DOKUMACILIĞIN BAŞKENTİ; BOLADAN/BULADAN/BULDAN.


Değerli okurlar, uzun zamandır niyetlendiğimiz Buldan ilçesine sonunda karar verdik ve sabahın erken saatlerinde aracımıza atlayarak "Ver Elini Buldan"  diyerek yola çıktık ve 09.00 sularında ilçe Belediyesinin kapısına dayandık. Hanım, daha önceden telefonla görüşüp randevu aldığı için Sosyal İşler Ve Kültür Müdürü Muammer Bey, bizi bekliyordu. Daha kata çıkar çıkmaz bizi gördü ve "Buyurun Aynur Hanım!" diyerek bizi odasına davet etti. Çay-kahve derken kendimizi tanıttık ve niyetimizi zaten biliyordu. İlçeyi gezip tanımak için kendisinden bir araç ve rehber istemiştik. İki zabıta memuru ve araç hazırdı, bizi alarak ilçeyi gezip tanımak için seyrana çıktık. Önce 10 km. kadar uzakta olan TRİPOLİS ANTİK KENTİ' ne giderek sokak sokak antik kenti gezip fotoğraflamaya çalıştık. Burası FRİGYA, LİDYA ve KARİA medeniyetlerinden gelen halkın oluşturduğu bir kent olduğu için TRİ-POLİ-S olarak adlandırılmış. Öğleye doğru sıcak bastırmıştı ve antik duvarların, taşların arasında terlemeye başlamıştık. Sonunda buradaki çalışmayı bitirip merkeze geldik. Merkezde de Dokumacılığın tarihçesini ve atölyeleri gezerek yöresel "BULDAN DOKUMASI" üretim yerlerini ve ürünlerini gördük, sanat sokağını gezdik, gördük, görüntüledik derken burayı da bitirdik. Derken Konuklarını gezdirmekte olan Belediye Başkanı(Mehmet Ali ORPAK) ile karşılaştık ve Birlikte fotoğraf çekildik. Sonra da Yayla Gölüne tırmanmaya başladık. Süleymaniye Köyü ve Gölü 12 km. kadar yukarıda; tepedeydi. Çıktığımız yükselti 1.100 metre kadar rakımdaydı. Yeşil ormanlar içerisinde, yemyeşil çimenlerle kaplı çayırların ortasında NİLÜFER ÇİÇEKLERİYLE müzeyyen gölün görüntüsü bizi kendisine hayran bıraktı. Hanım, cep telefonuyla, ben kameramla görüntü avına çıkmış ve veryansın eden avcılar gibi çevrenin enfes görüntülerini kaydetmeye koyulduk. Burada da yeterince çalıştıktan sonra kaptanımız Habip bizi tekrar merkeze indirdiğinde birden çatırtılı bir sesle dolu indirmeye başladı. Arkasından yağmur derken Muammer Bey' e ve ilgili arkadaşlarla vedalaşarak aracımıza binip dönüşe geçtik. Ayrıntıları daha sonraki bölümlerde anlatacağımız için şimdilik kısa kesiyoruz. Bize hediye edilen "BULDAN MUCİZESİ" adlı çalışmadan ve BULDAN BROŞÜRÜ' nden de yararlanarak BULDAN' I SİZLERE TANITMAYA ÇALIŞALIM:

 "Buldan, geleneksel mimarisi, 2000' li yıllardan sonra çok önemli bir gelişme kaydeden koruma politikalarıyla yeniden ayağa kalkıyor. 2006' da düzenlenen Buldan Sempozyumu'ndan sonra 2007 itibariyle başladığımız koruma, onarım, yenileme ve sağlamlaştırma çalışmalarımız, bu gün ulaştığı muazzam seviyeyle tüm dikkatleri üzerine çekmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Buldan Kaymakamlığımız ve Denizli Valiliğimiz tarafından sağlanan desteklerle birer birer uygulama sahası bulmakta, çalışmaların her aşamadaki sonuçları ilçemizin çehresinde göz kamaştırıcı güzellikler ortaya çıkarmaktadır. Son yıllarda hız kazanan yenileme çalışmaları, önemli sonuçlar ortaya koymuştur.  Buldan, son 500 yılda Batı Anadolu tarihine damga vurmuş bir yerleşim yeridir. Bölgemiz, tarihin yazılmasında çok önemli bir yeri bulunan LİDYA, KARİA ve FRİGYA gibi ülkelerde birkaç bin yıl önce kurulan antik devlet sınırlarının, ticaret yollarının ve kültürlerinin kesiştiği noktadadır. Bu coğrafi gerçek, Yenice kentin en eski çağlardan beri seçkin bir yerleşim merkezi olduğu konusunu hatırlatır. 

