TAVAS KÜLTÜRÜ, TAVAS ZEYBEĞİ ve KUVAYI MİLLİYE


Değerli okurlar, bu değerli müzeye gelmişken Tavas Kültürünü ve Zeybeğini biraz irdeleyelim istedik.

                Bu müzede geçmişten günümüze Zeybek Kültürü yaşatılması amaç edinilmiştir. Kadın ve erkek zeybeğimiz, giysileriyle birlikte odaya girer girmez sizi selamlamaktadır. Zeybek Kültürünün yaşatılmasının yanı sıra atalarımızın çalıp söyledikleri türkülere ve oynadıkları oyunlara yer verilerek kültürümüzün daha iyi anlaşılması ve yaşatılması amaçlanmıştır. Yerlere bilinçli olarak kilimler serilerek geçmişin izleri geleceğe aktarılmaya çalışılmıştır. Tavas Kültürünün olmazsa olmazları; KÖPEKÇİ NURİ EFE’ ye ve adımızı dünyaya duyurmuş ÖZAY GÖNLÜM ABEYİMİZ’ e halıyla baş köşede yer ayrılmış ve üstadımızın adıyla özdeşleşmiş YAREN’ i de KÜLTÜR ODASI’ na konulmuştur. Bu odanın duvarlarına o zamanlarda duvarlarda süs için kullanılan halılar asılmış, o zaman kullanılan eşyadan örnekler konulmuş, o zamanın çeyiz sandığı konulmuş, genç kızların çeyizlerinde bulunan eşyaya yer verilmiştir. Kısacası DAVAMIZ’ ın olmazsa olmazları ve simgeleri, değerleri bu odada sizleri karşılamaktadır.

TÜRKÜLERDEN BİR DEMET:

DELLARINAN SARI OVANIN ARASI:

Dellarınan Sarı Ova’ nın arası,

Pek mi koygun Sarı Hüseyin’in yarası?

Yok mu dostlar, yok mu bunun çaresi?

Yetiş gardaş sağ yanıma kon benim,

Kel Yörük’ ten intikamımı al benim.

                Şu Dellar’ ın sıra sıra söğüdü,

                Biz geçerken yaprakları göğüdü,

Evvel küçük idi, şimdi böğüdü.

Yetiş gardaş, sağ yanıma kon benim,

                Kel Yörük’ ten intikamımı al benim.

ÇATI KEMER ZEYBEĞİ:

Boyalıdır aman şu solmaz’ ın kapıları,

Al yazmamın dört uçları kara gözlüm oyalı.

Üç beş günler oldu ben bu sözü duyalı,

İnme de durnam böyle susuz çöllere,

Ben ölürsem meğil verme kara gözlüm ellere.

                Altı patlak, aman çifte ile denk olur,

                Saat beşde kara gözlü,

                Çatı Kemer’ de cenk (denk) olur.

                İnme de durnam inme böyle susuz çöllere,

                Ben ölürsem kara gözlüm, meğil verme ellere.

YAĞAR YAĞMUR ZEYBEĞİ:

Yağar yağmur, yer yaş olur,

Uçan da kuşlar bi denem sarhoş olur.

Bade içen bir hoş olur,

Ah gidi baygın baygın ben olaydım,

Kokulacak gülün ben olaydım.

                Halime de kızının uçkuru,

                Çözmem diye hıçkırı.

                Yağmur yağar kirsesine,

                Avrupa da dökmüş fidanım ensesine,

                Ben bilirim aman aman yar sesine.

Yağmur yağar burgam burgam,

Kadifeli yastık, telli yorgan,

Saracaksan işte gerdan, aman aman.

Ah gidi baygın ben olaydım,

Kokulacak gülün ben olaydım.

KÖPEKÇİ NURİ EFE

                Yunan kuvvetleri 13 Temmuz günü Aydın’ a saldırdığında Umurlu Cephesine ilk gidenler arasında Köpekçi Nuri Efe ve Öğretmen Mehmet Ali Bey’ in idaresindeki müfrezeler olmuştur. Tavas’ tan gidenler, YILDIRIM BÖLÜĞÜ’ nü oluşturmuş ve 95 kişiden oluşmuştur. KÖPEKÇİ MEHMET EFE komutasındaki Tavas Gönüllüleri, Boz Ahmetoğlu, Mehmet Çavuş, Hacı Bilaloğlu Sadık ve İstanbulluoğlu İsmail’ i şehit vermelerine karşın 17 Temmuz günü Serçe Köyü’ ne saldıran Yunanlılar’ ı durdurdular. Nuri Efe, hayvanları çok sevdiği için evinde çok değişik türde hayvanları beslermiş. Bu hayvanların içinde köpekleri çok kıymetli imiş… Dört tane köpeği varmış. İsimleri ise; Zeybek, Zorba, Tokman ve Kırık’ mış. Bunların eğitimli olduğu söylenmektedir. Zeybek isimli köpek, eve gelen misafirlere karşı arka ayaklarının üstüne çöker, ön ayaklarıyla selam verirmiş. Ayrıca siyah ve güzel bir de atı varmış. Her yere bu atıyla gittiği için bu atını çok sever ve ona çok iyi bakarmış. Nadir KOCAMAN EFE’ nin bu atla çok dolaştığı söylenirmiş. Nuri Efe, hiç evlilik yapmamış, o zamanlarda Ağaların kızlarını alma imkânı varken bile her nedense evliliğe pek yanaşmamıştır. Ancak yanında birkaç kişiyi çocukları gibi baktığı söylenmektedir. Babası, Parsal Hoca isimli, imamlık yapan biriymiş. Şu anda ismini TÜLÜBÜŞLAR olarak bildiğimiz camii, o zamanki ismi Parsal Hoca’ nın camisi olarak anılırmış. Nuri Efe’ nin babasının hoca alması dolayısıyla Kur-anı Kerim biliyormuş. Aynı zamanda hafızmış da… Albaylığa kadar yükselmiş bir ağabeyi vardır. Adı Hamdi Bey olan ağabeyinin halen çocukları yaşamaktadır.

                Nuri Efe, Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvayı Milliye’ ye katılmış, Denizli ve havalisinin savunulmasında çalışmıştır. Çevreden topladığı 1800-2000 kişilik gönüllü Ordusuyla düşmanı Sarayköy’ deki Menderes Nehrinden Denizli tarafına geçirmemiştir. Nuri Efe, bu yararlılığıyla Kurtuluş Savaşı’ nın gizli kahramanlarından biri olmuş ve halkın gözünde gerçek Efe unvanına layık görülmüş, saygı ve itibarı artmıştır. 1936 yılında Mareşal Fevzi ÇAKMAK, Tavas’a gelmiş, Nuri Efe’ ye aylık bağlanmasını emretmiş ve Nuri Efe’yi davet ederek Ankara Gazi Orman Çiftliği’ nde kalmasını istemiştir. Nuri Efe’ nin Tavas’ tan ayrılamadığı için Ankara’ ya gitmediği bilinmektedir.

İBRAM USTA ZEYBEĞİ

                Tavas’ ın Nikfer kasabasında Nabioğlu adlı yiğitliği ve yakışıklılığı ile nam salmış bir EFE vardır. Ancak kumar oynamak gibi bir kusuru da bulunan bu yiğit delikanlı, bir gün kumarda her şeyini kaybetmiş. Kumar masasından para bulmak için izin istediğinde oyunculardan birisi, onun çok sevdiği karısını getirmesini istemiş. Bu söze çok alınan Nabioğlu Efe, o kişiyi bir yolunu bulup öldürmüş. Olayı öğrenen köyün bekçisi, Jandarmaya haber vermiş. Bunun üzerine tutuklanan Nabioğlu, Kurtuluş Savaşı başlaması nedeniyle pek çok mahkum gibi serbest bırakılmış. Çıktığında ilk iş olarak kendisini şikayet eden bekçiyi ortadan kaldırmış. Ardından da Demirci Mehmet Efe çetesine katılmış. Kahramanlıkları dilden dile dolaşan Nabioğlu için Yorga Köylü İbram Usta tarafından bir ezgi yakılmış. Sonradan halk tarafından İbram Usta diye anılan bu ezgiye göre halkı bir de ZEYBEK OYUNU düzenlemiş ki, söylenenlere göre Nabioğlu Efe’ nin hünerlerini sergileyen bütün hareketler bu oyunda toplanmış. 

 

               

 

               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI