ŞATAFATLI KINA, GÖRKEMLİ DÜĞÜN VE HARMANDALI

ŞATAFATLI KINA, GÖRKEMLİ DÜĞÜN  VE  HARMANDALI

             GÜNÜMÜZDEKİ “Kına geceleri”nin bazıları düğün niteliğinde ve niceliğinde kutlanıyor. Bir iki kere tesadüf ettim, kına eğlencesi için özel davetiye bastırılmış! Ve bir hafta sonra yapılacak düğün töreninin mekânından ayrı, başka bir yer kiralanmış. Heyhat! Bu ne debdebe? Ama şunu da unutmamak gerekiyor. Bir genç kız için, doğumla ölüm arasında yaşanacak en muhteşem an’lardan biri, Dünya evine girip; mutlulukla, sevinçle ve heyecanla yuva kurmak…

             BİR GECENİN birkaç saati için, önemli maddi külfete neden olan kına gecesi; genellikle yuva kuracak kız, annesi ve ailenin diğer fertleri ile birlikte, kazak babaya bile uyguladıkları usulüne uygun baskı sonucunda gerçekleşir ki, babaya “Hayır” deme şansı tanınmaz. Hanımların, bu ve buna benzer doğal başarıları: “Kadının fendi, erk…” terimini aklıma getirir… Çünkü en kazak baba bile her zaman sırtüstü nakavt durumunda iken kararını açıkladığında, son sözü eşinin söylediği ile aynıdır.  

              EVLENECEK genç kız ile ailesinin gizli özlemi, kına eğlencesinin şatafatlı, akabinde yapılacak düğünün; görkemli olması, hayranlık uyandırması, bir süre toplumda dillendirilmesi ve magazin dergilerinde onlarca fotoğrafının görülmesidir. Nikâhı, mahalli yönetimin en üst makamında oturan yönetici kıyar ki, bu fotoğraf ailenin toplum içindeki yerini ve prestijini yansıtır. Bu tür törenler, oldukça maddi fedakârlık gerektirir. Ama mutluluğu; başta evlenecek genç kızı, sonra aileyi ve daha sonra akrabalarını sevindirir mutlu eder. Düğün sahipleri; hem düğün sırasında, hem de düğünden sonra; debdebeyi gurur vesilesi edinir.

              ESKİ yıllarda geline kına yakılması, günümüzdeki uygulamasından oldukça farklıydı… O yılların, Cumartesiye rastlayan güzel bir Eylül gecesinde, kız evinin önündeki hayatda daire şekli oluşturarak oturan davetlilerin en önünde, çoğunluğu evlenme zamanı gelmiş şık kıyafetli genç kızlar olurdu. Bu genç kızlar önde iken anneleri de, hemen arkalarında yer alırdı.

               KIZLAR, “Harmandalı” oynar, ancak hemen meydana çıkmazlardı. Dedikodudan korktukları için arkadaki annenin talimatına uymak zorunda kalırlardı. Çünkü davetliler arasında, oğluna kız bakan analar bulunurdu. Onlar ki, incelemeyi yaparken bazen işin tadını kaçırır: ”Armudun sapı var, üzümün çöpü var” demezlerse rahat edemezlerdi. Muğla ağzı ile: “Aboo! Hu gız pek kıpırak, böölesinin hakgından gelinmez!” diye eleştirdiğinde, arkadaşı: “Allah; barmağını çatıldada çatıldada oynayanını yazdıısa bozsun!” dileğinde bulunurdu. Sıra bir diğerine gelince: “Bööle köçek gibi galgıyan gız isdimen. Nerleede böyümüş ga bu?” Deyip, yanındakinin kulağına eğilerek: “Çalgı tıngırdadı mı, goşdurugoyoru, acık oturugoyumaz! Ben bunun gibi çılgızsıza evimin eşiğini basdırman, evlere guyman. Alen de, durduk yerde oğlanın başına mı yaken!” şeklinde gelirdi.

               DÜĞÜNLERDE, kızları oyuna kaldıran bir kadın olurdu. Genç kızların kendini göstermesini ve evlenmeye aday olduğunu ortaya koymasını yardımcı olan bir kadındı, bu… Genellikle okuntu dağıtan bu kadın, meydan ve oynama düzenini sağlar, utanan genç kızları elinden tutar ve orta yere çekerdi. Bazıları sıkılgan tavır gösterip Muğla ağzı ile: “Yo-o hindi oynuyasım yok, ben acıkdan kalkarın.” Dese de, bunun bir nazlı davranış olduğu bilindiğinden, kadının ikinci hamlesinde: “Kalk gız! Boreye oturmeye mi geldin? Kalk baken!” zorlaması ile kalkar;  o zaman da pek alımlı, çalımlı ve de pek nazlı oynardı…

 

              DÜĞÜN bu şekilde devam ederken, saat: 21.00/21.30 sularında, çalgıcılar yerlerinden kalkıp: “Getirin kına yakalım, yetmezse, acık daha…” melodisini çalarak, düğün evinin zeminindeki, gelinin kısa süre önce gidip beklemeye başladığı oda kapısına gelirler ve gelini; başta yenge olmak üzere birkaç hanımla birlikte, aynı melodiyi çalarak dönerlerdi. Ortaya konulan sandalyeye oturan geline, yengesi ve yengesine yardım eden diğerleri kına yakardı. Bitince de gelin ve arkadaşları, birlikte yine Harmandalı oynar, bir süre sonra gençler oturur. Bu kez annesi, varsa kız kardeşleri ve akrabaları ile birlikte oynamayı sürdürürdü. Onlar oturur oturmaz ortalarda görünmeyen damat adayı birden ortaya çıkar, müstakbel eşi ile utana sıkıla Harmandalı oynar ve oyun bitince ortadan yine kaybolurdu…

                GELİN defalarca Harmandalı oynamaktan bitap düşer, Muğla ağzı ile: “Yorgunnukdan Haşıl” olur, kendini sandalyenin üzerine zor atardı. İşte! 70 yıl önce gördüğüm, gözlemlediğim  düğün ve kına eğlencesi, “İkisi bir arada” böyle gerçekleşirdi.

                 HEY GİDİ ev önündeki hayatda düğünlerin yapıldığı yıllar… Hey gidi o yılların; uzun tel duvaklı, dudakları koyu rujlu, yanakları allıklı ve de ay yıldız pullu, kaşlarda rastık, gözlerde sürme, saçları ondüleli gelinler… Hey gidi zamanın genç ve güzel hanımları! 1948 yılında evlenip de, inşallah yaşamını sürdüreniniz vardır. Size nice sağlıklı yıllar dilerim. Günümüzdeki düğünleri görüp de, mutlaka, espri amaçlı ve Muğla ağzı ile: “Ah gidi ah! Dünyaya pek erken gelmişiz, yabannarı giddik” dediğinizi duyar gibiyim.   

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK haberi

DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK

               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK
DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK
              KANTALUP VE PARİS haberi

KANTALUP VE PARİS

              KANTALUP VE PARİS ...
KANTALUP VE PARİS
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN ! haberi

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !
  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN… haberi

HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…

  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…
HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…
ÖNCE AYIPLADIM SONRA… haberi

ÖNCE AYIPLADIM SONRA…

ÖNCE AYIPLADIM SONRA…
ÖNCE AYIPLADIM SONRA…
 NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ! haberi

NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!

         NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHAT ...
NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!
 AH CANIM! BU İŞLER   AYNI HAMAM AYNI TAS… haberi

AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…

 AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…1940'lı-1950'lili yılların çocukları, bugün yaşlı birer dede olarak yaşamlarını sürdürüyor. Hepsinin, g ...
AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR! haberi

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR! ...
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!
 390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR haberi

390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR

 

390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR