş. Utandım… 2018 yılı ocak ayı içinde ise 28 kadın, şubat ayı içinde ise 47 kadın  öldürülmüş. Yıllara göre bakarsak; 2013’te 237, 2014’te 294, 2015’te 303, 2016’da 328, 2017’de 409.  Utancım daha da arttı… 2018 yılının ilk iki  ayında Kadir Has Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması  ilginç sonuçlar veriyor. Türkiye’de kadınların en büyük sorunu yüzde 61 ile “şiddet” olmuş. Oran 2016’da yüzde 53, 2017’de ise yüzde 55 imiş. İkinci sırada işsizlik”, üçüncü sırada ise eğitimsizlik  dördüncü sorun ise; sokakta baskı ve taciz. Tüm veriler görüldüğü gibi birbirlerini doğruluyor.

            Her gün TV programlarına çıkan kadını dövmenin kutsal kitapta yeri olduğunu söyleyen, sigara içen kadını ötekileştiren, kızlı-erkekli halk oyunu oynamayı zina olarak değerlendiren, kadını evde hapsetmeye  yönelik söylemler üreten  ilahiyat çıkışlı sözde(!)  din adamlarının fetvalarını anımsadım. Ulaşım araçlarında giysisini beğenmediği için kadınlara  tekme atan az gelişmişleri, Aladağ’da Süleymancılar tarikat yurdunda ilkel koşullarda çıkan yangın sonucu hayatını kaybeden 11 kızımızı anımsadım. Geriliğin ve vasatlığın geldiği noktayı düşündüm.  Sistemin bütünüyle kadını korumadığı çok açık… Kadına yönelik bu algı ve şiddetin arkasında ülkenin içinde yaşadığı siyasal iklimin önemli rolü olduğu çok açıktır.  Vazifeden görev çıkaran vasatların, ülkede kadın polisliği yapıyor olması acıdır. 8 Mart 2018 Dünya Emekçi Kadınlar  gününde tüm bu olumsuzlukları üreten siyasal iklimin söylemine dair  itirazlar mutlaka  çoğaltılmalıdır.

            Siyasal iklimle beraber  konuşma dilimizde, kültürümüzde  de kadını ötekileştiren kelimeler yoğun bir şekilde var. Dilimizi kadına karşı önyargılardan temizlemek de bu 8 Martta önemli bir görev olarak karşımıza çıkıyor. Neler bunlar:  “Anasını sattığımı, erkek gibi kadın, adam gibi olmak, adam etmek, işinin eri, baba parası, insanoğlu, elinin hamuruyla vb.” Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Şair, edebiyatçı Bilsen Başaran Öğretmen Yeniden İmece’de yayınlanan bir yazısında toplumdaki kadın algısının atasözlerindeki karşılığını yazmıştı, onları anımsadım:  “Kadın dediğin koluna taktın mı yakışmalı, duvara attın mı yapışmalı”, “eksik etek, saçı uzun aklı kısa”, “Avrattan vefa, zehirden şifa olmaz.”,  “Bal arıdan, kavga karıdan çıkar”, “Avradı bed (çirkin) olanın sakalı ak olmaz”, “Avradın kazdığı kuyudan su çıkmaz” , “Kadını sırdaş eden tellâl aramaz”, “ Erkek kocadıkça koç olur, kadın kocadıkça hiç olur”, “Kadının malı kapı mandalı”,“Kadın erkeğin elinin kiri “, “Kadına, çocuğa, sarhoşa sırrını açma”, “Karı ile çıkma yola, başına gelir türlü belâ”,  “Erkeğin okumuşu kadı olur, kadının okumuşu cadı olur.” Atasözü olarak tanımlanan bu kadın algılarında kadına yönelik olumlu bir tanımlama var mı? Yok…  Başaran bu sözleri “Sözlü tarihin anlattıklarından beslenen, gelenek göreneklerin kuytusunda üremesini sürdüren, sözlü edebiyat ve folklorla en temiz belleklere sızarak yerleşen habisleşen virüslerle dolu söylemler sadece kadını, bu coğrafyanın kadınlarını işaret eder. Hem de aşağılayarak, parçalayarak, kimliksizleştirerek, ezerek, kadın olmanın erdemlerini sisten bir örtünün altına iteleyerek işaret eder kadını ve kadınlığı.” Toplumun kültüründeki bu algıyı eğitimle, kültürle, sanatla, karma eğitimle değiştirmek, minimize etmek olanaklı. Ama bu siyasal iklimde mümkün mü? Bilmiyorum…

            Kadın, şiirlerinde en önemli öznesi. Nazım Hikmet dizelerinde kadın “Ve kadınlar/bizim kadınlarımız/korkunç ve mübarek elleri/ ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle/anamız, avradımız, yarimiz” Cemal Süreya’nın dizelerinde ise “bir kadını ortadan/ ikiye böl…/yarısı annedir/yarısı çocuk/yarısı sevgili/yarısı aşk.../duyanlar bunu bilmez/görenler anlamaz bunu!/yarısı rivayettir/yarısı gece.” Kadın kim? Anneannemiz, babaannemiz, anamız, eşimiz, ablamız, halamız, teyzemiz, öğretmenimiz, komşularımız, çalışma arkadaşlarımız, sınıf arkadaşlarımız,  sevgilimiz… Hayatımızda olan ve birlikte çoğaldığımız, zenginleştiğimiz  güzel insanlar. Birlikte var ettiğimiz hayatta onların emeği yadsınabilir mi? İçinde yaşadığımız toplumda kadını ötekileştirmek, yok varsaymak demek bütün çiçekleri, bütün müzikleri, şiirleri, estetik ve zerafeti yok etmek, tatsız-tuzsuz bir dünya düşü kurmaktır  ve o anlamda çağdışıdır. Nüfusun yarısı olan kadının özgür olmadığı,  kendisini ifade edemediği toplumlarda demokratik, hukuk devleti de olunamıyor. Kadın özgürlüğü ile toplumsal gelişim ve değişim arasındaki bu ilişki yaşamsal önemdedir. Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun!...

           

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKULLAR AÇILIRKEN haberi

OKULLAR AÇILIRKEN

OKULLAR AÇILIRKEN “Eylül sabahının serinliğini/Yaprakların serinliğini/Ciğerlerime dolduruyorum/Sessizlik ve serinlik/Birleşiyor/Yıkanmış güvercinler/Ve çok uzakta bir tren sesi/Her zaman yeniden başlamak duygusu/Doğuyor içimde/Her uyanışımda/Düşm ...
OKULLAR AÇILIRKEN
YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULU HAZIRLIK SINIFI haberi

YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULU HAZIRLIK SINIFI

YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULU HAZIRLIK SINIFI             23 Eylül 2017 günü  İstanbul’da yapılacak “Laik-Bilimsel Eğitim Platformu” (LABEP) İstanbul paneli için  bir gün öncesinden İstanbul ...
YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULU HAZIRLIK SINIFI
BERGAMA'DA  KÖY ENSTİTÜLERİNİ VE HALK OYUNLARINI KONUŞMAK haberi

BERGAMA'DA KÖY ENSTİTÜLERİNİ VE HALK OYUNLARINI KONUŞMAK

BERGAMA'DA  KÖY ENSTİTÜLERİNİ VE HALK OYUNLARINI KONUŞMAK Prof. Dr. Kemal Kocabaş             Bergama Belediyesi 25-26 Ağustos 2017 tarihleri arasında "Zeybek Festivali" düze ...
BERGAMA'DA KÖY ENSTİTÜLERİNİ VE HALK OYUNLARINI KONUŞMAK
TEKİRDAĞ’DA KÖY ENSTİTÜLERİNİN 77. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE  HASAN-ALİ YÜCEL’İ YENİDEN ANLAMAK haberi

TEKİRDAĞ’DA KÖY ENSTİTÜLERİNİN 77. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE HASAN-ALİ YÜCEL’İ YENİDEN ANLAMAK

TEKİRDAĞ’DA KÖY ENSTİTÜLERİNİN 77. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE  HASAN-ALİ YÜCEL’İ YENİDEN ANLAMAK “İnsan olarak yaşayabilmek için hava, su gibi, doğal koşullar arasında eğitim, öğretim ve kültür de bulunacaktır…” Hasan-Ali YÜCEL     ...
TEKİRDAĞ’DA KÖY ENSTİTÜLERİNİN 77. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE HASAN-ALİ YÜCEL’İ YENİDEN ANLAMAK
TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR! haberi

TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR!

TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR! Prof. Dr. Kemal Kocabaş “Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları, /Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,/Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında/Ardında savrulsunlar, unut yaprakları./Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde o ...
TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR!
TONGUÇ’A  TAŞ TAŞIMAK… haberi

TONGUÇ’A TAŞ TAŞIMAK…

TONGUÇ’A  TAŞ TAŞIMAK… Prof. Dr. Kemal Kocabaş “İnsanoğlunun kazanacağı en büyük zafer korkuyu yenmesiyle elde edeceği zaferdir”  İsmail Hakkı TONGUÇ             İsmail Hakkı Tonguç ...
TONGUÇ’A TAŞ TAŞIMAK…
YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER  DERNEĞİ haberi

YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER DERNEĞİ

YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER  DERNEĞİ Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ kekocabas@gmail.com “17 Nisan, Köy Enstitülerinin kuruluş bayramıydı. Esaretten, yokluktan, tembellikten, birçok şeylerden kurtuluş bayramıydı. Bozkır bozkır olalı sevincin bayramı ...
YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER DERNEĞİ
OKULLAR KAPANIRKEN TÜRKİYE VE EĞİTİM haberi

OKULLAR KAPANIRKEN TÜRKİYE VE EĞİTİM

OKULLAR KAPANIRKEN TÜRKİYE VE EĞİTİM 2016-2017 öğretim yılı, 9 Haziran 2017 günü okullarda karne dağıtımı ile sona erdi ve   yaklaşık 18 milyon öğrenci,  900 bin öğretmen yaz tatiline merhaba dediler. Her öğretim yılı başında ve sonunda oku ...
OKULLAR KAPANIRKEN TÜRKİYE VE EĞİTİM
GÖNEN KÖY ENSTİTÜSÜ  VE SALİH URHAN haberi

GÖNEN KÖY ENSTİTÜSÜ VE SALİH URHAN

GÖNEN KÖY ENSTİTÜSÜ VE SALİH URHAN“…Çıktım da gurbet ele geri gelinmez/ Kimler öldü kimler kaldı bilinmez/ Ölsem buralarda gözüm yumulmaz/ Eğil dağlar eğil sılam göreyim/ Sılamda güller açmış nasıl durayım/ Dumanlı dağların başı baş değil/ Gülse ...
GÖNEN KÖY ENSTİTÜSÜ VE SALİH URHAN