ŞU ANKİ TÜRKİYE'NİN MİMARI ABD’NİN’’ YEŞİL KUŞAK’’ PROJESİ VE SONRASI…

ŞU ANKİ TÜRKİYE'NİN MİMARI ABD’NİN’’ YEŞİL KUŞAK’’ PROJESİ VE SONRASI…

“KIZIL TEHLİKEYE KARŞI YEŞİL PANZEHİR”

‘’ ABD’nin Sovyetlere karşı geliştirdiği Yeşil Kuşak projesi de, McCarthy döneminden bu yana ( 1950'ler ) Amerikan basınının tüm dünyaya yaydığı “kızıl tehlike” kavramıyla birlikte, 1977 yılında başkan Jimmy Carter döneminin ulusal güvenlik danışmanı Zbigniev Brzezinski tarafından ortaya atıldı.

Sovyetlerin ilerleyişini durdurmak ve petrol zengini körfez ülkelerinde ve bölge üzerinde etkisini engellemek amacıyla ortaya atılan Yeşil Kuşak Projesi’nin ana ekseni komünizme karşı İslam’ın kalkan olarak kullanılmasıydı.

Sovyetlerin etrafını çevreleyen ülkeler ve diğer bir komünist ülke olan Çin’le arasındaki bölgeyi tampon olarak kullanmanın amaçlandığı proje, radikal İslam’ı “dinsiz komünizm”e karşı kullanmaktan geçiyordu.

Ancak, hem Sovyetlerin yıkılışıyla birlikte NATO’nun işlevini yitirmeyip yeni bir taktik üzerinde var olmaya devam etmesi, hem de Sovyetlerin yıkılışına kadarki Soğuk Savaş döneminde ABD-SSCB arası çatışmanın yaşandığı bölgelere baktığımız zaman ortaya koyulan tezle yaşanan gerçeklik üzerinde yapılan tespitlerde bir yanılsamayla karşı karşıya kalınıyor’’.

Burada ilginç olan ABD’nin SSCB ve Çin’in yayılmasını engellemek için Afganistan, Pakistan, İran ve Türkiye gibi ülkelerde Komünizme karşı demokratik yönetimleri güçlendirme yerine bu bölgelerde İslamcı akımların güçlenmesini sağlamasıdır. Afganistan’da Babrak Karmal’a karşı El Kaide ve Usame Bin Ladin’in ortaya çıkmasını, İran’da batı yanlısı Şah Rıza Pehlevi’nin Ayetullah Humeyni Tarafından devrilmesini, Pakistan’da Zülfikar Ali Butto’nun General Ziya Ül Hak tarafından asılmasını ve Filistin’de El Fetih’in gözden düşüp Hamas’ın güçlenmesini sağlamıştır.

YEŞİL KUŞAK PROJESİ VE TÜRKİYE

ABD'nin ve NATO'nun ileri karakolu , NATO'nun Sovyetler Birliği'ne tek sınırdaş ülkesi olan Türkiye'de de sol hareketlerin önlenmesi için bir takım önlemler alınır.Bunlardan biri Komünizmle mücadele derneklerinin kurulmasıdır.
Ardından Seferberlik Tetkik Kurulu adı altında yarı gizli Konntr-Gerilla örgütü kurulur.
MEMLEKETİN YÖNETİMİNİ LAİK OKULLARDAN YETİŞEN GENÇLERE BIRAKAMAYIZ, DEVLETİN KİLİT NOKTALARINI İMAM - HATİP LİSESİ MEZUNLARINA TESLİM EDECEĞİZ.

1968 Yılında bu sözleri Türkiye'nin 10.Genel Kurmay başkanı ve 5. Cumhurbaşkanı olan Cevdet Sunay söylemiştir.Şu an Türkiye'yi yöneten kadrolara baktığımızda planın gerçekleştiği görülmektedir.

Türkiye’de de özellikle 12 Eylül ile birlikte anti emperyalist sol ile milliyetçi sağ çok büyük bir darbe yemiş ve bunun sonucunda da Türkiye’de İslami akımlar güçlenmiştir.

YEŞİL KUŞAK PROJESİ'NDEN BOP'A GEÇİŞ

ABD’nin bu politikası 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ile ters tepmiş, özellikle hemen her adımda İsrail ile birlik olması ‘’Büyük Şeytan’’ olarak adlandırılıp kendi yarattığı güçlerin hedefi haline gelmesine neden olmuştur.

11 Eylül 2001 saldırıları bu konuda bir milattır..Özellikle SSCB’nin dağılmasından sonra dünya üzerinde tek hegemon güç olan ABD Yeni Dünya Düzeni’ni gerçekleştirebilmek için radikal İslamı dizginleyebilmek adına ‘’Ilımlı İslam Modeli’’ni ileri sürmüş ve bu doğrultuda BOP ‘u ( Büyük Orta Doğu Projesi ) uygulamaya koymuştur.Böylece orta Doğu devletlerinin demokratikleştirilmesi süreci başlamıştır.

Buna göre Türkiye dahil olmak üzere 22 devletin sınırlarının değişmesi öngörülmüştür.Bunun sonucu olarak da ilk olarak Tunus’ta başlayıp Mısır,Libya ve Yemen ‘de iktidar değişikliklerini sağlayan hareket bu gün aynı oyunu Suriye’de oynamaktadır.

SURİYE RUSYA’NIN İSRAİL’İDİR.

Soğuk Savaş Dönemi’nden bu yana İsrail ABD açısından hangi öneme sahipse ;Suriye de SSCB ve günümüzdeki Rusya açısından aynı öneme sahiptir. Bu yüzden Rusya ve İran’ın Suriye’de olaya müdahil olması oyunu bozmuştur. Bunun sonucu olarak başta ABD ve onun yanında yer alan devletlerin hesapları şaşmış,Suriye’de ‘’Arap Baharı’’ duvara toslayıp,kışa dönmüştür. Bu da Suriye’deki can kayıplarını ve yaşanan dramı arttırmıştır

Suriye’dekine benzer senaryoyu 2016 Temmuz’unda ülkemizde uygulamak isteyen ABD ve yerli işbirlikçileri başta ordumuzun ve halkımızın dik duruşu sayesinde bu oyununu gerçekleştirememiştir Bu durumu kabullenemeyen ABD, ‘’Düşmanımın düşmanı benim dostumdur ‘’ ilkesi uyarınca Suriye’de ve Irak’ta Türkiye’ye düşman terör örgüterinine silah ve mühimmat verip onları desteklemektedir.Bu yüzden şu anda ordumuz Afrin’de sadece PYD/YPG ile örtülü olarak ABD ile de savaşmaktadır..

Yılmaz Bozkurt 01.03.2018

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI