HUKUKLA RASTGELE OYNANAMAZ,HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ANLAYIŞI BUNA İZİNVERMEZ..

 

HUKUKLA RASTGELE OYNANAMAZ,HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ANLAYIŞI BUNA İZİNVERMEZ..              

     Bir toplumun çeşitli kurumlarıyla ilgili düzenlemeler yapabilirsiniz. Din, ahlak, ekonomi, sanat gibi kurumlarla ilgili yapılacak düzenlemeler başka toplumları doğrudan ilgilendirmeyebilir. Bu yüzden kimse bunu yapma bunu yap diye baskı da yapamaz. Ancak uluslararası anlaşmaların öngördüğü çerçeveler olabilir bu düzenlemelerde. O zaman onlara uymak gereği vardır sadece..Ancak hukukla ilgili düzenlemelerde durum biraz farklı olabilir. Hukukla ilgili düzenlemelerde evrensel bakışlara-ölçülere uymak gereklidir. Ben yaptım oldu denilebilir ama bu sizi  yalnızlığa  ve öteki toplumlarla ilgilerinizi yeniden düzenlemeye, ele almaya zorlayabilir

   Hukukun öngördüğü uluslararası antlaşmalar olunca bunlara aykırı hareket edilemez.Kimse sizin dininizi sanat ve kültürünüzü başka toplumlara göre uydurmanızı istemeyebilir ama hukuk için aynı şeyi söyleyemeyiz. Dolayısıyla hukukla ilgili tüm düzenlemelerde anlaşmalara bağlı olmak zorundadır her toplum. Uluslararası pek çok ilişki de bu anlaşmaların öngördüğü  hukuk düzenlemelerine uygun olmak zorundadır. Örneğin İnsan Hakları diye uluslararası bir anlayışın öngördüğü  yasal düzenlemeleri yapacağınıza dair imza attıysanız sizden beklenen bu imzanıza uygun davranmanızdır. Benim imzam var ama istersem buna uyarım deme seçeneğiz yoktur, o zaman öteki imza atmış devletlerin tepkilerini çekersiniz. Siz bir yerlerde ben hukuk devletiyim demişseniz buna uygun davranmak zorundasınız. Ben hukuk devletiyim ama hukuka istersem uymam diyemezsiniz. Çünkü  imzası bulunan devletlerin yaptırımlarıyla karşılaşabilirsiniz.

     Hukuk devletinin olması için “hukukun üstünlüğünü kabul ediyorum.” demeniz yeterli değildir. Bunu diyebilen devletlerin uygulamalarını da yapmak zorundasınız ,göstermek zorundasınız. Demekle olunmaz hukuk devleti gereğinin yapılabilmesiyle olabilir ancak. Hukuk devletinde devlet adına düşünen, söyleyen ve eyleyenlerin hukuk kurallarını tanımama, yadsıma gibi seçenekleri yoktur.Ben anayasanın  kararlarını tanımıyorum diyemez hiçbir kişi. Hukuk devleti geçerli hukuk anlayışına göre verilmiş kararları ve uygulamaları tanımama seçeneği sunmaz insanlara. Elbette hukuk adına verilmiş kararları eleştirebilir herkes. Ama onları tanımama seçeneği yoktur .Çünkü hukuk devleti anlayışı böyle bir seçeneği vermez insanlara. Görev ve yetkileri ne olursa olsun böyle bir seçeneğin verilmesi orada hukukun üstünlüğünün zedelenmesini getirecektir.

     Demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler  ayrımı İlkesidir. Bu ilkenin geçerli olabilmesi için de mutlaka devletin hukuk üstünlüğü anlayışına sahip olması gerekir. Yani bir devlet anlayışında  her şeyden önce hukuk geliyorsa. Her şeyden önce hukukun kararları geçerli olursa  o zaman orada  demokrasi ve hukuk devleti anlayışı var demektir. Yasama, yürütme ve Yargının yönetim gücünü kullanan anlayışın etkisinden kurtarılması kendi kararlarını sadece ve sadece hukuk maddelerine göre verebilmesini  getiriyor bu ilke. Aksi olursa ne olur? En son hukukun değil yönetim anlayışının verdiği karar geçerli olur. Yönetim anlayışlarının vereceği kararların demokrasiye uygun olması beklenemez. Çünkü yönetim anlayışları temsil ettikleri düşüncelere uygun yönetmek ve karar almak durumundadır. Bu da her zaman demokratik olmayabilir. Ne yazık ki ülkemiz son yıllarda hep olumsuzluklar içinde gösterilmekte. Demokrasi konusunda ,hukuk konusunda arzulanan sıralamalar içinde yer almamaktadır. Bunun da hukuk anlayışı ile ilgisi olduğu kesindir. Nitekim hukuk devletinin eksikliğinden söz ediliyor uluslararası raporlarda.. Bu çoğu kimseyi rahatsız etmiyor ama uluslararasında saygınlığımıza gölge düşürüyor

   Biz “Ankara’da yargıçlar vardır” diyebileceğimiz bir hukuk mantığına  ulaşmak zorundayız. Bu yargıyı gerçekleştiremediğimiz zaman da hukukun üstünlüğü veya demokrasi düşlerimiz gerçekleşmeyecektir..

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI