“AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI” KİMİN SORUNU BU ÜLKEDE

 

             “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI” KİMİN SORUNU BU ÜLKEDE

Türk-İşin aralık ayı araştırmasına göre açlık sınırı 1608 TL, yoksulluk ise 5238 TL olarak belirlenmiştir. Dört kişilik bir aile için belirlenmiş bu rakamlar bu toplumda kimleri ilgilendiriyor diye merak ettiniz mi/Bu sorunu yaşayanları ne kadar ilgilendiriyor dersiniz? Bana göre onları hiç ilgilendirmiyor ancak bizim gibi yazıp-çizenlerin sorunu oluyor bu. Bakınız özellikle yandaş ve candaş denilen basında bu konuyla ilgili hiçbir haber, yazı ve yorum göremezsiniz. Demek ki bu onların sorunu olmuyor. Açlık sınırında  yaşayanların kimler olduğunu merak ederseniz hemen hemen tüm çalışanların ,asgari ücret alanların tümünün bu sınırda yaşamak  zorunda olduklarını görebilirsiniz. Hele son açıklanan asgari ücrete bakarsanız bunun böyle olduğunu açık bir şekilde görebilirsiniz. Çünkü asgari ücret açlık sınırın altında bırakılmıştır. Yıllardır aynı konuyu defalarca işledik ve her defasında açlık sınırında yaşayanların en az az 30-40 Milyon olduğunu söyledik her defasında. Bu sayının azalmadığını ama arttığını da yineledik durduk..

      Ne var ki bizim için konu olan bu sorun yandaş candaş medyamız için haber bile olamayacak kadar konu olamamıştır. Çünkü onlar bu rakamları telaffuz ederlerse birilerine dokunmaktan korkarlar. Bakmayın siz onların  tanrıdan başka korkumuz yok dediklerine. Asıl yandaş zihniyete dokunmaktan korkar onlar. Çünkü dokundukları zaman bilirler ki yandaşlık etiketleri sökülecektir.. Oun8 için yandaşlar bu konunun haberini bile yapmazlar. Yani ülkemizde şu kadar insan açlık koşullarında yaşıyor diyemezler. TÜRK –İŞ her ay aynı konuda birer rapor yayınlıyor ama yandaş ve havuz medyasında bunun haberini göremezsiniz. Haberi bile verilmekten korkulan bir konuyu ise asla sorgulama yapılmaz, eleştirisi yapılamaz.

   Haberi bile verilmeyen eleştiri sorgulama yapılamayan sadece bu konu değil ki.. Örneğin uluslar arası Şeffaflık örgütü diye bir kuruluşun iki yaldı yayınladığı şeffaflık raporları bile  konu edilmiyor. Bu raporlarda her yıl dünyanın in kirli ve en temiz toplumların sıralamaları yer alıyor. Yandaşlar bu sıralamada ülkemizin hangi sırada yer aldığının bilinmesini asla istemiyorlar. Şu sırada yer alıyoruz haberini verdikleri zaman  yandaşlıklarının tehlikeye gireceğini biliyorlar. En azından bu haberi yapanların  işine son verileceğini biliyorlar.

   Oysa bizim toplumdan kaçırılan gerçeğe baktığımız zaman ülkemiz  iki yüze yakın ülke arasında kirlilik sıralamasının tam ortasında görünüyor. Yani geçen yıllarda  75.sırada yer almışız kirlilik ve yomsuzluk sıralamalarında. Bunu asla diyemezler ve yazamazlar yandaşlar. Onların değer anlayışları bunları söylemeye izin vermiyor gibi. Hele hele bu sıralamaların ilk basamaklarında nedense ateist denilen toplumların yer almasını, bunların her yıl temiz toplumlar içinde gösterilmesini asla yazamıyorlar ve söyleyemiyorlar. Neden derseniz   yukarıda belirttiğimiz gibi onların değer anlayışları bunu söylemeye izin vermiyor galiba.. Örneğin bu  temiz toplumlar sıralamasının ilk  10nu içinde  sürekli Danimarka, Yeni Zelanda, Finlandiya, İsveç, İsviçre, Norveç..gibi ülkelerin yer aldığını nasıl anlatabilirler ki Birileri sormaz mı onlara, nasıl oluyor da biz ,bırakın ilk onun içinde yer almayı, ilk ellinin içinde bile yer alamıyoruz? Biliyorlar ki buna verecekleri yanıt bulamazlar. Hele hele yüzde doksanına yakın Müslüman bir ülkenin neden temiz toplumlar içinde yer alamadığını asla açıklayamazlar. Üstelik biz ilk ellinin içinde yer almıyoruz ama Müslüman ülkelerin içinde en iyi durumda biz varız. Bunun bir açıklaması olabilmelidir.. Yılbaşlarını kutlamaya tepki gösteren Müslümanlarımız neden kirliliklere karşı aynı seslerini yükseltemiyorlar? Neden korkuyorlar dersiniz?

     Yıllardır bu rakamlar dolaşıyor ortalıkta ama sadece yandaşlar ve dincilerimiz göremiyor bunları.. Bunun bir sırrı var mı dersiniz? Varsa bize de gösterseler de canımız sıkmasak olmaz mı?

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI