TÜRKÇE İÇİN DİRENELİM…

              TÜRKÇE İÇİN DİRENELİM… 
    
Dil, ulusal birliğinin en önemli öğelerinden biridir. Ne yazık ki çoğunluğu batı dillerinden gelen sözcükler son yıllarda Türkçemize, çağrısız konuk olarak katılıyor, giderek dilimizi daha çok etki altına alıyor. AVM'lerin, işyerlerinin, konut sitelerinin, otellerin adlarını yabancı dillerdeki sözcüklerden seçmek adeta modern olmanın gereği sayılıyor, Türkçe ad koyarsak o yerleri sıradanlaştırmış oluyoruz sanki…
Üniversite öğretim üyelerimiz, sanatçılarımız, yazarlarımız, edebiyatçılarımızdan çok sayıda duyarlı kişi, dildeki yozlaşmayı yabancılaşmayı, bu tutarsızlığı ve anlamsızlığı yazılı ve görsel medyada eleştiriyor. Türkçeleri olduğu halde günlük yaşamımızda gereksiz yere kullandığımız sözcüklerden çizelgeler yapılıyor, toplum uyarılıyor. Ne yazık ki sonuçlar olumlu değil. 
Türkçe başka dillere sözcükler verdiği gibi elbet Türkçeye de başka dillerden sözcükler girmiştir. İslamiyet öncesinde Çinceden Moğolcadan; İslamiyetle birlikte özellikle Arapça ve Farsçadan çok sayıda sözcük Türkçeye girdi. Tanzimat sonrasında yüzümüzü batıya çevirince Fransızca sözcükler bu kez dilimize akın etti. 
Çağımızda uluslar arası etkileşim ve ilişkiler arttı. Bu nedenle ulusların kültür ve dilleri başka ulusları daha çok etkilemeye başladı. Öğrenci değişimleri, ticari ve endüstriyel ilişkiler, turizmin artması sinema gibi görsel sanatların yaygınlığı bu konuda önemli bir etmen. 
İlişkilerin artmasının Türkçeye de olumlu katkıları olduğu görülüyor. Son yıllarda dünyanın her yerinde, Ortadoğu ülkeleri ve komşu ülkelerde Türk TV dizilerine karşı büyük bir ilgi doğdu. Dizilerin birçoğu özellikle komşu ülkelerde Türkçe yayınlanıyor.  Zamanla bu yolla pek çok kişinin Türkçeyi anlamaya ve konuşmaya başladığını öğreniyoruz. 
Günümüzde ABD'nin tartışılmaz gücü karşısında İngilizce tüm dünyada yaygın bir dil konumuna geldiği gibi İngilizce sözcükler dillerin sözlüklerinde giderek daha fazla yer kaplıyor. 
Dünyadaki bu gelişmeleri irdeledikten sonra şunu söyleyebiliriz. Hiçbir dil yabancı sözcüklerden bütünüyle arındırılma lüksüne sahip değildir. Onları da Türkçeleştirme çabalarını yoğunlaştırmalıyız ama zorunlu durumda yabancı bilimsel terimlerin kullanılmasında önemli sakınca yoktur. Asıl kaçınılması gereken günlük konuşma dilinin yabancı sözcüklere bütünüyle açılmasıdır. 
Günlük konuşmalarımızda Türkçemize özen göstermeli elden geldiğince yabancı sözcük kullanmaktan kaçınmalıyız. Bağımsızlığımızın özgürlüğümüzün simgesidir dilimiz… Fazıl Hüsnü dağlarca “Türkçem benim ses bayrağım” diyerek bu düşünceyi en özlü biçimde seslendirmiştir.
Bir zamanlar Türk Dil Kurumunun dilimizi “özleştirme” yönünde harcadığı çabalar alaya alınıyordu. Yok, efendim, hostese: “gök konuksal avrat” ulusal marşa: “ulusal düttürü” deniyormuş. “Böyle saçma sapan iş olur mu?” ymuş; gibi örneklemeler… Bu gerçek dışı suçlamalar, sonunda sonuç verdi sayılır. 12 Eylül 1980'den sonra böyle nedenlerle Kurum'a el konuldu. Kurum kamusallaştırıldı. Bu tür çalışmalar atanmış yeni yöneticilerce donduruldu. Oysa dilimizin yeni sözcükler kazanmaya, halkımızca söylenmesi zor sözcüklerden kurtulmaya ne kadar da çok gereksinimi vardı.
          KISA BİR ÖYKÜ
Size yeri gelmişken dilimizin yabancı sözcüklerden arındırılması gerektiğine kanıt olarak öğretmenliğim sırasında yaşadığım bir kısa öykü anlatacağım, buna yaşanmış bir fıkra da diyebiliriz.
            İzmir'de bir lisede öğretmendim. Derse girdiğim Sınıflardan birinde Güney Ege illerinin birinden bir öğrencim vardı. İl'i önemli değil ağızları pek farklı değildir…  Kâğıt, kâtip, dükkân… Gibi sözcüklerdeki yabancı dillerin yazımında kullanılan “q” harfindeki ince sesi çıkaramıyor, bu sözcükleri: Kağıt, katip, dükkan… Şeklinde okuyor ve söylüyordu. Sözcüklerin her üçü de Arapça kökenliydi ve burada kullanılan sesler Türk gırtlak yapısı ve ses alışkanlıklarına uygun değildi. Öğrencinin adına “Hasan” diyelim.“Hasan bak şöyle söyleyeceksin: “Kâğıt, kâtip dükkân…” Hasan tekrar ediyordu: “Kağıt, katip, dükkan…”
             Ne yapsam Hasan'a doğru söyletmeyi başaramamıştım. Sonunda vazgeçtim. “Varsın öyle söylesin, bu onun suçu değil, bu sözcükleri getirip dilimize yerleştiren ve gene de bu sözcükleri kitaplarında, yazdıkları eserlerde kullananlarda” diyerek işin içinden sözde kendimi sıyırmıştım. Ne var ki Hasan bir gün beni şaşırtan, ders niteliğinde bir söylemle çıkageldi.
         “Öğretmenim ben o işi çözdüm.”
          “Çözdüğün nedir Hasan?” dedim.
“Hani söyleyemediğim sözcükler vardı ya onlar.”
“Nasıl Çözdün?”
“Katip yerine 'yazman' diyorum. Dükkan yerine 'işyeri' diyorum ama kağıda gelince bir şey yapamıyorum.”
Hasan'ın çözümü veya çözümsüzlüğü gösteriyordu ki dilimizdeki birçok yabancı sözcüğün yerine Türkçesini koyamamışız. Kâğıt da onlardan biri… Oysaki “Tayyare” ye uçak, bir süre “frijider” dediğimiz soğutucuya,  buzdolabı; “kompüter”e bilgisayar demiştik ve halkımız bu sözcüklere kısa sürede alışmıştı. Dilimize özen göstermeyi sürdürseydik bugün sonuç çok farklı olabilirdi.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
BİZİ BEKLEYEN TEHLİKELER… haberi

BİZİ BEKLEYEN TEHLİKELER…

BİZİ BEKLEYEN TEHLİKELER… Antibiyotikler icat edildiğinde küçük dozlarla çabuk ve kesin sonuçlar alınıyordu… Şimdi bilim adamları ve tıp otoriteleri, bazı bakteri ve mikroplara artık antibiyotiklerin etkisi olmadığını gözlemlediklerini büyük bir en ...
BİZİ BEKLEYEN TEHLİKELER…
TARIMSAL İLAÇ KALINTILARI… haberi

TARIMSAL İLAÇ KALINTILARI…

TARIMSAL İLAÇ KALINTILARI…Medyada yer alan haberlere göre… Avrupa ülkeleri ve Rusya'dan sonra Arap ülkelerinden de Türkiye'den gelen tarım ürünlerinde tarımsal ilaç kalıntıları olduğu yönünde yakınmalar ve iadeler gelmeye başladı…Hatta bazı ü ...
TARIMSAL İLAÇ KALINTILARI…
DİŞ HEKİMLİĞİ… haberi

DİŞ HEKİMLİĞİ…

DİŞ HEKİMLİĞİ… Türkiye’de her yıl 22 Kasım “Diş Hekimliği Günü” bu günü içine alan hafta da “Ağız Diş Sağlığı Haftası” olarak kutlanıyor. Diş hekimleri, bir diş sorunumuz olmadığında adını bile anmadığımız kişilerdir, sanırım halkımızın bilinçaltın ...
DİŞ HEKİMLİĞİ…
 KENTLERİMİZ… haberi

KENTLERİMİZ…

 KENTLERİMİZ… Kentlerimizin yeni mahalleleri, birbirinden hiç farkı olmayan cadde ve sokaklarla dolu… Sokak numaraları ve cadde adları olmasa adres bulmak olası değil… Bu durumda; kentlerin eski merkezleri, mahalleleri ve elde kalan özgün yapıla ...
KENTLERİMİZ…
    KANAL İSTANBUL haberi

KANAL İSTANBUL

                                          &nb ...
KANAL İSTANBUL
RIFAT ILGAZ VE CİDE… haberi

RIFAT ILGAZ VE CİDE…

RIFAT ILGAZ VE CİDE… Geçtiğimiz günlerde Kastamonu Üniversitesi; Cide Meslek Yüksek Okulundan “RIFAT ILGAZ” adını kaldırma girişiminde bulundu. Gelen tepkiler üzerine geri adım attı… Umarım iki adım ileri bir adım geri uygulamalarından biri değildir. ...
RIFAT ILGAZ VE CİDE…
       “KARŞI BAKICI”… haberi

“KARŞI BAKICI”…

   “KARŞI BAKICI”…       Benim çocukluk yıllarımda düğünler, Muğla’da “Kız Evi” denilen tarafta evlerin bahçelerinde yapılırdı. En ortada gelinin arkadaşları, akraba kızları bir çember oluştururlardı. Gruptan ...
“KARŞI BAKICI”…
      ARKADAŞIM, DOSTUM, AĞABEY’İM MUZAFFER İZGÜ haberi

ARKADAŞIM, DOSTUM, AĞABEY’İM MUZAFFER İZGÜ

      ARKADAŞIM, DOSTUM, AĞABEY’İM MUZAFFER İZGÜ        En az yirmi beş yıl çok yakın arkadaşlık yaptığımız; Arkadaşım, dostum, ağabeyim Ünlü gülmece ve çocuk kitapları yazarı Muzaffer İzgü’yü k ...
ARKADAŞIM, DOSTUM, AĞABEY’İM MUZAFFER İZGÜ
    BEKLENEN KİTAP ÇIKTI haberi

BEKLENEN KİTAP ÇIKTI

          BEKLENEN KİTAP ÇIKTI           Söz ettiğim kitap: “Muzaffer İzgü ile Gülümsemek”… Sizleri bekletmeden daha fazla merakta bırakmadan açıklayayım… Aşağ ...
BEKLENEN KİTAP ÇIKTI