15- 22 NİSAN TURİZM HAFTASI GELDİ…

 15- 22 NİSAN TURİZM HAFTASI GELDİ…

(Önceki  Bahara Merhaba başlıklı yazımın içeriğinde  bahsettiğim Esençay’lı kadınlarımız içeriğini  Göktepeli   kadınlarımız olarak düzeltiyor, özür diliyorum.)

Turizm Haftası ile birlikte turizm sezonu da açılmaya başladı. Turizm işletmeleri tesislerini 2018 yeni sezona göre hazırlıklarını tamamladılar.

Turizm neye göre belirleniyor? Gelen turist sayılarının açıklanması turizmi etkilemesi yeterli midir?
Elbette değildir.

Turizm anlayışını turistlerin ülkemize ve şehrimize yapacağı gezi, dinlenme ve eğlence, tatil anlayışından biraz daha çıkarmak veya yeni arayışlar turizmi daha etkili hale getirecektir.

Nedir bu tür turizm anlayışı?

Turizmin güneş – kum- deniz ekseninden çıkarılması. Tesislerde gördüğümüz eğlence diye turistlere kültür dışı, hiçbir müzik kalitesi, sahne hareketi ve anlayışına uymayan bir eğlence gösterilmektedir. 
Bu tür son derece basit bir anlayışın bazı turistik tesislerde verildiğini görüyoruz . 
Eğlencenin ve dinlencenin bir görgüsü sosyal kültürel yanı olmalıdır.

Her yerde mi hayır !!! Daha kalitenin yemekten, kültüre, eğlenceye pek çok yerde verildiğini de görüyoruz.

Ancak bazı turizm hareketlerini geliştirmek ve bu yönde projeleri hayata geçirmek özellikle devlet destekli arayışların geçen yıllarda çok dile getirildiğine tanığım.

Muğla’da 29 Nisan -1 Mayıs 2005 yılında gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği toplantısında ortaya konan turizmi ve Muğla’yı hareketlendirecek ve geliştirecek, ekonomiyi arttıracak bazı programların sunulduğunu dinledim.
Neydi bu? Turizmin içlere çekilmesi. Turizm anlayışının güneş kum deniz ekseninden çekilerek, özellikle kültürümüzü doğru aktardığımız ve tanıttığımız , dünyaya açılan Türkiye’nin gelenekleri ve kültürleri ile yansıtılması.

Örneğin Muğla evlerinin ne kadar karakteristik özelliklere sahip yaşanılır bir mimari tarzı olduğunu hepimiz biliyoruz.

Tarihi Kentler Birliği’nde o dönem, o toplantıda Kültür bakanı , dönemin İçişleri Bakanı ilgili yerel yönetimler ve kurumlar oradaydı.

Muğla turizminin canlandırılması konuşuldu. Ve, bakanların da orada bulunduğu ortamda programlar anlatıldı.

Muğla evlerinin devlet desteği ile yerel yönetim ve içişleri ilgili kurumlardan bir takım yasal desteklerle, 
Muğla evlerinin pansiyonculuğa dönüştürülmesi hedeflendi. Gelen turist bir Muğla evinde bir kaç gün kalacak , Muğla’nın yaşamsal dokusunu ve kültürünü tadacak, yaşayacak ayrılacaktı.

Bu program Muğla evlerinin dünyaya açılan bir kuzulu kapısı olacak idi.
Turizmin etkilerinin, öneminin arttırılması ile ilgili yöresel pek çok arayışlar da yapılabilir.

Çünkü Muğla ve çevresi her tür tarihsel ve kültürel, yaşamsal zenginliğe sahip.

Turistlerin tarihe ne kadar saygılı olduğunu hepimiz biliyoruz. O nedenle ören yerlerimiz en çok yüz akımız yerlerimiz. Uygarlığımız, geçmişimizi geleceğe bağlayan tarihsel zenginliğimiz.

Hemen dile getirmek gerekir. Müzelerimiz. Bakın Muğla’da bir Doğa Tarihi Müzesi bulunmaktadır. Türkiye’de ilktir.
Özlüce’nin “ trolian park’ alanına dönüşmesi ve tüm turistleri milyonlarca yıl önce yaşayan hayvanların, gergedanların dünyasına çekebiliriz.

Muğla’ya yakışır bir müze binası yerli- yabancı pek çok turistin organize edilebileceği, çağdaş değerlere sahip bir müze binası. Yer tesbiti için ilgili kurumlardan çözümler bir an önce gerçekleştirilmelidir..

Turizm Haftası her yıl bir dizi etkinliklerle gerçekleştirilir. 
Bunun yanı sıra daha çekici ve cezbedici programların ilgili kurumlarca ve bakanlıklarca tasarlanması düşünülebilir.

Yerel anlayışa dönersek yemek kültüründe yerelde tarhana festivalimiz neden olmasın? Belki de şehrimizin önde gelen kurumları bunu yapabilir. 
Hatta Belediye gerçekleştirebilir.

Müze ve ören yerlerinin bakım ve onarılması ve kazı ekibini daha çok desteleyecek yaptırımlar.
Keşfedilen veya bulguyla , kazıyla gün ışığına çıkacak daha pek çok zenginliğimiz olduğunu hissediyorum.

En önemlisi Turizm Haftası’nda geçmişimize sahip çıkalım ilk önce uygarlığımızı, tarihimizi koruyalım.

Kendi bağrından, topraklarından koparılmasın. Eser kaçakçılığına göz açtırmayalım. 
Sanırım bu konuda sıkı önlemler var.

Muğla -Fethiye’de “Müze ve örenyerleri “ Turizm haftası içerisinde 15 Nisan’da başlayıp 1 Ekim 2018’e dek akşam üstü saat 19.00 dek açıktır, ziyaret edilebilecektir .

Turizm denince pek çok şey akla gelmektedir.

Yerli yabancı turistlerin özellikle artık gürültü ve kalabalık yerlerden kaçtıkları görülmekte yayla turizmini, dağcılık turizmini, köy havasında yaşamı ve dinlenceyi tercih ettikleri daha çok görülmektedir.

2018 Turizm Haftası’nda daha yaşanılır bir Muğla ve daha yaşanılır kıyılarımız, koylarımız , ormanımızla sosyal ve ekonomik gelişmelerin görüleceği yıllara açılmasının ve özellikle yaşam değerlerimizle bozulmayan bir Muğla’nın geleceğe biriktirilmesi hepimizin görevidir...

Çok daha güzel programlara imza atılmasını diliyor, Turizm Haftası’nı kutluyorum.

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI