Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan, Marmaris'in Selimiye Mahallesi Derinazmağı Mevkii'nde yapılması planlanan Yat/Tekne Bağlama İskelesi Projesi için verilen "ÇED Olumlu" kararını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Özcan, projenin Selimiye Koyu'nun hassas ve kapalı ekosistemi üzerinde kalıcı çevresel riskler barındırdığı uyarısında bulundu.
Haber Merkezi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 22 Aralık 2025 tarihli ÇED Olumlu kararına ilişkin Bakan Murat Kurum'un yanıtlaması istemiyle 11 soruluk yazılı soru önergesi veren Özcan, ÇED sürecinde bilimsel ve hukuki birçok başlığın yeterince değerlendirilmediğini ifade etti.
Proje alanının Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içinde yer aldığını hatırlatan Özcan, alanın aynı zamanda Nitelikli Doğal Koruma Alanı, Önemli Doğa Alanı, tarım ve orman alanı statülerine sahip olduğunu belirtti. Bölgenin, çevre düzeni planlarında doğal karakteri korunacak alanlar ve Posidonia çayırları gibi hassas biyotoplar içerisinde yer aldığını vurgulayan Özcan, "Bu kadar yoğun koruma statüsüne sahip bir alanda, yat ve tekne bağlama iskelesi gibi bir yatırımın kamu yararı gerekçesiyle nasıl meşrulaştırıldığı açıklanmalıdır" dedi.
Selimiye Koyu'nun kapalı bir koy olduğunun ÇED raporunda da kabul edildiğini belirten Özcan, bu tür koyların düşük su sirkülasyonu nedeniyle son derece kırılgan ekosistemler olduğunu söyledi. Proje kapsamında aynı noktada 145 yat ve teknenin bağlanmasının planlandığını hatırlatan Özcan, bunun sintine suları, yakıt ve yağ sızıntıları, antifouling boya kalıntıları ile gürültü ve ışık kirliliği yoluyla denizel yaşam üzerinde ciddi tahribat riski oluşturduğunu ifade etti.
Özcan, Selimiye Koyu'ndaki mevcut tekne yoğunluğu ile yeni bağlama kapasitesinin birlikte yaratacağı kümülatif çevresel etkinin bilimsel olarak hesaplanmadığını belirterek, ekosistemin taşıma kapasitesini aşan yatırımların düzenleme değil, doğrudan ekolojik tahribat anlamına geldiğini vurguladı.
Tesisin su ihtiyacının ters ozmoz yöntemiyle karşılanacağını belirten Özcan, bu süreçte ortaya çıkacak yüksek tuzluluk oranına sahip atık suyun yeniden denize deşarj edilmesinin, özellikle Posidonia çayırları ve bentik ekosistemler için ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.
Proje dosyasında ilerleyen süreçte kapasite artışı, alan genişletme, dolgu ve dip taraması gibi faaliyetlerin gündeme gelebileceğinin belirtilmesine de tepki gösteren Özcan, bu yaklaşımın çevre hukukunun önleyicilik ve ihtiyat ilkeleriyle bağdaşmadığını dile getirdi.
Anayasa'nın 56. maddesine atıfta bulunan Özcan, devletin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını koruma sorumluluğu olduğunu hatırlatarak, Selimiye Koyu'nda geri dönüşü olmayan bir zarar oluşması halinde Bakanlığın idari ve hukuki sorumluluğunun ne olacağını Meclis gündemine taşıdı.
Özcan açıklamasını, "Bu proje ekosistemin taşıma kapasitesini zorlamakta, denizel yaşamı ve kıyı ekolojisini riske atmakta, yerel halkın geçim kaynağı olan sürdürülebilir turizmi tehdit etmektedir. Selimiye gibi hassas bir koyda bu proje bilimsel veriler ve koruma ilkeleriyle uyumlu değildir" sözleriyle tamamladı.