TERK ETME!

TERK ETME!

                Sen benim her sabah afiyetle yediğim sakız reçelini unutamadığım tadıyla tabağıma boşaltan Elleni’sin…

            Yoğurtlu yumurtalarıyla renklenen günüme yüreğinin sevgi ışıltılarıyla renk verensin…

            Kıvamlı böreklerinin nefasetini her gün ellerinle bana tattıransın…

            Ağzımda çiğnediğim yemeklerime şapırtı yasağını getiren kültür erbabısın…

            Unumun, tuzumun, şekerimin çoğunu bana zarar gören…

            Hep sensin…

            Ne olur terk etme evimizi!

***

            Değirmenimi sen çalıştırırdın.

            Aş evlerimizin bereketi senin marifetindi.

            Fırınlarımızın ekmeğini aldığımız küreklerimizi hafifleten mutfak tılsımı, senin ağırlığındı…

            Vücut ve ruh temizliğimizin odalarına hamam adını veren en isabetli dil, senin dilindi.

Esnafı çıraksız bırakmayan, çarşıyı daima ayakta tutan hep sendin.

Ne olur terk etme bizi!

***

            Muğla’nın Saatli Kulesi senin en büyük eserindi.

            Kuyu kazar gibi indiğin yerin altından sana laf atan yukarıdaki boşta gezenlere hesabın doğru oldurduğunu bildirirdin hep.

            Muğla kitabına böyle bir mimarinin müjdesini yollardın, yerin altından yukarılara.

            Yerin altını Muğla toprak damlarının hizasına getirdiğin gün, belediye başkanı Hacı Kadıya kitabeyi yazdıran sendin.

            Muğla Sultanisini sen yaptın.

            Camilerin kubbe hesapları hep senindi.

            İnce minarelerin zarafeti ustalığının doyumsuz güzelliğinden süzülürdü.

            Etme eyleme, terk etme şehrimizi!

***

Seni zorla ağlayarak uğurlayanlar, Saburhane’den Karamuğla Çayına kıvrılan yolun dönemecine senin özlem heykelini diktiler.

Bu dönemeç seni önce Marmaris’e götürdü.

Sonra Adalara…

Daha sonra Atina’ya, Selaniğe…

Yıllar sonra geldiğim Muğla’da baban eczacı Haralambos’un Saburhane’yi ince bir nakkaş gibi işleyen evinde, çocukluğunu yaşadığın yılları bir güne zor sığdırabildin.

Babana vaktiyle gitme diyenlerin çocukları, seni sevgiyle bağırlarına bastı.

Diğer eczacı Manoli’nin oğlu Teodorus Aspasidis, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün’ün makamında babasını anıyordu, 5 yıl önce.

Babasını mezarına bir kese Muğla toprağı gönderen Muğlalıyı soruyordu.

O kişi bendim.

İstanbul’daki akrabam Gökova Mensucatın sahibi Halil İbrahim Türkoğlu’nun Selanik ticaret odasında almış olduğu görevi, ben yerine getirmiştim.

Babana gitme diyenlerin dürüstlüğü, kardeşliği, hümanistliği, buydu işte!

***

            Yazımın başındaki çocuk Muğla eski Milletvekili Turgut Topaloğlu’ydu.

1924’de Mübadele yasasıyla şehri terk etme durumunda kalanlara gitme diyenlerin en küçüğüydü.

Babası Muğla Memleket Hastanesi Doktoru Hüseyin Avni Ercan’dı.

Türk Hava Kurumu Şubesi, Muğla’da onun başkanlığında kurulmuştu.

Ragıp Beyin ölümünden sonra 3 yıl Muğla Belediye Başkanlığını yapmıştı.

Ölüm yılı 1939’a kadar 8 yıl Muğla Milletvekiliydi.

Gitme diyenlerin en küçüğü olan kendisine bu duygu babasından mirastı.

Umur görmüş, Cumhuriyetin kuruluşunu yaşamış, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyetinin 1923’deki ilk yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştu.

Babasının ölümünden 60 yıl sonra kendisiyle uzun sohbetlerim oldu.

Son sohbetimde ölümü yakındı.

Sağ elimi tutarak kalbinin üstüne götürdü.

‘’Kalbimin Elleni’ye olan sevgisi bugün hala kor gibi yanıyor. Onları unutamadık. Babamdan aldığım bu sevgiyi ben de çocuklarıma ve senin gibi bir Muğla Aşığına miras bırakıyorum.’’

***

            Devşirmelerden, değişik ırklardan ve dinlerden toplanan zeki ve yetenekli çocukları Osmanlının en yüksek makamlarına getirenler, bizim atalarımız.

            Bu hümanizmayı 29 Ekim 1923’te kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetiyle günümüze getiren büyük deha Gazi Mustafa Kemal Paşa.

            Tüm mezhepleriyle, kök ve inanç farklarıyla ulusumuzu çağdaş ulus yapan insanlık sevgisiyle dolu yapımızı bozmaya, yıkmaya çalışanlar sevmedikleri kişileri terk etmeye çağıranlar, 1957-1960 yılları arasında Muğla’yı Türkiye Büyük Millet meclisinde Demokrat Parti Milletvekili olarak temsil eden Turgut Topaloğlu’nu görmek, dinlemek, uymak zorundadırlar.

            Bu vatan sağcısıyla ve solcusuyla, Sünni’siyle ve Alevi’siyle, Müslüman’ı ve Hristiyan’ıyla fanatik bir zümrenin değil hümanist bir ulusun toprağıdır.

Türkiye’de hiç kimse hiç kimseyi saldırgan bir ruhun zebunu olarak terke davet edemez.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Umman Sultanı’ndan Dost Kazığı (mı) !? haberi

Umman Sultanı’ndan Dost Kazığı (mı) !?

Umman, bir çizmeye benzeyen Suudi Arabiyya yarımadasının Güneydoğu burnunda yer alan ve Türkiye’nin yarısı kadar bir ülke… Halkı Müslüm ...
Umman Sultanı’ndan Dost Kazığı (mı) !?
OKTAY AKBAL’LI YILLAR… haberi

OKTAY AKBAL’LI YILLAR…

OKTAY AKBAL’LI YILLAR…
OKTAY AKBAL’LI YILLAR…
Ord. Prof. haberi

Ord. Prof.

Ord. Prof.
Ord. Prof.
23 NİSAN’I ÇOCUKLARA ARMAĞAN EDEN ATATÜRK! haberi

23 NİSAN’I ÇOCUKLARA ARMAĞAN EDEN ATATÜRK!

23 NİSAN’I ÇOCUKLARA ARMAĞAN EDEN ATATÜRK!
23 NİSAN’I ÇOCUKLARA ARMAĞAN EDEN ATATÜRK!
HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ! haberi

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!
HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!
TERK ETME! haberi

TERK ETME!

TERK ETME!  &nb ...
TERK ETME!
 haberi

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!
HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ! haberi

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!
HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!
HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ! haberi

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!

HALK OYUNA ATATÜRK’ÜN BAYRAĞI GERİLDİ!