Kırsal Araştırma 19: Dağdibi Mahallesi

Kırsal Araştırma 19: Dağdibi Mahallesi

Mart ayında Türkiye'de yayılmaya başlayan Covid-19 salgını nedeniyle yaklaşık 5 aylık bir aranın ardından 'Orda Bir Köy Var Uzakta' isimli projeye kaldığım yerden devam ediyorum. Proje kapsamında 18 köyün ardından sıra Dağdibi'ne geldi. Akçaova'dan sonra Yeşilyurt'un (Pisi) içinde bulunan Maşat''ın yanından bir kaç kilometre sonra Dağdibi'ne ulaşıyorsunuz. Köye girdiğinizde sizi önce mezarlık, daha sonra iki aracın geçemediği bir köprü karşılıyor. Atatürk Büstü'nü geçtikten sonra sıcak hava nedeniyle asırlık çınar ağacının altında bulunan köy kahvesine atıyorsunuz kendinizi.

Köy halkı misafiri sıcak karşılar, samimiyeti gördüğünde ise insanı bağrına basar. Her köyde aynı şeyi yaşıyorum. Köye 'Kimsin sen bizim oğlan' sorularıyla girip, 'haftaya düğüne kesin bekliyoruz' sözleriyle ayrılıyorum. Dağdibi'nden iyi anılar, malesef kötü haberlerle döndüm.

 

KERİMOĞLU TÜRKÜSÜNDEKİ 'KARADAĞLARIN SANDALI' SÖZÜNÜN GEÇTİĞİ DAĞ BU KÖYDE

Nüfus 320, seçmen sayısı 270, 10 öğrenci, 3 bakkal, 2 kahve, okul yok, 1 cami, 1 zeytinyağı fabrikası, sağlık evi yok. Bu köyde herşey yaşlı. Sadece insanşar değil. Ağaçlar asırlık, elektrik direkleri 50 yaşında. Araçlar yaşlı, masa ve sandalyeler de yaşlı.

Köyün hikayesi şöyle: Yıllar önce Afyon Dinar'da yaşayan 3 kardeşin bir tanesi İç Anadolu, biri Doğu Anadolu, Sarıgeçili olan ise Antalya'ya yerleşir. Antalya'ya yerleşen kardeş burada cinayet işler ve Muğla bölgesine göç eder. Ardından bugünkü ismiyle Menteşe'nin Dağdibi Mahallesi Kızılcıkıran mıntıkası, Karıncalı Mevkiine yerleşir. Daha sonra Karadağ'ın aşağı kısmına inerek bugünkü Dağdibi'nin kuruluşuna önderlik eder. Yıllar sonra yine Antalya'dan Koca Aldan ile Kara Süleyman köye gelir . Derenin bir tarafına birisi, diğer tarafına diğeri yerleşir. Ardından Kayseri'den bir imam köye gelerek Aldan'ın kızını alır ve köyde kalır. Aldanlar'ın diyarı diye ifade edilen, Yeşilyurt'un mahallesi olan o zamanki adıyla Karadağdibi 1952'de Yeşilyurt'tan ayrılarak köy olur. Kerimoğlu Türküsündeki 'Karadağların Sandalı' sözünün geçtiği dağ Dağdibi'nde bulunuyor. Eski adı Karadağdibi olan köyün ismi 1970'li yıllarda Dağdibi olarak değiştirilmiş.

CENAZE YIKAYABİLMEK İÇİN MUSLUKLARI KAPATAN KÖY DAĞDİBİ

Dağdibi'nin en büyük sorununu en başta yazmak istiyorum. Çünkü su konusunda büyük bir mağduriyet var. Muski'nin acil olarak Dağdibi ile özel olarak ilgilenmesi gerekiyor. Birçok evde su az, hafif yukarıda kalan evlerde ise su yok. Akşama kadar hayvanları ile uğraşan Dağdibi halkı duşa dahi giremiyor. Dağdibi Muhtarı Mehmet Karaca bu konuda şu ifadeleri kullandı: "Suyumuz yok. İçme suyumuz kaynağından azalmış. Yüksekteki evlerde ise hiç su yok. Halkımız mağdur. Belediyeyi aradık Yerkesik hattını bağladılar. Az bir su bağlandı. O da yetmiyor. Çözüleceği söylendi. Fakat henüz bir çalışma yok. Karaöz mevkiinde kapalı fakat suyu hazır bir kuyu var. Sanırım içi betonla kapatılmış. Gelip incelenmesi gerekiyor. Zamanında bazı siyasi  nedenlerle kuyu anlaşmazlık sonucu kapatılmış. Balca mevkiinde bulunan su deposu binası ise göçmek üzere. Dağdibi'ne acil  kuyu kazılması gerekiyor. Ben de evimde akşama kadar duşa giremiyorum. Bu konuda büyük bir tepki var. Cenazemizi yıkayabilmek için muslukları kapatıyoruz" dedi.

SU DEPOSU BETONLA KAPATILDI İDDİASI

Bu konuda bir iddia var. Yeşilyurt ile Dağdibi arasında yaşanan bazı sorunlar nedeniyle bir su kuyusu Yeşilyurt'ta yaşayan bazı kişiler tarafından betonla kapatılmış. Hatta Dağdibi'ne giden borular kırılmış. Bu hafta sonu Yeşilyurt'tayım. Orada bu konuyu araştıracağım.

ÇÖKLEN DERESİNDEKİ PİS SU İÇME SUYUNA DAHİL EDİLİYOR

Suyun yetersiz olması şimdi kaleme alacağım iddianın yanında çok küçük bir sorun olarak kalıyor. Dağdibi halkı ve muhtar Mehmet Karaca, dağdaki domuz, yılan ve benzeri hayvanların su içtiği, içinde kurbağaların gezdiği Çöklen Deresindeki sulama suyunun  arıtılmadan içme suyu olarak halka verildiğini iddia etti. Muhtar Karaca bu konuda, "Köyümüzün suyu yetersiz olduğu için sulama suyu içme suyuna katıldı. Bu su açıktan geliyor. Suyu temizleyecek bir arıtma yok. Sadece köyümüzün içme suyu deposunda klorlama makinesi var. Klorla temizleniyor. Çöklen deresinde keçi, koyun, domuz ve her türlü yabani hayvan aynı dereden su içiyor. Biz de mecburen içmek zorunda kalıyoruz" diye konuştu.

Bununla ilgili Muğla Büyükşehir Belediyesi'nden bilgi aldım. Konu hakkında dağınık su kaynaklarının bir araya toplanması ve mevcut suların sağlıklı ve teknik bir şekilde isale hattına verilmesi için yapılan tesis anlamına gelen kaptaj çalışmaları için adımlar atıldığı dile getirildi.

DAĞDİBİ'NİN YOLCUSU PİSİ'DE İNMEK ZORUNDA KALIYOR

Pandemi sonrası Dağdibi'ne giden bazı minibüsler Yeşilyurt'ta (Pisi) vatandaşları indiriyormuş. Halk bu 3 seferde köyüne Yeşilyurt'tan yürüyerek gidiyor. Bu konuda köydeyken Ulaşım Daire Başkanı Emre Tümer'i telefonla aradım. Tümer, şoförlerden gelen talep doğrultusunda bunun uygulandığını söyledi. Fakat bu konuda yine Dağdibi sakinlerinin şikayeti var. Dağdibi sakinlerinden bir kadın 'Yeşilyurt'tan Dağdibi'ne giderken başıma birşey gelse ne olur' diye sormuş. Başka söze gerek yok diye düşünüyorum.

Aldığım bilgilere göre pandemi nedeniyle araç sayısı 24'ten  13'e düşürülmüş. Bunlardan 3'ünün son durağı Yeşilyurt. Şoförler bu 3 seferde 1-2 yolcu olduğunu, Dağdibi'nden dönüşte yolcu almadıklarını dile getirmişler. Diğer 10 araç ise Dağdibi'ne giriyor.

DAĞDİBİ HALKININ GÖZDESİ KÜKÜRTLÜ SU

Sezai Sezer'in traktörü ile Dağdibi halkının gözdesi Girme Deresi üzerinde bulunan kükürtlü suyun olduğu yere gittik. Kükürtlü suyun bulunduğu yeri Dağdibi sakinleri hem sağlık, hem de piknik amaçlı kullanıyor. Birçok hastalığı geçirdiğine inanılan Girme Deresi'nin gölge kısımları ise diğer köylerden gelen gençlerin eğlence merkezi haline gelmiş. Kükürtlü suyun bulunduğu kısımda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nden ve Muğla Valiliği'nden yetkililerin gelip inceleme yaptığını dile getirildi.

BU KÖYE DOKTOR GELMİYOR

Gittiğim diğer köylerde doktorlar haftanın 2 günü sağlık evi olmayan köylere gidiyorlardı. Fakat Dağdibi'ne doktor hiç gelmiyormuş. Dağdibi sakinleri aile hekimine görünmek için Yeşilyurt'a gitmek zorunda kalıyor. Muhtar Mehmet Karaca Atatürk Büstü'nün karşısında bulunan Menteşe Belediyesi'ne ait yapının Sağlık Evi olarak hizmet vermesi gerektiğini söyledi.

PARK ESKİ DİYE GÖTÜRDÜLER, GERİ GETİRMEDİLER

Dağdibi'ne yapılan sosyo kültürel alan gerçekten çok büyük. Örneğin Çatakbağyaka'da bu alan küçük olduğu için vatandaşlar özellikle yağmurlu havalarda yanına branda çekmek zorunda kalıyorlardı. Dağdibi'ne büyük bir sosyo kültürel alan yapılmış. Fakat eksikleri var. Dışarıdan düğün, kına gibi organizasyonlara gelen kadınlar için kabin talebi var. Etrafının da çitle çevrilmesi gerekiyor. Bu arada çocuk parkını eski diye götüren belediye ekipleri parkı geri getirmemiş. Yenilenen parkı geri getirirseniz Dağdibi halkı mutlu olacak. Konuyla ilgili hafta içi Menteşe Belediyesi'nden yetkili kişilerle görüştüm. Parkın yakın zamanda tekrar geri getirilerek monte edileceği dile getirildi.

KÖYLER MERKEZDEKİ TEMSİLCİLERİNİ DESTEKLEMELİ

Muğla'nın büyükşehir olması ile birlikte belde belediyeleri kapandı, muhtarların yetkileri azaldı. Artık bütün işler merkezden çözülüyor. Tüm köylerin bu konuda gerçekçi adımlar atması gerekiyor. Yeni sürece uyum sağlamak, köyleri için mücadele etmek isteyen herkes merkezde örgütlenmeli. Bunun yararları bazı köylerde kendisini gösteriyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'ün Düğerekli olması, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş'ün Esençaylı olması bunların üst düzey örneklerini oluşturuyor. Eski Ak Parti Milletvekili Yüksel Özden'in Kıran köyündeki etkisini görmüştüm. Dağdibi de işe merkezdeki temsilcilerini destekleyerek başlayabilir.

Teşekkürler: Mehmet Karaca, Ali Gireniz, Üzeyir Aldan, Erkan Gireniz, Sefer Dağ, Sezai Sezer, Mehmet Dağ, Ercan Baydur, Dursun Aldan, Salih Aldan, Nazife Ersöz Şahin

 

DİĞER HABERLER