Buldan, geçmişi 5500 yıla kadar uzanan güçlü bir tarihsel mirasa sahiptir.  Tarih öncesinden başlayarak Hitit, Ege, Roma, Bizans ve Osmanlı Egemenliği altında bulunmuştur. Helenistik Dönem ve sonrasında Pergamon, Sardes, Philadelphia ' dan gelip Frig Vadisi üzerinden Akdeniz Uygarlıklarına inen Batı Anadolu Antik Çağ ticaretinin KRAL YOLU üzerinde bulunmaktadır. 1368 yılında Selçukluların hakimiyetine geçen Buldan, 1429 yılında Osmanlı İmparatorluğu' na dâhil olmuştur. 1100 yılları civarında Tripolis Kentini terk edenler tarafından kurulmuştur. 1429 yılında Germiyanoğlu Yakup Bey' in vasiyetiyle tamamen Osmanlı Devleti' tinin topraklarına dâhil edilmiştir.

İlkin 16. Asırda Kütahya Livasına bağlı bir köy olarak Anadolu Vilayeti Muhasebe defterlerinde Osmanlı İmparatorluğu kayıtlarına geçen Buldan, üzerinden daha yüzyıl geçmeden bağlı bulunduğu kazanın yerini almıştır. Kısa sürede gelişip kalabalıklaşarak burası Aydın Sancağının bir kazası olmuştur. Oysa Buldan ilçemiz, 16. Yüzyıldan çok önceleri ipekli dokumalarıyla Osmanlı' nın ve daha sonra Saray Hanedanlığının seçkin kumaşlarının üretim merkezi olarak tescil edilmiştir. 1300' lerde Ertuğrul Gazi' nin içliği, 1400' lerde Bayezid' in kızının gelinliği, 1600' lerde Padişah Genç Osman' ın esvabı Buldan İpeklisi olarak dokunmuş, halen Topkapı Sarayında sergilenen bu giysiler yüzyıllarca saray ahalisinin tercihi olmuştur. Günümüzde hala örneklerini koruduğumuz dokuma odası bulunan bahçe veya avlulu, iki katlı, yekdiğerine saygılı şekilde yapılmış evlerimiz, Batı Anadolu' da örneği bulunmayan bir mimari dizilişe sahiptir. Doğal güzelliklerimiz de turizm imkânlarının tamamlayıcı unsurları arasında önemli bir yer tutmaktadır.  Süleymanlı Mahallemiz sınırları dâhilindeki YAYLA GÖLÜMÜZ, tabiat güzelliklerimizin başında gelmektedir. Bu eserimiz, Başkanlık Dönemimizde Belediyemiz Kültür Servisi tarafından hazırlanan ve iki aylık olarak yayımlanan "BULDAN HABER" gazetemizin özel sayılarından derlenmiştir. "Mustafa ŞEVİK/Buldan Belediye Başkanı (Önceki)

Buldan, en son Mondros Mütarekesi' nden sonra 5 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. 2 yıl, 2 ay devam eden işgal, Anadolu' nun bağımsızlığı için sürdürülen Kurtuluş savaşı ' nın 26 Ağustos 1922'deki son taarruzundan 9 gün sonra; 4 Eylül 1922 günü son bulmuştur.  

Değerli okurlarımız, sayfamıza daha fazla fotoğraf koyabilmek için yazımızı şimdilik kısa tutuyoruz. Sırada daha TRİPOLİS, Buldan Dokuması, Buldan Mimarisi ve Süleymaniye Yayla Gölü var.    

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI