Dünyanın Yedi Harikasından Biri HALİKARNAS MAOSOLEİONU

Dünyanın Yedi Harikasından Biri

HALİKARNAS MAOSOLEİONU

***

Karya Kraliçesi II.Artemisia, yaptırdığı anıt mezarla kendisinin ve kocası Mausolos’un adını ölümsüz kıldı.

-- O –

“Bu şaheser yapı, Mondra’nın sisli havaları için değil, Bodrum’un aydınlık gökleri için var edilmiştir. İnsanlık adına rica ediyorum; getirin onu asıl yerine dikelim ve hep birlikte gururla seyredelim.”

(Halikarnas Balıkçısı, Bodrum-Türkiye)

Balıkçı Brilish Museum’a bu telgrafı çekti de ne oldu? Müdürlükten, “Bunu yapmaya değil bizi, İngiltere Kraliçesinin bile gücü yetmez. İsteğinizi bir ölçü yerine getirmiş olmak için, Müzemizde Mausoleion’un bulunduğu salonun duvarlarını maviye boyadık…” Yanıtı geldi Balıkçı Baba’nın, hayıflanarak şöyle deyişi hala kulaklarımda:

- Zaten hep böyle yaparlar ya gözlerimizi boyarlar ya da Anadolu’dan kaçırdıkları eserlerin bulunduğu salonun duvarlarını…”

Antik çağdan beri insanlar, varlıkları “Yedi” ile saymaya meraklıdır. İlk akla gelenler:

Yedi bilgi, yedi kilise, yedi uyuyanlar, yedi şamdan, Yedigir, yedi iklim dört bucak, yediveren, yerin yedi katı gibi, yedi kubbeli hamam, yedi bela, yedi canlı, yediden yetmişe, yedi düvel, yedi gömlek uzak, Yedikardeş, haftanın yedi günü, yedi bölge, yedi cüceler, yedi yıldız, yedi meşaleciler, yedi gününü yetirdim bıyıklarını beterdim, Dünyanın Yedi Harikası….

İNSAN ELİNDEN ÇIKMIŞ EN MÜKEMMEL ESERLER

Bu yazının konusu olan Halikarnas Mausoleionu’na (Mozeleum) geçmeden, Dünyanın Yedi Harikasını anımsayalım.

01) Gize Büyük (Keops) Piramidi. Harikalarından en eski ve hala ayakta olanı. Mısır Firavunu Keops, Nil’in getirdiği tüm gelirleri harcayarak, 20 yılda yaptırdı.

2)Babil’in Asma (Asılı) Bahçeleri. Babil Krali Nabukadnazar’ın (Buthunnasır), yeşil cennet memleketini özleyen karnısı Semiramis için, olağanüstü çabalarla meydana getirdiği, Fırat kenarındaki yedi kat teras bahçeler,

03) Olympia’daki Zeus Heykeli. İlkçağın dört dahi heykeltraşından biri olan Phidias’ın (diğerleri Skopas, Praxiteles, Lyzippos) naş yapıtı. Usta, altın ve fildişiyle işlenmiş bu dev heykeli tamamlayınca karşısına geçip, ilk ibadet eden kendisi olmuş.

4)Ephesos’taki  (Efes) Artemision (Artemis Tapınağı) Efeslilerin, Ana Tanrıça Saydıkları Artemis (Latincesi Diana) adına, zamanın en büyük ustalarına inşa ettirdikleri şiirsel yapı.

05)Halikarnassos’ta, Karya Satrabı (Pers bağımlısı yerel kral) ölünce, dul eşi (II.) Artemisia tarafından, çağın en ünlü mimar ve heykeltıraşlarına inşa ettirdiği anıt mezar. “Mausoleion” adı “Mozoleum” ve “Mozole” olarak dünya dillerinde yaşamaktadır.

06)Rodos’ta Güneş Tanrısı kabul edilen Helios’un, deniz feneri biçimindeki dev bronz heykeli. (Bunun, iki ayağının, Rodos Limanı ağzının iki ucuna bastığı görüşü abartma veya yanlış anlamadır; olasılıkla Shakespeare’in bir oyunundaki benzetmeden kaynaklanmadır; “Kolosus” adıyla bilinir.)

7) İskenderiye Farosu (Deniz Feneri) Alexandria (İskenderiye) Limanı karşısındaki Faros adasına, Knidoslu mimar Sostratus’un inşa ettiği muazzam deniz feneri. Adını, üstünde kurulduğu adadan alır ki; taşıt araçlarının farlarında, kadınların gözlerine  sürdükleri farın da da adı buradan gelir. Yazıtı şöyledir: “Knidoslu Sostratus’tan bütün kurtarıcı tanrılara”

GELELİM MAUSOLEİON’A

Sıfırdan (Milat’tan) önce 377’de, Karya Kralı Hekotommos ölünce, yerine geçen Mausolos (Mozol), ülkesine yeni topraklar, kendi şanına şan ekleyerek, 355’te, genç yaşta ölüverdi. Yerine II. Artemisia geçti. karya’nın başına bir kadının geçmesini fırsat bilen Rodoslular, “Dünyanın en güzel ve en bayındır kenti” Halikarnas’a saldırdılar. Ama bilmiyorlardı ki; bu Artemisia da, kendisinden önce Karya’ya hükmeden, tarihin ilk kadın amirali I.Artemisia’nın izinden yürüyordu dul kraliçe. Evdeki hesapları çarşıya uymadı: donanmasının başına geçen yaşlı kraliçe, saldırganları perişan etti.

 

 

Dünyanın Yedi Harikasından Biri

HALİKARNAS MAOSOLEİONU

 

 

Dünden devam

Artemisia’yı asıl yıldıran Rodosluların ve öteki düşmanların tecavüzleri değil; sevgili kocasının vakitsiz ölümüydü. Büyük kralın adını ölümsüzleştirecek bir iş yapmaya, bir eser yaratmaya karar verdi. Bu amaçla, zamanın , dünyasının en büyük mimar ve heykeltıraşlarını başkentine çağırdı. Bunlar kimdi diye soracaksanız: Skopas, Phidyas, Satiros, Timotheus. Briaksis ve Leochares gibi ustalaür…

Planlar yapıldı, anıtsal yapının hangi bölümünden hangi mermerlerin  nerelerden getirileceği kararlaştırıldı.

Yapı şairleri, olanca istek ve yeteneklerini ortaya koyarak dört elle işe sarıldılar. Balıkçı’nın söyleyişiyle, “lamı-cimi yok; bir şaheser yaratılıyordu.”

Gelgelelim,  Artemisia,   kocasının üzüntüsüne fazla dayanamadı ve üç yıl sonra sonsuzluğa göçtü.

Artemisia’nın yerine tahta çıkan kardeşi İderus ile kraliçe Ada,  anıt inşaatın sürmesi için gerekli parayı vermek istemedi.  İş üstündeki üstatlar,  insanlığı böyle bir harikadan yoksun bırakmamak için,  para almadan,  dahası başka işlerden kazandıkları paraları harcayarak yapımı sürdüler.

Halikarnas’ın,  bugünkü Bodrum'un,  Arşipel'i  (Ege Denizini) en iyi gören yerindeki yapının yüksekliği 40 metreyi aşıyor ve şu beş bölümden oluşuyordu:

1-Yeşil mermerden yapılmış podium (kaide),

2-İyon üzerinde 36 sütunla çevrili pteron ya da cella ki,  mezar buradaydı,

3-Yine İyonik düzende tapınak kısmı,

4-Beyaz Paros mermerinden yapılmış 24 basamaklı piramidal kısım,

5-Karya göklerine yükselen bu göz alıcı piramidal çatının üstünde, dört atın çektiği arabada, Mausolos ile Artemisia'yi yan yana gösteren muhteşem heykel grubu...

Sözün özü; dahi sanatçıların ustalığı; dört ayrı stili,  kardeşmiş gibi bir araya getirmişti.   (Coinstidentia opposiditorum: Zıtlıkların uyumu...)

SAYGI / SİZLİK

Anadolu'daki nice tarihsel yapı ve yapıtların çoğu depremler,  savaşlar,  yangınlar ve talanlar dolayısıyla yakılıp yıkılıp yok olup gittiği halde,  Halikarnas Mausoleionu yüzyıllarca ayakta kaldı.

Dünyanın dört bucağından insanlar,  bu başyapıtı görmek için Halikarnasos’a akın etti. Diyebiliriz ki böylece Bodrum; Efes gibi,  Afrodisyas,  Knidos gibi -bir anlamda- kitle turizminin başladığı merkezlerden biri oldu. Yine diyebiliriz ki; bir kadının,  ölen kocası için yaptırdığı muhteşem mezar,  daha sonra yapılacak anıt gömütlere örnek oldu. Eski yazarlar onu,  mavi Karya göklerinde açmış bir çiçeğe ya da yıldıza benzetirler.

Halikarnassos’u yakıp yıkan Makedonyalılar -tepesindeki bazı bölümler yıkılmış olsa da- halâ ayakta bulunan Mausoleum'a dokunmaya kıyamadılar.            

On Beşinci Yüzyıl başlarında Karya Başkentine gelen Rodos Şövalyeleri,  Sen Peter Kalesini yapmaya başladılar.  Bilinir ki;  böyle yapılar inşa edilirken,  önceki yapıların taş ve mermerleri,  devşirme olarak kullanılır.   (Dikkat edin: Birçok Bizans yapı ve surlarında, ağızda kalmış tek tük diş gibi,  Helen ve Roma çağına ait mermer sırıtmaktadır!)

Bugün Bodrum'un üstünde kara bir siluet gibi duran kale inşa edilirken,  Dünyanın Yedi Harikasından biri olan anıt mezarın kalıntılarına ulaşıldı. İştihası kabarmışların talanıydı bu!   Güzelim yapının,  yerine yenisi konulamaz mermerleri,  gerekli görüldüğünde parçalanarak,  Kale duvarlarına da  kullanıldı.  Bu can incitici olayı,  Halikarnas Balıkçısı (mimarların ağzından) şöyle anlatır:

"İnşaatta kullanmak,   kireç yapmak için taş aradık.  Tarlanın birinde bulduğumuz basamakları kazmaya koyulduk.  Bunları kaldırıp derinlere indiğimizde,  mermer sütunlarla çevrili bir odaya geldik. Burası,  şahane kabartmalarla süslenmiş bir yerdi. Akşam olduğu için, ertesi sabah yeniden başlamak üzere,  kazma işini tatil ettik. Ertesi sabah geldiğimizde,  ortadaki lahdin kırılmış ve çevreye altın işlemeli kumaş parçalarının saçılmış olduğunu gördük."

"Şimdi siz,  bu açıklamayı öğrenince mimarın;  "Ah vah ettik, büyük bir hata işlediğimizi gördük"  demesini beklersiniz,  değil mi? Ne gezer,   bu sözde mimar,  marifetini (!)  anlatmayı sürdürür:      "Mausoleionu yıktık,  kırdık,  parçaladık yapı taşı olarak kullandık ) veya yakıp kireç yaptık!.."

Evet,   "insanlığın ortak mirası" olan bu şaheserin şahane parçaları, kabartmalı  kısımları içeride kalavak şekilde duvarlarda kullanılmıştı.   (Bu eşsiz frizlerden,  Amazon savaşını gösteren biri,  geçen yüzyılın ortalarında bulunmuş olup,  bugün Bodrum Müzesinin en nadide eserlerinden biri olarak teşhir edilmektedir.)

Zamanla Mausoleion,  benzeri nice tarihsel yapı ve yapıt gibi,  söylence oldu. (Ama, bu eserden bozma olan "Mozeleum" ve "Mozele" gibi sözcükler bugün batı dillerinde kullanılıyor ve olasılıkla, dünya durdukça kullanımını sürdürecek.)

HÜZÜNLÜ GÜLÜMSEME

17.  ve 18.  yüzyıllarda yolu Bodrum'a uğrayan tacirler ve gezginler, burada gördükleri mimarlık parçalarını dikkat ve hayranlıkla incelediler.  Anlaşılıyordu ki;  bu harika parçalar,  alelade bir eserin parçaları olamazdı!

1846 yılında,   İngiltere'nin İstanbul Elçisi Lord Stradford de Redcliffe,  Grek - Amazon savaşını gösteren frizese ait 12 parçayı British Museum'a götürmek için,  zamanın Osmanlı Padişahı I. Abdülmecit'ten izin kopardı. Yapılan inceleme ve araştırmalar,  bu parçaların Mausoleion'a ait olduğunu ortaya koydu. 1856 yılında ise,  Sir Charles Newton,  kazı izni aldı.  Böylece başlayan kazılarda önce,  Mausoleion'un tepesinde,  Artemisia ile Mausolos'u taşıyan arabayı çeken arabanın parçaları ile aslan heykelleri,  duvarlardan veya toprak altından çıkarıldı. Sonrasını yazmaya gerek var mı:

"İnsan elinden çıkmış eserlerin en mükemmellerinden bir olan" Halikarnasos  (Bodrum)  Mausoleionu  (Mozoleumu)  bugün,  British Museum'un,  duvarları maviye boyanmış bir odada yüzünde bir gülümse ziyaretçileri ile bakışıyor...

"Durdum böktım arkandan sen giderken / Bana bir hoşçakal bile demeden giderken / İnsan neler duyar anladım o zaman / Can alıp başını bedenden giderken" (Ataol Behramoğlu)

 

 

NOT:    Halikarnas Mausoleionu'nun yaklaşık beşte bir oranında küçültülmüşünü,  Belevi-Tire kara yolunun 4. km'sinde  (Yatıkkale), yaklaşık 10'da bir oranında küçültülmüşünü  (Gümüşkesen)  Milas'ta görebilirsiniz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır haberi

Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır

Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır * * * Şiirin Ege harman yerlerinde harmandalı oynadığı yıllar. Geç 1950’ler, erken 1960’lar. Gençler, anı defterlerinde çiçek kurutup şiirler saklıyor. Bir kıza aşkını mı ilan edeceksin? Tek gerecin şiir: “Aşkın ...
Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır
FAZIL SAYI’IN BABASI haberi

FAZIL SAYI’IN BABASI

FAZIL SAYI’IN BABASI“Elinde, tanrıların ölümsüz taşından yapılmış Yeryüzünün, tüm yaratıkların-sınırlarını çizen Altın pergel – Bir ayağını özeğe dayadı Öbürünü çevirdi, döndürdü –Sonsuz, sınırsız boşlukta. İşte dedi, sınırların buraya dek uzansı ...
FAZIL SAYI’IN BABASI
Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı... haberi

Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı...

Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı...   O, 'bir şiir vardır benden ileri' der ve kendini ‘Şiir sever: Şadan Gökovalı’ diye tanımlar. Gazeteciliğe başladığı tarih: 01.02.1959. Bir Latin ozanına özenerek, “Başlangıçta daima şairler ...
Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı...
Kara Balık haberi

Kara Balık

“Öykü, bir oturumluk romandır.” (Halikarnas Balıkçısı) Derslerimde, radyo-TV programlarımda, tur ve söyleşilerimde, söylencelerin yanı sıra öyküler anlattığım olur. Anlattıklarımı, yıllar sonra bana anımsatanlar çok olmuştur. Bu bağlamda bana sıkça ...
Kara Balık
 BERRİN'DEN    DİZELER Bir Kitap Okudum haberi

BERRİN'DEN DİZELER Bir Kitap Okudum

Bir Kitap Okudum  Yeni Bir Şair Tanıdım:  BERRİN'DEN    DİZELER   Okuyan:  Gökovalı Şadan   "Şiire  şair gerek Ney'e  neyzen nasılsa; Onu okuyacaklar, Şairce yaradılsa" ...
BERRİN'DEN DİZELER Bir Kitap Okudum
 Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN haberi

Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN

 Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN   "... Al baharımı mavi dağlar Yarim gurbet elde ağlar   Lâle der ki behey Tanrı Benim boynum neden eğri Yârdan ayrı düştüm gayrı Benden alâ çiçek var mı hey!   ...
Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN
Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ) haberi

Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ)

Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ)   15 Mart 1939'da, Muğla - Gökova'da "Muhtar Mehmet'in Oğlu" olarak dünyaya geldi. Ula İlkokulunu, Muğla Ortaokulunu -o zamanlar Muğla'da lise olmadığı için- Aydın Ticaret Lisesini ...
Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ)
Akyaka’mız haberi

Akyaka’mız

Akyaka’mızProf. Dr. Şadan GÖKOVALI ( Türkiye Rehberi) Övünmek gibi,  sevinmek gibi olsun: Adım - soyadım,   kartvizitim gibidir. İlkokul üçten sonra,  "Çalının ardı gurbet" diye,  ilçece,   il merke ...
Akyaka’mız
ARİSTONİKOS AYAKLANMASI haberi

ARİSTONİKOS AYAKLANMASI

ARİSTONİKOS AYAKLANMASI   “Mehmet Gönenç'e”   Bu Anadolu var ya bu Anadolu Bu üç yosma denizde üç defa ıslanan Gürbüz ırmaklar ortasında susuzluktan çatlayan Bu Anadolu var ya bu Anadolu Bu sapsarı sıtma bu masmavi gurur Ne tos ...
ARİSTONİKOS AYAKLANMASI