CANAVAR MERDİVENLER

  GÖZLEM

   

CANAVAR   MERDİVENLER

 

Bahattin Uyar

Merdiven yüksek yerlere tırmanmak için icat edilmiş basit bir araçtır. Özellikle köy hayatında merdivene çok ihtiyaç vardır. Özelikle kuruması için açık alana serdiğimiz ürünlerin kuştan kurttan zarar görmesi her zaman köy insanının başına gelen olaylardandır. Bu basit araç damlara serilen -ürünlere zarar gelmemesi için özellikle yüksek yerlerin duvarlarına dayamak suretiyle kullanılır.

Ne var ki bu yüksek yerler her zaman dam gibi,  çardak gibi, yerler değildir. Damların üstüne ise her zaman  tahıl ya da kuru sebze serilmez. Ev, apartman, vapur tren gibi  yerlerde değişik amaçla  merdiven kurulabilir.                     

Hatta köşklerin sarayların heybetli merdivenleri vardır. Bu merdivenleri  sulayan, süpüren güzeller vardır. Güzelleri, güzellikleri dile dile getiren şairler, yazarlar vardır. Resimlerini yapan ressamlar vardır. Bu yüzden merdivenler sanatın her dalında sözü edilen araçlar arasında yer alır.

Merdivenlerin kullanım yerleri işe  ve kullanana göre değişir. Birçok durumda merdiven sözcüğü edebiyatın teşbihlerin, cinaslarıın  kullanım alanları olmuşlardır.

Aruz ölçüsünün özgür şairi, Ahmet Haşim, Merdiven sözcüğünü tükenen ömrümüze uyarlamıştır: Şu dizelere ne dersiniz?

 “Ağı ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

“Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak .”

Şiirin anlamını kısaca özetleyelim:

Ağır ağır çıkacağımız merdiven geride bıraktığımız yıllar ya da ömrümüzdür. Eteklerimizdeki güneş rengindeki sarı yapraklar, her gün yitirdiğimiz ömrümüzden kopan günleri temsil ediyor.

“Merdiven” sözünün kullanımını Yahya Kemal Beyatlı “Mahurdan Gazel” adlı şiiriyle bakın nasıl yapmış:

“Nerdübanlar, busiş-i nermin-i damanıyle mest

İndi bin işveyle (naz) bir kâşane-i fağfurdan”

Nerdüban, merdiven sözcüğünün farsçasıdır. Burada sözü edilen(güzel),eteğinin merdiven  basamaklarını  okşayan yumuşaklığıyla  bir köşkün merdivenlerinden inişi betimlenmektedir. Biraz sonra şiirin alt dizelerinde  o güzel: eteklerini tutarak

“atladı damen (etek) tutup üç çift kürekle yürüyen  bir sandala atlayacak, billur gibi bir yeni ayın,(hilali)  önünden geçecek…

 Bir de bir zamanlar dillerden hiç düşmeyen o halk türküsünü anımsayalım:

“Merdivenden tıkır mıkır inerken/ yazması boynuma dolanıyor gülerken...”

Şiirin bu güzelliklerine uygarlığın çirkin çığlıkları da uzanmamış değildir.

Örneğin:

Büyük şehirlerde yüksek ticaret merkezlerine tırmanan merdivenler var. Onlara YÜRÜYEN MERDİVEN deniyor. Onlar güzelliğin, inceliğin, zarafetin temsilcisi değildirler. Tam anlamıyla çirkinlik timsalidirler. Onların sesleri, çelik aletler gibi takır tukur eder. Üzerine kim çıkarsa altına alır  canavar dişlerini gösterip insanları kan revan içinde bırakırlar.

Onlara güvenip üstüne basmaya kalkmayın sizi hemen altlarına alıp kollarınızı bacaklarınızı koparırlar. İzmir’de benim ve eşimin başımıza   gelenleri bir anlatabilsem…

           Ne yazık ki” Mavi Bahçe’deki” hoyrat merdivenler, ömrümüzün birkaç ayını alıp götürmüştür. Onlara yaklaşmayın… Onlardan yararlanan oralardan ekmek yiyenler, sizlere sesleniyorum Lütfen bu canavarları buralardan kovunuz…

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI