Bugün Dünya Hayvan Hakları günü

Bugün Dünya Hayvan Hakları günü 
Ben de Mori'nin ve Bala'nın günlerini Mori'den biir öyküyle kutluyorum.

BİRLİKTE YAŞAMAK

Kaplumbağa Titi, çok mutluydu. O gece kıyıya çıkacak ve kumlara yumurtalarını bırakacak ve ilk kez anne olacaktı. 
Yorgundu. Dinlenmek için bir kayanın dibine kondu. Başını kumlara uzattı ve uyudu. 
Güneş batmak üzereydi. Titi uyandı. 
— Eyvah geç kalıyorum, dedi.
Bir an önce kıyıya varmalıydı. Yumurtlayacağı yer yavrularının güvenliği için önemliydi. Yumurtalarını iyi örtmezse tilkiler, köpekler, çakallar yerdi. Suya uzak bir yere yumurtlarsa yavrularını, denize ulaşamadan kuşlar kapardı.
Hızla yerinden kalktı. Yüzgeçleri açılmadı. Bir daha yüklendi. Bu kez yüzgeçlerini saran şey canını yaktı. Titi, daha önce böyle bir sorun yaşamamıştı. Korktu. Bir daha yüklendi. Gidemiyordu. Bu, bir oltacının misinasıydı. İğnesi kayalara takılınca oltacı onu, orada bırakıp gitmişti.
Titi, daha önce hiç böyle bir tuzak görmemişti. Bir kez de suyun yüzüne doğru yüklendi. Misina boynuna dolandı. Durup nasıl kurtulabileceğini düşündü. 
Aklına hiçbir çözüm gelmedi. Yumurtalardan çıkıp denize koşacak yavrularını düşündü. Boynunu kumlara uzattı. 
Gücünün yettiği kadar bağırdı, bağırdı.
***
Kimse gerçek adını bilmezdi. Herkes onu Cipse (uçan balık) diye çağırırdı. Denizi çok severdi. Onu tanıyanlar:
“Eğer rüzgâr varsa, Cipse denizdedir.” derdi.
Küçük teknesinin yelkenini açar; saatlerce denizde dolaşırdı. Teknesi suları yararken o da şarkılar söylerdi. Bazen balıklarla selamlaşır, bazen martılarla konuşurdu.
Birkaç gündür rüzgâr hiç esmiyordu. Çipse evde sıkılmıştı. Öğleden sonra hafif bir rüzgâr başlayınca sahile koştu. Teknesini denize indirdi ve yelkeni açtı. 
Yelken rüzgârla doldu. Teknesi sularda ilerlerken Cipse şarkılar söylüyordu. Kıyıdan uzaklaştıkça rüzgâr kuvvetlendi. Cipse rüzgârı bir sağına bir soluna alarak dolaştı, dolaştı. Güneş batmak üzereydi. Geri dönmek için bir daha yön değiştirdi. 
Oraya yakın bir yerde küçük bir ada vardı. İnsanlar buraya akvaryum adası derdi. Adanın çevresindeki su pırıl pırıldı. Kayalar arasında irili ufaklı, rengârenk balıklar yaşardı. Onlar arasında yüzmek, onların fotoğraflarını çekmek için yazın her gün tekneler dolusu insan, buraya gelirdi. Burada avlanmak yasaktı. Ama kimi insanlar, gündüz kıyıdaki koylara saklanırdı. Akşam el ayak çekilince buraya gelir, o balıkları avlarlardı. 
Cipse, bunu çok iyi bilirdi. Onun için yönünü akvaryum adasına çevirdi. Çevreyi seyrederek adanın yakınına geldi. Ada’nın arkasına geçti. Rüzgâr iyice azalmıştı. Tekne çok yavaşlamıştı. 
Suda çırpınan Titi’yi gördü. Titi onu görünce ne yapacağını bilemedi. Suya daldı, çıktı. Bedenini saran misinanın acısıyla derin derin soluyordu. Cipse ona biraz daha yaklaştı. 
“Çok dikkatli olmalıyım. Tekneyi devirebilir, hatta delebilir diye düşündü.”
“Ama onu burada böyle bırakamam.” dedi kendine. 
*** 
Mori, karnını iyice doyurmuş evine dönüyordu. Suyun yüzü bulutlanır gibi oldu. Sessizce kumlara uzandı. Çevrenin rengini aldı ve ne olduğunu anlamaya çalıştı. Üstünde binlerce minik balık, sanki onu fark etmiş gibi hareketlendi. Bir sağa, bir sola; bir aşağı, bir yukarı; bir durup bir hızlanarak dans ediyorlardı. 
Bu bir sardalya sürüsüydü. Mori, bazen beyaz ışıklar saçarak, bir buluta benzeyerek dans eden sürüyü bir süre izledi. Binlerce balığın bir anda bu kadar uyumlu hareket edebilmesi çok güzeldi. Keşke biz de böyle dans edebilsek diye düşündü. 
Mori, büyülenmiş gibiydi. Sürüye saldıran dev balığı gördüğü an büzüldü adeta bir nokta gibi kaldı. Balık, biraz önce dans eden balıkların neredeyse hepsini yutmuştu. Geride kalan balıklar, darmaduman olmuşlardı. Birkaç saniye şaşkın şaşkın dolaştılar. Sonra hızla oradan uzaklaştılar.
Mori, korkudan titriyordu. Olduğu yerden kalktı. Kayaların arasında saklana saklana yola koyuldu. Korkusu bir türlü geçmek bilmiyordu. 
***
Akşam olmak üzereydi. O geceyi akvaryum adasında bir kaya kovuğunda geçirebilirdi. 
Suya atlayan Cipse neredeyse Mori’nin üstüne düşecekti. Mori, yosunların arasına yattı ve çevrenin rengini aldı.
Mori, onu tanıyordu. Cipse elindeki bıçakla Titi’yi saran ipleri keserken Mori onu izledi. 
Yüzgeçteki son ip de kesilince Titi, hızla fırladı. Mori de Cipse de onun ne kadar korktuğunun farkındaydı. O an beklenmedik bir şey oldu. Titi döndü, teknenin yanına geldi. Cipse ona el salladı. Titi teknenin çevresinde döndü ve yumurtlayacağı sahile doğru gözden kayboldu. 
Cipse, teknenin burnunu evine doğru çevirdiği an Mori;
“Birlikte yaşamak ne güzel.” dedi.


YAZARIN DİĞER YAZILARI
GELECEK GENÇTİR haberi

GELECEK GENÇTİR

GELECEK GENÇTİR   Propaganda yöntemleri, devletin olanaklarının kullanımı, yasaların uygulanışı bakımlarından her türlü eleştiri hakkımızı saklı tutarak referandumun galibinin otokrasi yanlıları olduğunu kabul etmek zorundayız. Ben bu referan ...
GELECEK GENÇTİR
TERK ET! haberi

TERK ET!

TERK ET! Bir zamanlar nerede bir solcu görseler meydanları" Komünistler Moskova'ya!" naralarıyla inletenlerin çocukları, torunları şimdi Rusya'yla sarmaş dolaş. Kanlı Pazar'ı (16 Şubat 1969) kaçımız anımsar? Bir daha soralım: ...
TERK ET!
ELEŞTİRİ DEĞİL ÖNERİ haberi

ELEŞTİRİ DEĞİL ÖNERİ

ELEŞTİRİ DEĞİL ÖNERİ   Bugün Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Adalet" yürüyüşü 8. gününde.  Demokrasi ve adalet savunucusu herkesin bu yürüyüşe destek verdiği açıktır. Dostlar bilir; Muğla Kent Konseyleri Birliği Başkanı olarak Büyü ...
ELEŞTİRİ DEĞİL ÖNERİ
BÜLENT ECEVİT’İ ANARKEN haberi

BÜLENT ECEVİT’İ ANARKEN

BÜLENT ECEVİT’İ ANARKEN “Sanatçılar gerçekleri açıklamak, politikacılar ise örtmek için yalan söyler” miş. Bu sözü kim söylemiş, nerede okudum bilmiyorum. Eğer bu sav doğruysa hem sanatçı hem politikacı olanlar, ne yapar ki? Dünyada sanatçı da pol ...
BÜLENT ECEVİT’İ ANARKEN
    EĞİTİM SEVDALISI DR. METE ERSOY’UN ARDINDAN haberi

EĞİTİM SEVDALISI DR. METE ERSOY’UN ARDINDAN

    EĞİTİM SEVDALISI DR. METE ERSOY’UN ARDINDAN                                 &n ...
EĞİTİM SEVDALISI DR. METE ERSOY’UN ARDINDAN
SEL GİDER KUM KALIR haberi

SEL GİDER KUM KALIR

SEL GİDER KUM KALIR   Çinçin, tatlı, mavi, keten, maltız, değirmen, çengel, soğuk, ılık, sıcak, ayamama, göksu, hoş, büyük, küçük, kanlı, kara, ak, sarı… İstanbullu olup da adı bu ve benzeri bir ad olan bir dere cadde ya da sokağından geçmemiş ...
SEL GİDER KUM KALIR
Sonsuzluğa göçüşünün 79. yılında haberi

Sonsuzluğa göçüşünün 79. yılında

ATATÜRK Atatürk devrimi, Türkiye’yi her bakımdan modern bir devlet yapmayı amaçlayan bir düşünce ve eylem sistemidir. Atatürk; “Uygarlığın bir fırtına gibi esintisine karşı koymak boşunadır; değişmeyen, Ortaçağ kanun, düşünce ve davranışlarını koru ...
Sonsuzluğa göçüşünün 79. yılında
SEL GİDER KUM KALIR haberi

SEL GİDER KUM KALIR

SEL GİDER KUM KALIR   Çinçin, tatlı, mavi, keten, maltız, değirmen, çengel, soğuk, ılık, sıcak, ayamama, göksu, hoş, büyük, küçük, kanlı, kara, ak, sarı… İstanbullu olup da adı bu ve benzeri bir ad olan bir dere cadde ya da sokağından geçmemiş ...
SEL GİDER KUM KALIR
GEMİ AZIYA ALMAK haberi

GEMİ AZIYA ALMAK

GEMİ AZIYA ALMAK   Başkalarını bilmem; ama dostlarımın ve okurlarımın ülkenin dörtnala nereye gittiğini çok iyi bildiklerinden eminim. Bakmayın televizyonlarda allayıp pullama yapanlara. Onlar da "dönülmez akşamın ufkunda" olduğumuz ...
GEMİ AZIYA ALMAK