ARAMIZDAN AYRILIŞININ 66. YILINDA EĞİTİM DEVRİMCİSİ İSMAİL HAKKI TONGUÇ
Prof. Dr. Kemal Kocabaş
İsmail Hakkı Tonguç, 1893 yılında Bulgaristan'ın Tataratmaca köyünde dünyaya gelir. 23 Haziran 1960 tarihinde 67 yaşında aramızdan ayrılır ve 24 Haziran 1960 tarihinde Ankara-Cebeci Mezarlığında sonsuzluğa uğurlanır. Aramızdan ayrılışının 66. yılında Tonguç, evrensel pedagojiye; üretici, özgürlükçü eğitime, eğitim hakkı, demokratik eğitim, hümanist eğitim, ezbersiz eğitim, sanat eğitimi, bütünsel eğitim; laik, demokratik, bilimsel eğitim değerlerine yaptığı katkılarla günümüzde yaşamaya, ışık saçmaya devam ediyor. Tonguç: "İlköğretim meselesinde sıra, yoksul ve toplumun en ağır yükünü taşıyan halkın çocuklarını okula kavuşturmaya gelmiştir. Bunun icap ettireceği her türlü fedakârlığı göze almaya mecburuz" ve yine "Köyün insanı, öylesine canlandırılmalı ve bilinçlendirilmelidir ki onu, hiçbir kuvvet kendi çıkarına ve insafsızca istismar edemesin. Köyün sakinlerine köle ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler bedava çalışan iş hayvanı haline gelmesin." şeklindeki ifadeleriyle ilerici düşün dünyasını ve yoksul halk kesimlerinin eğitim sorunlarının çözümüne yönelik duyarlılığını ortaya koyar.
TONGUÇ'UN YAŞAMINDAN KESİTLER
Tonguç'un öz yaşam öyküsü düşün dünyasının oluşumunda önemli rol oynar. İlkokulu köyünde, Rüştiye'yi Silistre'de tamamladıktan sonra 1914 yılında İstanbul'a gelir. Burada bir takım sorunlar yaşadıktan sonra ısrarlı çabalarıyla Maarif Nazırı'nın katkısıyla Kastamano Öğretmen Okuluna gönderilir. Kastamonu'ya katır üstünde ve zaman zaman yürüyerek giderken yaptığı gözlemlerle Anadolu insanının yoksulluğu ve yoksunluğuyla tanışır. Kastamonu ve İstanbul Öğretmen Okulu sonrası Almanya'da güzel sanatlar eğitimi ve sonra Eskişehir Öğretmen Okulunda öğretmenlik yaparken yaşadığı Yunan işgali yaşamının dönüm noktaları olur. Eskişehir'de bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra yarım kalan öğrenimini tamamlamak için tekrar Almanya'ya gider ve sonra Adana, Konya ve Ankara Öğretmen Okullarında resim-iş ve beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapar. Tüm bu süreçler sonunda onun düşün dünyasında oluşan "eğitim hakkı ve anti-emperyalist" bilinç yaşamının her aşamasında ona eşlik eder Cumhuriyet Eğitim Devrimi kadrolarında bu bilinçle yer alır. Tonguç'un "Kurtuluş Savaşı'nda kanlarını verenlerin hakları ödenecekti. Yeteneklilere, çalışanlara hakları verilecekti. İmparatorluk döneminde olduğu gibi ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen sınıflar bulunmayacaktı. Cumhuriyet bu demekti. Devrim, en uygun koşulları bularak yeni insan tipleri yaratmak zorundaydı" sözleri Tonguç'u anlamak ve Cumhuriyet devrimcilerinin inanç, tutku ve heyecanlarını yansıtması anlamında önemli saptamalardır.
CUMHURİYET EĞİTİM DEVRİMİ VE TONGUÇ
Tonguç, 1926 yılında Mustafa Necati'nin Milli Eğitim Bakanlığı döneminde bakanlıkta yeni oluşturulan seyyar sergi müdürlüğü görevine atanır. Maarif Müfettişi Hasan-Ali Yücel ile bu dönemde tanışırlar. Tonguç, Gazi Eğitim'de önce Resim-İş Bölümünü kurar ve sonra 1934-1935 yıllarında da Gazi Eğitimde müdürlük görevlerinde bulunur. Tonguç, 1936 yılında Saffet Arıkan'ın bakanlığı döneminde İlköğretim Genel Müdürüdür ve Mustafa Kemal'in önerisiyle gelişen Eğitmen Kursları projesinin hayata geçirilmesi için köy köy dolaşıp araştırma yapmaktadır. Cumhuriyet 35 bin okulsuz, öğretmensiz köye modern tarım ve hayvancılıktan da anlayan "eğitmen öğretmeni" yetiştirmeyi gündemine almıştır. "Canlandırılacak Köy" yolunda hedef belirlenmiştir; köy kendi çocuklarıyla içten canlandırılarak orta çağ ikliminden yeni çağ iklimine taşınacaktır. Tonguç, 1938'de Milli Eğitim Bakanı olan Yücel ile eğitim yoluyla toplumun dönüştürülmesi uğraşında birlikte yol arkadaşlığı yapar. İsmail Hakkı Tonguç, Milli Eğitim Bakanlığı bürokrasisinde emek, başarı ve birikimiyle İlköğretim Genel Müdürlüğüne gelmiş, Eğitmen Kursları, Köy Öğretmen Okulu ve Köy Enstitülerinin bir sanatçı bakışıyla tasarımını yapmıştır. Köy Enstitüleri sürecini bu birikim ile yönetmiştir. Tonguç'un dünya pedagoji literatürünü çok iyi irdelemesi, çağın düşünce akımlarını ve Mustafa Kemal'i çok iyi anlaması başarısının temel dinamiğidir.
TONGUÇ VE KÖY ENSTİTÜLERİ
Tonguç'un Milli Eğitim Bakanı Hasan-Ali Yücel ile birlikte hayata geçirdikleri Köy Enstitüleri nitelikli eğitimin, laik, demokratik bilimsel eğitimin, nitelikli öğretmen yetiştirmenin, eğitimde adalet düşüncesinin, kız öğrenciler ve kır yoksulları için pozitif ayrımcı bir eğitim sisteminin adıydı. Eğitimin niteliğini kaybettiği, eğitimin tarikatlara, cemaatlara bırakıldığı, adaletsizlikler, eşitsizlikler ürettiği, piyasalaştığı, eğitimin insan hakkı olmaktan çıktığı ülke koşullarında Tonguç'u yeniden anlamak tarihsel bir öneme sahiptir. Köy Enstitüleri kuruluş sürecinde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün çok önemli desteği vardır. Yücel, TBMM'de ve tek parti CHP içinde dengeler ile meşgulken Tonguç askeriyeden alınan bir jiple gece gündüz alandadır ve Köy Enstitülerinin kuramı, uygulamaları, yer seçimi, müdür ve öğretmenleri ile büyük enstitü tasarımını hayata geçirmek için emek vermektedir. Tonguç, 3803 sayılı Köy Enstitüleri yasasını ve bazı maddelerini: "Birinci maddesi bu kurumların amacını ve ziraat işlerine elverişli arazi bulunan yerlerde açılacaklarını; üçüncü maddesi, enstitülere tam devreli köy okullarını bitirmiş sıhhatli ve müstatit köylü çocukların seçilerek alınacaklarını; beşinci maddesi, bu müesseselerde tahsillerini bitirerek, öğretmen tayin edilenlerin Maarif Vekilliğinin göstereceği yerlerde yirmi sene çalışmaya mecbur olduklarını, altıncı maddesi enstitülerden mezun öğretmenlerin tayin edildikleri köylerin her türlü öğretim ve eğitim işlerini göreceklerini ve görevli bulundukları köylerde bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atölye gibi tesislerle köylülere rehberlik edeceklerini, köylülerin bunlardan faydalanmalarını sağlayacaklarını kesin olarak saptamaktadır" (1) şeklinde yorumlar. Tonguç, yasanın bu maddelerde yer alan hükümleriyle, köyler için yeni ve canlı bir öğretmen tipi yaratılması olanaklarının hazırlandığının altını önemle çizer.
KAZANIMLAR
Köy Enstitüleri eğitim sistemi günümüze pek çok değerli kazanımlar armağan etmiştir. Enstitüler, yoksul köy çocuklerı ve kız öğrenciler için pozitif ayrımcı, uygulamalı eğitim yapan, eğitim ve demokrasi gibi iki evrensel kavramı buluşturan laik, bilimsel eğitim yapan kurumlardı. Günümüzde hiçbir eğitim kurumunda demokrasi ve katılım kültüründen söz etmek olası değildir. Köy Enstitüleri orta öğretim sisteminde ilk yatılı karma eğitim yapan kurumlardı. Tonguç karma eğitimi evrensel pedagojinin gereği olarak içselleştirmiş bir eğitimcidir. ".Kurumlarımızdaki kız öğrenci işi pek çok emeğimizi harcamamız gereken çok ciddi, önemli bir davadır. Kızları bir yana, erkekleri bir yana ayırarak kurumu kafes haline getirmek asla doğru değildir." ifadeleriyle de karma eğitime verilmesi gereken öneme vurgu yapar. Enstitüler pedagoji dışında öğrencilerine teknik beceriler kazandıran, ülkenin ve hayatın gerçek problemlerinden öğrenmeyi gerçekleştiren, işlevsel eğitim kurumlarıydılar. Ülkenin gereksinmelerinden çıkan enstitü eğitim sistemi kitap okuma ve tartışma saatleriyle eğitim tarihimizde çığır açan eğitim kurumlarıydı. Bu nedenle bütün Köy Enstitülüler yazmışlardır ve enstitülerden bu kazanım nedeniyle çok sayıda yazar, sanatçı çıkmıştır. Tonguç'un müdürlere yazdığı bir başka mektupta "Şartlar ne olursa olsun, mevsim hangi mevsim bulunursa bulunsun, öğrencilere her gün serbest okuma yaptırılacak ve onlara kitap okuma alışkanlığı mutlak surette kazandırılacaktır" ifadeleriyle de enstitülerdeki kitap okuma ve tartışma saatlerinin önemine işaret eder. Yine bir mektubunda " "Her tür müzik faaliyeti müessesenin her tarafında serbest olmalıdır" diyerek de enstitülerdeki estetik ve sanat eğitimine verdiği önemi dile getirir.
TONGUÇ, PEDAGOJİ VE İŞ EĞİTİMİ
Tonguç, özgün enstitü eğitim sisteminin yaratıcısı, kuramcısı ve uygulayıcısı çağdaş bir eğitimcidir. Enstitülerin pedagojiye katkısını "Köy Enstitüleri pedagoji alemine yeni değerler katan, çocuğu modern pedagojinin ilkelerine uyarak eğiten, haklarına kavuşturarak ona çocukluk ve gençlik çağının özelliklerine göre yaşamayı sağlayan; onu etkin duruma sokan ve bu bakımdan pedagojinin gelişmesine hizmet eden kurumlardır" ifadeleriyle açıklar. Tonguç enstitü deneyimi ile birlikte okul kavramını "Köyü canlandırma davası, eski okulla yeni okul davasıdır. Okul artık yenileşmelidir. Eskimiş okul demek, türlü bakımlardan değerini kaybetmiş, öğrencilerine ve çevresine fayda sağlayamayan, hatta bazı yönlerden onlara yük olan veya zararı dokunan okul demektir." ifadelerini kullanır ve devam eder: "Enstitülerde Türk çocuğunun yaratıcı kudreti meydana çıkarılmış, gelenekçi okulun çocukları ezen, yıpratan sakat usulleri yerine yeni metotlar geliştirilmiştir. Eğitim için çocukları yaşamdan söküp duvarlar arasında yetiştirme yerine, gerçek yaşamın içinde, yetişkinlik yetki ve sorumluluklarıyla, gerçek yaşamın işlerini öğretim aracı olarak kullanarak, iş aracılığı ile iş için meslek için yetiştirmek gerek." Bu ifadeleriyle düşün dünyasındaki yeni okulu tanımlar. Tonguç, enstitü öğrencilerine kazandırılacak becerilerle ilgili olarak:" "Enstitülerde bisiklet, motosiklet kullanma işini, bir müzik aracı çalmayı, şarkı söylemeyi, milli oyunlar oynamayı herkes öğrenmelidir. Tüm zorluklarına karşın, kız-erkek, yaşamın çeşitli işlerine, eğlencesine, acılarına ortaklaşa katılmalıdır. Bayağı olan her şeyden kaçınmak, korunmak koşuluyla kız-erkek yaşamı tümüyle yaşamalıdır." şeklindeki değerlendirmeler enstitü eğitimini anlamak adına öğreticidir.
Tonguç, açıklamalarında enstitülerde ziraat ve atölye işlerine önem verilirken, nazari derslerin de geleneğe göre ve ezbercilik şeklinde okutulamayacağını işaret eder ve "Tabiatın içinde, tarla ve bahçelerin arasında açılan bir kurumda, biyoloji dersinin derslikte ve kara tahta başında okutulması artık gülünç bir şey olacaktı. Tıpkı bunun gibi ekilip biçilen, çadır hayatından başlanarak yeni yapılar kurulan, hayvan beslenen bir müessesede fizik, kimya, aritmetik ve geometri derslerini bu olaylarla bağlılık yaratmadan okutmaya kalkışmak büsbütün gülünç olurdu. Onun için bütün derslerle ilgili metotların kökten değiştirilmesi, dersin iş içinde ve iş vasıtasıyla öğretilmesi lazım geliyordu." ifadeleriyle enstitü eğitimindeki hedefleri açıklar. Enstitülerin halkın işbirliği sayesinde, ıssız dağ başlarına veya boz topraklı susuz ovalara kurulduğunu ifade ederek bu kurumların hepsinin suya, elektriğe, bağ ve bahçeye kavuştuğunu buralara binlerce köylü çocuğu alındığını, binlercesinin enstitüleri bitirerek köylere dağıldığını söyler ve ekler: "Onların ayak bastıkları köyler de tıpkı enstitü kurulan köyler gibi canlanmaya yüz tuttu. Bu işlerin başarı ile yürütülmeleri, yukarıda kısaca mahiyeti belirtilen 3803 sayılı kanun sayesinde mümkün olabildi. Köyü canlandırma ülküsü uğruna emek harcayanlar, bütün işleri bu kanunun hükümlerine uyarak yürüttüler."
TONGUÇ'UN ARDINDAN
Günümüzdeki arayışlarda aydınlık bir referans olmaya devam eden Tonguç için YaşarKemal: "Baba Tonguç bir şey biliyordu: İnsanların en büyük haklarından biri, birincisi okuma haklarıdır. Karanlıklardan kurtulma haklarıdır. Bunun için çarpıştı. Ve bunun için öldü. Hem de bahtiyar öldü. Tonguç, tarihimizin büyük adamlarından biriydi. Aydınlıklarımız onlardan gelir, öyle adamlardan" değerlendirmesini yapar. Vedat Günyol enstitülerdeki iş eğitimini; "Köy Enstitülerinin babası Tonguç'un ereği, amacı Türkiye'yi, bir an önce yaratıcı insanlar topluluğu haline sokmaktı. Bunun için iş içinde iş yoluyla eğitimi ön plana almaktaydı" ifadeleriyle özetler. Tonguç'un 24 Haziran 1960 tarihinde vefatı sonrası en yakın çalışma arkadaşı Bakan Yücel Cumhuriyet gazetesinde "Çilekeş Tonguç" başlıklı yazısında: " Bu satırları gözyaşlarımla yazıyorum. Kırk yıllık dostum ve uzun yıllar çalışma arkadaşım İsmail Hakkı'yı Cebeci'nin susmuşlar diyarına bırakıp döndüğüm şu anda, mezarının başında yüreğimden gelenleri dökerek konuştuğum gibi derin bir acı içinde kalemimi kalbimden taşan duyguların akışına bırakıyorum" yazısıyla Tonguç'a veda eder, emeğini selamlar.
Tonguç, İsviçre'de 1952 yılında yayınlanan Pedagoji Ansiklopesinin 455. sayfasında "Türk İlköğretim Reformcusu, kısacası köy öğretmeni, Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenileşmesi için bir akıncıydı." ifadeleriyle onurla yer alır. Tonguç, ülkemizi Köy Enstitüleri kazanımıyla evrensel dünyaya taşımıştır. Kitaplarıyla, eylemiyle, düşün dünyasıyla Köy Enstitülerinin kuramcısı, uygulayıcısı İsmail Hakkı Tonguç günümüzü aydınlatmaya, esin kaynağı olmaya devam ediyor. Anısına saygıyla.
Kaynak: Tonguç'a Kitap (1961), Ekin Basımevi, İstanbul