KÖY ENSTİTÜTÜLÜ SAĞLIKÇI ALİ MİL’İN ARDINDAN

KÖY ENSTİTÜTÜLÜ SAĞLIKÇI ALİ MİL’İN ARDINDAN

Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ

 

            15 Ağustos 2018 günü üniversitede odamdayım. Sosyal medyada, hemşehrim, baba dostu,  yakınımız, çocukluk yıllarımızda hasta olduğumuzda  elindeki çantasıyla, iğneleriyle, ilaçlarıyla  çok yakınımızda   hissettiğimiz Sevgili Ali Mil Ağabeyi kaybetmiştik. Ali Mil kimdi?  Muğla-Kavaklıdere-Mesevle (Çayboyu) köyü 1933 doğumlu, Ortaklar Köy Enstitüsü 1946 girişli, Kızılçullu Köy Enstitüsü Sağlık Kolu 1950 çıkışlı, baba dostu, çocukluğumuzun doktoru, yaşamı boyunca hep iyiden, güzelden yana bir umutla çalışan bir halk  sağlıkçısıydı. Ali Mil Ağabeyi yazarken, Ali Mil Ağabeyin ve babamın dostları  Kavaklıdere’de daha önce görev yapmış enstitülü sağlıkçılar Kadri Gülhan, Bahattin Uyar’ı saygıyla selamlamak isterim.  

            “Kızılçullu Köy Enstitülü Yıllar” kitabını 2008-2011 yıllar arasında  yaptığım söyleşilerle hazırladım. Milas’tan Kızılçullu çıkışlı  Mehmet Sarı, Fatma Meriç ve Ali Mil ile görüşmüştüm.  Ali Mil ile son görüşmem 11 Şubat 2010 tarihinde Milas’taki evlerinde oldu.  Ali Ağabey çalışkan, başarılı, ilerici,  atak sağlık bir sağlık  memuruydu… İstenen her yere yüksünmeden gider iğne yapar, ilaçlar verirdi. Çocukluğumuzda ailede bir sağlık sorunu olduğunda hemen çağrıldığını anımsarım. Eşiyle beraber bizim evde konuk olurlardı. Sabahlara kadar babamla sohbet ettiklerini anımsarım. Tüm Köy Enstitülü sağlıkçılar gibi atıyla köy köy dolaşarak halk sağlığına, koruyucu sağlık hizmetlerine  katkılar verdi. Emekli olduktan sonra SHP’de politika yaptı, daha sonra Milas CHP ilçe başkanlığı yaptı.  

            11 Şubat 2010 tarihinde  evlerinde dostça ve özlemle kucaklaşıp, kahvelerimizi içerken bana yaşam öyküsünden kesitler  aktarmıştı. Eski antik ismiyle Mesevle’nin antik uygarlıklardan süzülüp gelen bir köy olduğunu, çocukluk yıllarında köyün nüfusunun yaklaşık   600 olduğunu,  babasının rençberlik yaptığını,  beş kardeş olduklarını  ve yalnız kendisinin Köy Enstitüleri aracılığıyla okuma olanağı bulduğunu özetlemişti.   Ali Ağabey, 28 yılı köylerde olmak üzere toplam 32 yıl sağlık memurluğu yapmıştı.  Sağlık memurluğu sürecinde hep enstitülü öğretmenlerle omuz omuza eğitim hakkını ve sağlık hakkını  yaşama geçirmeye çabalamışlardı.  

            Ali Ağabey söyleşi sırasında Ortaklar Köy Enstitüsü yolculuğunu  Mesevle İlkokuluna ağabeyimle  kayıtsız gidiyordum. İlkokul 1. ve  2. sınıfları köyde, 3., 4., 5. sınıfları her gün yürüyerek  Kavaklıdere’de okudum. Kavaklıdere İlkokulu 5 sınıflıydı. Osman Özgen, İrfan Soran ve Leman Baykal hatırlayabildiğim öğretmenlerim.  Okulu bitince okuyacağım diye tutturdum. Babam; “Bekle bakalım ortalık bir düzelsin” diyor. Bir gün köye gezici başöğretmen gelmiş. Doğru muhtarın dükkanına gittim. Muhtar; “Başöğretmen şimdi Salkım köyüne gitti” dedi. Hava yağıyordu. O yağmur altında Salkım İlkokuluna gittim. Gezici başöğretmene enstitüye kaydımı yaptırdım. Gezici başöğretmen; formalite  “Bekçilerin silahları devlet tarafından verilir” diye bir cümleyi  kağıda yazdırıp çantasına koyup gitti. Altı ay sonra enstitüye  çağırıldık.” şeklinde aktarmıştı.

