DENETİMSİZLER VE HER ZAMAN AYIPLANACAK DURUMDALAR.

 

DENETİMSİZLER VE HER ZAMAN AYIPLANACAK DURUMDALAR.

                  BABA; çalışkan, kuralcı ve son derece prensipli bir öğretmendi. Ömrünün sonuna kadar; ne içki ne de sigara içti. Bir gün hastalandı, bir tanıdığı aracılılık edip, onu Ankara’daki ünlü bir üniversite hastanesine yatması için yardımcı oldu. Üç ay tedavi görmesine karşın maalesef hayata tutunamadı nefesi tükendi ve gözlerini 35 yaşında yumdu. Yıl 1966 idi. Yaşamı boyunca ağzına tatlı koymadı, çünkü her ne ise tatlı ile hiç arası yoktu. Şekerli hiç bir şey yemezdi, zira içi istemezdi ve ölüm nedeni “Siroz” olarak tanımlandı. Doktoru: “Hiç olmazsa, ara sıra ağzına bir tane akide şekeri alsaydı, Karaciğer harap olmaz ve rahmetli şimdi hayatta olurdu” dediğinde, eşi ve o gün 15 yaşındaki oğlu, ağlamaktan kan çanağına dönmüş gözleri ile hayretler içinde doktorun yüzüne baka kaldılar…

                   ÖLENLE ölünmüyor hayat devam ediyordu… Oğul lisede eğitimini sürdürürken, baba acısı her an yüreğindeydi. Bu nedenle; ders çalışmakta kitap okumakta zorlanıyor, okuduğunu hafızaya kaydedemiyor aklında tutamıyordu. Babası, hep gözünün önündeydi nereye baksa, orada görüyordu… Liseyi bitirdikten sonra, babanın öğretmen arkadaşları çocuğa sahip çıktılar: “Fark derslerini ver, öğretmen ol ve hemen hayata atıl. Sana gerekli olan her desteği vereceğiz” diyerek onu yönlendirdiler. Yalnız bırakmadıkları genç adamı, sınavlara soktular öğretmen olmasını sağladılar ve mesleğe adım atması için başvurusunu yaptırdılar.

                   ARADAN epey zaman geçti… Sonunda ataması gerçekleşti ve 18 yaşındaki genç öğretmeni, şehirden oldukça uzak bir dağ köyündeki okula gönderdiler. O yıllarda, köylere ulaşım zor olduğundan nasıl gideceğiz, ne ile gideceğiz düşüncesi hem kendini ve hem de birkaç günlüğüne refakat edecek annesini düşündürüyordu. Nihayet, atandığı köyün öğretmeni ile aybaşında, ilk maaşını almaya gittiği gün, ilköğretim müdürlüğünde tanışmış ve konuşmanın sonunda yüreğine su serpilmişti, çünkü öğretmenin bir cipi vardı. O öğretmen de başka bir okula tayin olduğundan acele ediyor, genç öğretmeni hemen köye götürmek istiyordu.

                   ARTIK, iyi olacak hastanın ayağına doktor gelmişti! Sevinçle eve koştu, annesine durumu izah etti ve hemen gerekli birkaç parça eşyayı hazırladılar ve sabahleyin de yola koyuldular. Yolda giderken meslekle ilgili sohbet başlatan kıdemli öğretmen; köyde nasıl davranılacağını, köylülerle ilişkilerini nasıl kuracağını, kimlere yakınlık duyup ahbap olacağını detayları ile anlattı.  Ayrıca kişisel ve okulla ilgili sorunları muhtarla işbirliği yaparak nasıl çözümlemesi gerektiğini ayrıntıları ile açıkladı. Nihayet hem uzun ve hem de tozlu stabilize yolun verdiği sıkıntılı yolculuk sonunda, akşama doğru yol kenarındaki okula geldiler.

                    OKUL büyük bir bahçe içindeydi. Küçük bir lojmanı vardı, kıdemli öğretmen onları bir hafta misafir etti. Derslere birlikte girdiler, genç öğretmen çocuklarla tanıştı. Nihayet, hafta sonunda öğretmen vedalaşıp, ailesi ile birlikte ayrıldı. Bir haftalık süre içinde; Muhtarla ve yurttaşla tanıştırıldı. Bazıları eski ve yeni öğretmeni “Hoş geldiniz” yemeğine aldı. Kıdemli öğretmen: “Bana sahip çıktığınız gibi, bu evladımıza da sahip çıkacağınızı biliyorum” diyerek sahiplenme sorumluluklarını hatırlattı.

                    NİHAYET genç öğretmen, yalnız başına derslere girmeye başladı, zaten yalnızdı. Okulda iki derslik vardı, birinde 1nci ve 2nci sınıf, diğerinde; 3,4 ve 5nci sınıflar birlikte ders işliyordu. Yeni öğretmeni çok seven çocuklar teneffüste çevresinden ayrılmıyordu… Ancak öğretmenin dikkatini çeken bir şey oluyordu! Kız öğrenciler ikişer kişi el ele tutuşarak okula yakın mesafedeki makilik alana gidiyor, bir süre sonra dönüyordu. Erkek öğrenciler de aksi istikamete koşuyorlardı.

                   AKŞAM kahvede muhtarla buluştu. Durumun hiç hoş olmadığını, okula; acilen bir tuvalet yapılması konusunda çaba gösterilmesi gerektiğini anlattı. İlgili makamlara başvurmak yerine, köy ahalisinin imkânları ve çabası ile bu sorunun çözülebileceği hususunda anlaşmaya vardılar ve ertesi hafta hemen işe giriştiler. Bir ay içerisinde imece yöntemiyle; düzenli ve ikişer kabinli, o yılların şart ve imkânları ile: “Ancak bu kadar yapılabilir.” denilecek çatısı ahşap tuvaleti ortaya çıkardılar. Çocuklar ilk kez bir tuvalet gördüler, genç öğretmen ise, henüz başladığı meslekte insani ve önemli bir hizmeti başarı ile sonuçlandırmış alkışı hak etmişti.

                   HENÜZ 1970 yılına girilmemişti. Ama yıllar su gibi akıp gitmiş, bazı şehirlerde; mükemmel, güzel ve pırıltılı tuvaletler yapılırken bazı şehirlerde de, köydekinden uyduruk WC’ler, şehrin belli yerlerine kondurulmuştu, ama  denetimsiz halleri nedeniyle ayıplanacak bir durumu ortaya çıkarmıştı!

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK haberi

DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK

               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK                     GEÇEN PAZAR ...
DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK
              KANTALUP VE PARİS haberi

KANTALUP VE PARİS

              KANTALUP VE PARİS                  KAVUN her insanın severek yediği bir meyvedir.  A ...
KANTALUP VE PARİS
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN ! haberi

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN ! İLKOKUL üçüncü sınıfa kadar ite kaka gelmiş, olmayacağı anlaşılınca okuldan alınıp çıraklığa verilmişti. Verilmişti verilmesine de, çıraklıkta da gözü yoktu. Babası birkaç iş yeri değiştirmiş, ama her girdiği yerden kayta ...
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !
  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN… haberi

HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…

  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…                    DOLANDIRICILARDAN illâllah… Ama çaresi bulunup da, bulana helâl olsun maşallah diyemedi ...
HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…
ÖNCE AYIPLADIM SONRA… haberi

ÖNCE AYIPLADIM SONRA…

ÖNCE AYIPLADIM SONRA… TÜRK sanat müziğinde, içine çiçeklerin serpiştirildiği yüzlerce güfte ve o güftelerin çeşitli makamlarda bestelenmiş bir o kadar şarkısı vardır. Çiçeğin rengi, kokusu ve o güzel görüntüsü insan duygusunu dürtüp, hayal Dünyasın ...
ÖNCE AYIPLADIM SONRA…
 NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ! haberi

NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!

         NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ!             BATILILAR BİZİ, oldum olası barbarlıkla suçlar. Oysa kendileri; daha vahş ...
NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!
 AH CANIM! BU İŞLER   AYNI HAMAM AYNI TAS… haberi

AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…

 AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…1940'lı-1950'lili yılların çocukları, bugün yaşlı birer dede olarak yaşamlarını sürdürüyor. Hepsinin, geçmişle ilgili anlatacak iyi kötü pek çok anısı vardır. Bendeniz de bu dedelerden biri ol ...
AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR! haberi

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!           GEÇEN Temmuz ayı’nın sıcak bir gününde, akşamüzeri çay bahçesinde oturuyordum. Biraz ötemdeki masada hanımlar samimi sohbet halindeydi. Hem bir şeyler a ...
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!
 390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR haberi

390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR

   390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR                   HER YILIN sonbaharında, ucuzluk yapılarak elde kalan ürünler vitrin fiyatının çok altında sa ...
390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR