SAKIN GEÇ KALIP CANIMI SIKMAYIN, VALLAHİ ÇOK.

 "ÇÖP ŞİŞ" herkesin severek ve iştahla yediği kebap türü olmasına karşın, adı neden "Çöp"le anılır, merak ederim! Çünkü çöp denilince; yararsız pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylere denildiği gibi, evsel atıklarda çöp olarak tanımlanır. Bu kebabın; ne zaman çöple adı çıkmış, kim, ne zaman bu adı yakıştırmış bilmiyorum. Gerçi kulaktan dolma bir öykü var, tadımcı Mehmet Yaşin yazmış. Bana tevatür gibi gelse de, hikâye özet olarak şöyle: Her şey trenin Aydın/Ortaklardan geçmesi ile başlıyor. "Kebapçının karısı" diye anılan kadın, kocasının ölümünden sonra, çocuklarını bakıp büyütmek için küçük et parçacıklarını, çubuklara dizip yufka içinde satması ile ilk adımı atıyor. Bir süre sonra para kazandığını gören kasapların bu işe soyunması ile bugünkü hale geliyor. Ve diğer tatlar gibi yıllardır aynı adı ve şeklini koruyarak iştahla yeniyor.

 

ŞİŞ kebap denilince seviyoruz da, çöp şiş denildi mi bazıları bunu biraz tuhaf karşılıyor.(O bazılarından biri benim.) Örneğin: "Kuşbaşı şiş" denilse daha çok yakışırdı ama. Masaya oturup şiş önüme geldiğinde,  saniyeler içinde aklıma çöp gelip gidiyor. Bu bir takıntı, yıllar sonra; temizlik, hormon, ilaçlı meyve ve sebzeler, büyük ve küçükbaş hayvanlar ile tavukların yedikleri sanayi yemleri ve diğer kimyasal kirliliklerden sonra oluştu.

 BU kebabı, ilk kez 1958 yılında Selçuk ta yedim. Çünkü o yıllarda İzmir'e, Selçuk'tan geçilerek gidilirdi. Ortaklardaki gibi Selçuk'ta da, dürümlenmiş ve "Yufka" içine konulmuş ve eski defter sayfası(Peçete yerine) ile tutulan pişmiş hazır çöp şiş alıp, tüketilirdi. Günümüzde de, ara sıra Ortaklara gidip yiyoruz. Ortaklar çöp şişle ve Çine köfte ile bu damak lezzetini iyi götürüyor. Kebap ailesinin en küçüğü ve kuyruk yağı ile yumuşatılıp lezzetlendirilen çöp şiş, belki de Dünya lezzetleri arasına girmiştir. Ancak bu damak zevki, dana etinden üretiliyor. Oysa 1958 yılında yediğim, eğer yanılgı içinde değilsem kuzu veya oğlak etinden yapılmıştı ki hiç unutamam, o şiş'in lezzeti elbette makbul olan ve "Yemede yanında yat" tavsiyesine uyandı!

 SÖZÜ çöp şişten, kasasında "Çöp Taksi" yazan araca getireceğim. Belediyenin satın aldığı, küçük tonajlı bu şirin araç il merkezinde, eski dokudaki dar sokakların çöplerini topluyor ve olabildiğince her sokağa girip çıkıyor. Çocukluğumda, oralardaki çöpler eşekle toplanırdı. Günümüzde, bu durum devam ediyor olsaydı ve onlara: "Çöp Eşek" deseydik, aklımıza; kara kuru, zayıf, çelimsiz bir eşek gelirdi. Çünkü insanın zayıf ve çelimsizi de, "Çöp gibi" diye tanımlanır. Belediyenin kadrolu o çöpçü eşekleri emekli olalı ve bu gezegenden göçeli yarım asır oluyor. Şimdi artık o semtlere "Taksi" tahsis edilmiş? "Çöp Taksi"nin "Taksi"sine gerek var mıydı, bilmiyorum. Çünkü her hali ve şekli ile çöp aracı olduğu belli, onun için sadece: "Çöp"ü yeterli olabilirdi. Ama yönetenler bu işleri daha iyi bildiğinden, bizimki sadece düşünce üretmekten öteye geçmiyor. İllâki "Taksi" yazılması zorunluluk arz ediyorsa, "Çevreci Taksi" denilmesi daha mı, anlamlı olurdu bilmem?

 ÜZERİNE "Çöp Taksi" yazılmasaydı, belki anlaşılmaz diye düşünülmüş ki, açıkça belirtilmiş! Ayrıca, eski damalı taksi işareti konulmuş. Yurttaşın da: "Aaa, bu ne güzel araç böyle! Diye merak etmesine mahal bırakılmamış(!) Şehirde, yolcu taşıma hizmeti sürdüren epey taksi durağı ve hepsinin de bir adı var. Belediye de, sanırım atık ve taşıma hizmetini hatırlatan "Çöp ve Taksi" adını uygun bulmuş koymuş. Eee, ne var bunda? Diyebilirsiniz.

 ŞEHRİN semtlerinden çöp toplama saati önceden programlanıyor. Var sayalım ve karikatürize edelim. Bir hanım telefon edip: "Alooo! Çöpüm var, gelip alır mısınız? Sakın geç kalıp canımı sıkmayın. Vallahi çok kızarım, sonra karışmam. İşim var, pazara çıkıcam." diye çağırsa, "Çöp Taksi" hemen gidip alır mı acaba? Merak ediyorum? Hani üzerinde "Taksi" yazıyor ya, hani taksi de telefonla çağrılıyor ya, hani o taksi de çağrılan adrese gidiyor ya, o bakımdan yani(!)

YAZARIN DİĞER YAZILARI