            Söyleşide enstitülerden ilk kez nasıl haberdar olduğunu merak ediyordum.  Daha evvel Mesevle ve Kavaklıdere’den  Kızılçullu Köy Enstitüsü’ne giden öğrencilerden  bilgilendiğini, ilkokulu bitirince Kızılçullu’da  onları ziyaret ederek enstitü havasını soluduğunu  ve Kızılçullu’da  enstitü müdürüyle görüştüğünü söyleyerek,   müdürün  ona “Ortaklar’da yeni bir enstitü kuruyoruz. Oraya giremezsen bana haber ver” dediğini de aktarmıştı. Akrabası olan  Şükrü Kocabaş, Akif Yavuz, Kadri Gülhan  ve Ahmet Ulusoy’u Kızılçullu’da görüp uzun uzun enstitü eğitimi hakkında ilk bilgileri almıştı.  

            Ali Mil, 1946’da Ortaklar Köy Enstitüsü’nün ilk öğrencileri arasında yer alır. Ortaklar’da  o tarihlerde bitmiş üç  binanın olduğunu, Ortaklar geniş arazisi ile  zirai yönden Kızılçullu’ya göre daha uygun olduğunu belirtmişti. Bir gün okulda Kızılçullu’da sağlık kolu açıldığını ve isteyenin sınava girmesi duyurusu yapılmış.  O sıralarda  bir kurs nedeniyle Ortaklar’da bulunan Çavdır Köyü’nden eğitmen Mehmet Akar’ın da teşvikiyle  sağlık kolu sınavına girdiğini, sınava giren 41 kişiden dokuzunun sınavı kazandığını ifade etmişti. Sınavı kazanan dokuz arkadaşıyla sağlık kolu öğrencisi olarak Mayıs 1948’de Kızılçullu’ya trenle giderler.  Kızılçullu’ya  Aksu, Savaştepe, Gönen’den de sağlık koluna gelen öğrencilerle iki  grup sağlık kolu sınıfı oluşturulur.   Ali Ağabey, Kızılçullu’nun  Ortaklar’a göre daha düzenli bir enstitü olduğunu altını çizer.  

            Ali Mil, söyleşide Kızılçullu’daki yaşamı , “Sabahları milli oyunlar, beden hareketleri, voleybol, futbol ve hentbol hareketleri yapılıyordu. Marşlar ve türküler söylendi. Kızılçullu’da kütüphanemiz çok zengindi. Klasiklerden yararlanıyorduk. J.J.Rousso’nun Emil’ini, Eflatun’un Devlet’ini ilk defa Kızılçullu’daki kütüphanede okudum. Kızılçullu’da  Duvar Gazetesi çıkıyordu. Orada köşede yazıyordum. Davullu, zurnalı, milli oyunlarla şehre inilir, en güzel gösteriyi Köy Enstitüsü yapardı. Benim müzik derslerim zayıftı. Resim, yazı, tiyatro, piyes ve her hafta cumartesi-pazar günleri bir klasik eser okunur, pazartesi günü sınıfta anlatılırdı.”  ifadeleriyle aktarır.

            Ali Ağabey söyleşide sağlık kolu mezunlarıyla ilk kez köylere  ilk sağlık hizmetleri getirilmeye başlandığını,  Bir çok köyde salgın hastalıklar olduğunu, bazı köylerde WC kullanma alışkanlığının hiç olmadığını,  belirterek sağlık kolu öğrencileri olarak  İzmir’de Devlet, Çocuk  ve Tepecik Göğüs Hasatanesinde  staj yaptıklarının altını çiziyordu.  Ali Mil, genç bir sağlık memuru olarak 10 Mayıs 1950’de mezun olur ilk on yıl  Kavaklıdere-Genek (Menteşe) ve Mesevle’de  çalışır,  Milas-Asınyeniköy’den 1982 yılında emekli olur.

            Sağlık memuru olarak, köylere WC kültürü vermek, aşılar ve salgın hastalıklarla mücadelenin  en önemli uğraşıları olduğunu işaret ederek:   Ayrıca gece-gündüz hastalanan vatandaşlara ulaşmak da önemli bir görevdi. Tüm bu köyleri  at sırtında dolaştım. Köy Enstitülü sağlık memurları olarak diğerlerinden farklı idik. Onlar memur idi. Biz gece gündüz çalıştık. Onlara 120-130 lira maaş verilirken bize 88 lira verilirdi. 1950 yılı okuldan mezun olduktan sonra Kavaklıdere Köyler Grubu’na tayinim çıktı. Bazı köylerde hemen hemen  hiç hela yoktu. Helası olmayan köylerdeki şahıslara tebligat yaptık. Yapmayanları cezalandıracağımızı bildirdik. Bir tanesine ceza yazdık. Adam geldi: “Ben seni ne kadar seviyordum. Demek sen beni hiç sevmiyormuşsun” diye kahırlanmaya başladı. Onun cezasını cebimden ödedim. Böylece dostluğumuz bozulmadı. Başka bir köyde bir hastaya çağırıldık. Çocukta ishal vardı. Dudakları çatlamıştı, su istiyordu. Baş ucunda yastığın üstüne bilgiç teyze oturmuş. Ben “ Hemen çocuğa su verin” dedim. Kadın; “Katiyen olmaz. çocuk ölür” diye engellemek istiyordu. Ben verilmesine ısrar edince verdiler ama ben de korktum. Çocukta 39,5 derece ateş vardı. Şayet çocuk ölürse benden bileceklerdi. Serumla susuzluğunu takviye ettik. Allah’tan ki çocuk iyileşti. Köyde zirai bakımdan çalışmalarımda zeytinlik tesis etmeye başladığım zaman “Oğlum zeytin dededen kalır. Kendi diktiğini kendin yiyemezsin” diyorlardı yaşlılar. Beşinci senede benim zeytinler 5-6 yüz kg. yağ verince herkes ne kadar yağım olduğunu soruyordu. Sonra herkes zeytin dikmeye başladı. Bu gün herkesin yiyeceği yağ oluyor. Ayrıca bir de kavaklık tesis ettim. Herkes kavaklık dikmeye başladı. Yol kenarları yemyeşil oldu.”

 

            1950-1960 arasında tüm enstitülerin yaşadıkları sıkıntıları Ali Mil de yaşar. Enstitülü öğretmen ve sağlıkçıların özgüvenlerinin yüksek olduğunu,  fakat DP’lilerin pek çok engel çıkardıklarını,  bu engellere hiçbir zaman takılmadan görev yaptıklarının altını çizer.  DP’nin  memlekette demokratik yaşam değil bir düşmanlık ortamı yaratarak  memleketi ikiye böldüğünü özellikle belirtir. Söyleşide Ali Mil Ağabey babamla ilgili ilginç  bir anıyı da  aktarır: “1950’li yıllar zor yıllardı. Kavaklıdere’de çalışıyordum. Kavaklıdere’de kahvehanelerde  okul müdürü Şükrü Kocabaş’ın Rus kitapları okuduğu dedikodusu yayıldı. Yakınım, enstitülü ağabeyimin için yapılan bu dedikodudan rahatsız olmuştum. Kendisine sordum. Okuduğu kitabı çıkardı bana gösterdi. Kitap Jan Jack Rousso’nun bir eseriydi. İhbarcı yurttaş “Rus” diye okumuştu. Uzun süre gülmüştük.”

            Ali Mil, enstitü kökenli bir sağlıkçıydı. Toplumsal sorumluluğunu hiç kaybetmedi. Hep bir enstitülü olarak yaşadı.  Milas’ta sonsuzluğa uğurlanan Ali Mil Ağabeyin 85 yıllık onurlu yaşamını saygıyla selamlıyorum. Ailesine ve Köy Enstitüleri ailesine baş sağlığı diliyorum.

 

Kaynak:  Kocabaş, Kemal (2011) Kızılçullu Köy Enstitülü Yıllar, YKKED Yayınları

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI