Çocukluğum ve Şimdi

Çocukluğum ve Şimdi

Çocuktum… Türkiye üretimde kendi kendine yeten 7 ülkeden biri diye konuşuluyordu o zamanlar. Yerli Malı Haftasında tüm çocuklar evden çeşitli yiyecekler götürerek bir taraftan iştahla bunları ağız şapırdatarak yer, sebepsiz yere gülerek oyunlar oynardık. Tüm büyüklerimiz bu toprakların nasıl verimli olduğunu anlatır, “toprağa bakarsan seni doyurur” derlerdi.

Çocuktuk ve hayata sevdalıydık…

Çeşitli oyunlarla günü geçirirken oyunlardan oyun beğenirdik. Sonra devletlerin o sosyal yanları, gelen hükümetlerce törpülenirken, kâr en büyük ve ulvi değerler arasına giriverdi. Kapitalist sistem çarpık bir şekilde gelişmeye çalışırken, arada insanlar heder olup gitmeye başladı. Ezilen sınıfların elinden alınan kapital hızla egemenlerin elinde misli misli artarak çoğalınca toprak, ev ve üretim hızla el değiştirmiş, insanlar zor geçinmeye, işsiz kalmaya başladı. Tam da gençliğimize denk gelen dönemde gençler hızla siyasallaşmaya başlamış, dernekler, örgütler ve sendikalar bünyesinde toplanarak sisteme karşı durmaya çalışmıştı… Gençlikler yaşanamadan egemen sınıfların baskısı altında bir sınıf savaşı verilmeye başlanmıştı. Bu arada egemen sınıfta boş durmamış hükümetler eliyle mücadele eden kitle üzerinde çeşitli baskılar uygulayarak, yasalarla bu duruma dur demiş ve gençlik çeşitli gerekçelerle içeri tıkılıp, işkencelere tabi tutulmuştu.

Halkın üzerinde ne inanılmaz oyunlar oynandığının azıcık okuyup yazan her insan farkında olmaya başladı... Ancak asıl üzerlerinde çeşitli oyunlar oynanan, cahil kitle nasıl sömürüldüğünün farkına bile varmadan yok olup gidiyordu. Genç olan nüfusumuzla övünüyor: “Üç çocuk, beş çocuk yapın” diyorlardı. Nasıl demesinler ki üzerinde oyun oynanacakların sayısı artacaktı. Sonrasında da yetişen her nesil egemenlerin elinde köle statüsünde değer kazanıyor, yeni yeni gençlikle sömürü düzeni devam ediyordu. Aynı sosyal sınıfa mensup insanların bir kısmının muhafazakâr milliyetçi, diğerlerininse devrimci olmaları yaman bir çelişki ama o da oldu…

Birileri genç nüfusumuzla övünüp dururken, genç ölümlerimizin de nasıl çoğaldığı kaçıyor gözlerden… Hükümet eden egemenler halkın elindekileri gözünü kırpmadan alıverdiğinde gençlerin elinde isyandan başka bir çare kalmadığında ne yazık ki genç ölümlerde çoğalıyor. Bu bazen muhafazakârlardan, bazen de devrimcilerden ya da Kürt, Ermeni, Süryani, Laz, Çerkez, Gürcü, Alevi gibi diğer ezilen halklardan olabiliyor. Özündeyse hep aynı sınıfın insanları eksiliyor... Toprağa ekin, meyve, çiçek yerine gençler ekiliyor, mezar taşları ekiliyor…

Bu sadece ülkemize ait bir durum da değil üstelik... Etrafımızdaki diğer ülkelerin halkları da bu durumdan nasibini alıyor. Bakın etrafınıza, Irak, Mısır, Cezayir, Libya, Tunus, Suriye gibi halklarda egemen sınıf ve hükümetlerin emperyalist devletlerle yaptığı çıkar antlaşmalarıyla çeşitli biçimlerde katlediliyorlar...

Şimdilerde çocuklarımız katlediliyor. Çocuklarımız çocukluklarını yaşayamadan hiçliğe, toprağın koynuna giriveriyorlar... Ne çoklar... Toprağa ekin, tohum yerine çocuklar, gençler, töre kadınları, genç kızlar ekiliyor...

Türkiye’de bir çimento cenneti yaratıldı. Toprağa beton ekiliyor, demir filizleri ekiliyor. Ne çok üretim!.. Çimento üretiminde ilk ondaymışız. Bir betondur gidiyor. Kişi başına çimento tüketimi 500 kilograma çıkmış durumda… Japonya, Mısır, Vietnam, Rusya gibi ülkelerden daha fazla çimento üretip haliyle de tüketiyoruz. Çimento yeniyor muydu?... Özü toprak da olsa katkı maddeleriyle dışa bağımlı bir üretim yapıyoruz. Sonra da şu kadar ağaç diktik, şu kadar lale diktik diye övünüyoruz. Oysa ormanlarımız gün gün azalıyor yok oluyor. Organik tarım verileri gittikçe azalıyor, tohumluklarımız azalıyor.

Her gün çıkıp ekonominin ne kadar iyi olduğunu anlatıyorlar güya... Şu kadar yol yaptık, şu kadar metro, şu kadar viyadük, otoyol ve Avm çarşıları... Peki, bunca yıldır bu ülkeyi yöneten siz de dâhil hangi hükümetler üretimi arttırdı? Üretim artışına paralel olarak hanginiz Anadolu’dan göçü durdurdu? Yıllık buğday, meyve, pamuk, fındık ve hayvancılık adına büyük ve küçükbaş hayvan üretimi ne kadar arttırıldı? Hayır, bunları anlatmak yok. Zaten kimse de sormuyor. Soranlar mı? Anında derdest ediliyor. Beton yenmiyor dostlar, halkın çoğunluğu açlık sınırında neredeyse...

Tüm bunlara dur diyen gençler, çocuklarsa birer birer katlediliyorlar. Bu ülke artık tarım ve hayvancılık ülkesi sayılan sosyal devlet değil... Sorunlarsa birer buz dağı görünümünde; alttan alttan yok ediyor insanları...

Üstelik bu din sorunu değil dostlar... Birçok hoşnutsuz dindar vatandaş da var... Ekonomide istikrarsızlık hepimizi birden vuruyor.

Ağaçlar azalıp betonlar çoğalıyor...

Mezarlıklar çoğalıyor...

Emrediyorlar; bize köle lazım, çoğalın!...

Sonra da bir safari avındaki gibi sağa sola ateş edip katlediyorlar...

Ne olacak bunun sonu?...

Var mı bir bilen?...

Arzu KÖK

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
KORKUYORUM!... haberi

KORKUYORUM!...

KORKUYORUM!... 90’lı yıllarda bir şarkı vardı hani… Hatırlayan var mı bilmiyorum ama sözleri: "Kapat televizyonu anne, seni de kandırıyorlar / orduya istiyorlar, ‘savaş çıkar’ diyorlar / silah veriyorlar anne, bana ‘öldür’ diyorlar…” diyordu. ...
KORKUYORUM!...
Kambur Felek!... haberi

Kambur Felek!...

Kambur Felek!...   Nâzım Hikmet Şeyh Bedrettin Destan’ında:   “ Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların zarurî neticesi bu! deme, bilirim! O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim. Ama bu yürek o, bu dilden anlamaz pek. O, «hey gid ...
Kambur Felek!...
Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak… haberi

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…   Bir gün işten çıkmış, yorgun bir halde, eve gidebilmek adına metroya bindim. Akşam saatiydi, iş çıkışı ve dershane öğrencilerinin dağılma saatiydi. Doğal olarak ayakta gitmek durumundaydım. Karşıda yaşı seksenin ...
Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…
   Bekçi Murtazalar haberi

Bekçi Murtazalar

  Bekçi Murtazalar Orhan Kemal’in “Bekçi Murtaza” isimli eserini bugün belki de pek çok kişi bilmez ama, etraflarının nasıl onlarla çevrildiğini bir bilseler, okusalar, eminim ki çok beğenecekler: “” Murtaza zor günler geçiren yoksul bir muha ...
Bekçi Murtazalar
Hakkını Aramak!... haberi

Hakkını Aramak!...

Hakkını Aramak!...   Çocuk yapboz yapmaktan sıkılıp legolarını döküyor yere, kocaman bir kule inşa etmeye koyuluyor. Sonra yaptığı kulenin en tepesine oturup bulutlara dokunmayı hayal ediyor. Ardından kuş sesleri; cik cik cikkk... Hayalinde ço ...
Hakkını Aramak!...
BUĞDAY!... haberi

BUĞDAY!...

BUĞDAY!... “ikimiz iki sap buğday olsak/sen benim olsan ben senin olsam/bir gece vakti aklına gelsem uykunu tutsam bırakmasam/seni kucaklasam kucaklasam/birbirimizin kalbini dinlesek/dünyanın kalbini dinlesek/büyük ateşler yaksalar/iki güvercin uçur ...
BUĞDAY!...
Çocukluğum ve Şimdi haberi

Çocukluğum ve Şimdi

Çocukluğum ve Şimdi Çocuktum… Türkiye üretimde kendi kendine yeten 7 ülkeden biri diye konuşuluyordu o zamanlar. Yerli Malı Haftasında tüm çocuklar evden çeşitli yiyecekler götürerek bir taraftan iştahla bunları ağız şapırdatarak yer, sebepsiz yere ...
Çocukluğum ve Şimdi
KIRAATHANE!... haberi

KIRAATHANE!...

KIRAATHANE!... Cumhurbaşkanının seçim vaatlerinden bir tanesi ‘kitap okunacak’ kıraathaneler açmak… Evet kitap okumak çok önemli ama asıl amaç ne? Bunu soruyoruz çünkü Türkiye İstatistik Kurumu yıl yıl ülkedeki kütüphane ve üye sayısını açıkladı. Bu ...
KIRAATHANE!...
BATAN GEMİ VE BİREYLER haberi

BATAN GEMİ VE BİREYLER

BATAN GEMİ VE BİREYLER   Çocukken basittik hepimiz. Dünya komik bir gerçeklik, hayallerimiz ise oyunlarımızın bahanesiydi. Sokaklarda ağaçlar ve yollar, evlerde ise kahkahalar ve rüyalar yaşardı. Sonu olmayan masallar anlatırdık birbirimize hi ...
BATAN GEMİ VE BİREYLER