Bir malın fiyatı arttıkça ona olan talebin azalması beklenir. Özellikle söz konusu mal piyasada kıt olmayan bir mal ise fiyat ile talep arasındaki ters yönlü ilişki iktisadın en temel varsayımlarından biridir. Ancak son yıllarda kredi piyasasında ortaya çıkan görünüm bu varsayımın her zaman geçerli olmadığını düşündürmektedir. Muğla buna ilişkin dikkat çekici örneklerden biridir.
Kredi, yalnızca tüketimi finanse eden bir araç olmaktan çıkarak bireylerin yaşamlarını sürdürebilmek için başvurdukları temel mekanizmalardan biri hâline gelmiştir. Özellikle düşük gelir gruplarına yönelik geliştirilen yüksek maliyetli kısa vadeli kredi uygulamaları, ekonomik kırılganlığı daha da derinleştirmektedir. Nitekim yüksek faizli ve sürekli yenilenen kredi türlerinin, yoksullar, yaşlılar, azınlıklar ve coğrafi olarak dezavantajlı gruplar başta olmak üzere savunmasız kesimleri orantısız biçimde hedef aldığı görülmektedir (Austin, 2004).
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini 2024 yılında %50 seviyesine kadar yükseltmiş, sonraki dönemde kademeli indirimlerle 2026 yılı itibarıyla %37 seviyesine çekmiştir. Buna rağmen kredi maliyetleri hâlen oldukça yüksektir. Haziran 2026 itibarıyla ihtiyaç kredilerinin ağırlıklı ortalama faiz oranı yaklaşık %62, tüketici kredilerinin ortalama faiz oranı ise %53 düzeyinde gerçekleşmiştir. Para politikasının temel beklentisi, kredi maliyetlerini artırarak borçlanma talebini sınırlandırmaktır.
Buna karşın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri, Muğla'da toplam nakdi kredilerin 2023 Haziran ayında 115,4 milyar TL iken 2024'te 167,9 milyar TL'ye, 2025'te 269,5 milyar TL'ye ve 2026 Haziran ayında 377,4 milyar TL'ye yükseldiğini göstermektedir. Aynı dönemde tüketici fiyat endeksindeki artış dikkate alındığında, kredi hacmindeki büyümenin önemli bir bölümü enflasyondan kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte kredi hacmindeki nominal artış, enflasyondaki artışın da üzerinde gerçekleşmiştir. Bu durum, kredi kullanımındaki artışın yalnızca fiyat düzeyindeki yükselişten kaynaklanmadığını düşündürmektedir. Muğla'da gözlenen bu tablo, yüksek yaşam maliyetleri ve borçlanma eğiliminin yerel ölçekte daha yakından değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu nedenle kredi talebini yalnızca faiz oranlarıyla açıklamak yeterli görünmemektedir. Ücretler ve gelir eşitsizliği de belirleyici unsurlar arasındadır.
Pressman ve Scott'a (2009) göre ücretlerin yaşam maliyetini karşılamakta yetersiz kalması ve gelir eşitsizliğinin artması, hanehalklarını alıştıkları yaşam standardını sürdürebilmek için borçlanmaya yöneltmektedir. Bu dönüşüm, emek piyasasında da önemli bir zihniyet değişimini beraberinde getirmiştir. Günümüzde birçok çalışan, daha adil bir ücret talep etmek yerine krediye nasıl erişebileceğini ya da mevcut borçlarını nasıl çevirebileceğini düşünmektedir. Veblen'in (1994[1899]) gösterişçi tüketim yaklaşımı ile Frank'in (1999) göreli tüketim yaklaşımı, bireylerin yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılamak için değil, toplumsal statülerini koruyabilmek amacıyla da borçlandıklarını ileri sürmektedir. Nitekim borç yoluyla finanse edilen tüketim, bireyin sınıfsal konumunu görünürde tutmasına ve kendisini orta sınıfın bir parçası olarak hissetmesine neden olurken, aynı zamanda onu daha yüksek borç yüküne ve finansal kırılganlığa mahkûm ederek sınıf eşitsizliklerini daha da derinleştirmektedir (Sabaté Muriel, 2018; Montgomerie, 2009; Williams, 2004). Ayrıca borç yükü yalnızca bugünkü tüketimi değil, gelecekteki refahı da sınırlandırmaktadır. Hanehalkı gelirinin giderek daha büyük bir kısmı faiz ödemelerine ayrıldıkça mal ve hizmet tüketimine ayrılabilecek kaynaklar azalmakta, finansal kırılganlık ve gelir eşitsizliği artmaktadır (Pressman & Scott, 2009). Aşırı borçluluk, gelir artışlarını etkisiz hâle getirebilmekte ve bireyleri uzun süreli borç döngülerine sürükleyebilmektedir (Morduch & Schneider, 2017).
Muğla'da yüksek faiz oranlarına rağmen kredi kullanımının artmaya devam etmesi, borçlanmanın yalnızca para politikası veya enflasyon beklentileriyle açıklanamayacağını göstermektedir. Kentin yaşam maliyetlerindeki artış, gelir eşitsizliği ve mevcut yaşam standardını koruma çabası, krediyi giderek zorunlu bir geçim stratejisine dönüştürmektedir. Bu süreçte borçlanma, bireylere alıştıkları yaşam standardını korumak için gerekli gördükleri mal ve hizmetlere erişim imkânı sunarken, uzun vadede hanehalkı gelirinin giderek daha büyük bir kısmının faiz ödemelerine ayrılmasına neden olmaktadır. Böylece borç yönetimi, birçok hane açısından gelir artışından daha belirleyici bir ekonomik gündem hâline gelmektedir. Modern borç çıkmazı ve borçlu yoksulluk tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak, bireyler borçlanmanın uzun vadeli ekonomik sonuçlarını tam olarak öngöremeden giderek daha fazla borçlanmakta ve yıkıcı borç döngüleri ile iflas riskiyle karşı karşıya kalabilmektedir (Morduch & Schneider, 2017).
Kaynakça
Austin, R. (2004). Of predatory lending and the democratization of credit: Preserving the social safety net of informality in small-loan transactions. American University Law Review, 53(6), 1217–1257.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu. (2026). Bülten FinTürk: İller bazında bankacılık verileri. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
Frank, R. H. (1999). Luxury fever: Why money fails to satisfy in an era of excess. Princeton University Press.
Morduch, J., & Schneider, R. (2017). The financial diaries: How American families cope in a world of uncertainty. Princeton University Press.
Montgomerie, J. (2009). The pursuit of (past) happiness? Middle-class indebtedness and American financialization. New Political Economy, 14(1), 1–24.
Pressman, S., & Scott, R. (2009). Consumer debt and the measurement of poverty and inequality in the US. Review of Social Economy, 67(2), 127–148. https://doi.org/10.1080/00346760802578890
Sabaté Muriel, I. (2018). The political economy of debt and household financialization. Palgrave Macmillan.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. (2026). Elektronik Veri Dağıtım Sistemi (EVDS): Politika faizi ve kredi faiz oranları. EVDS.
Veblen, T. (1994). The theory of the leisure class. Dover Publications. (Original work published 1899).
Williams, T. (2004). Debt for sale: A social history of the credit trap. Rutgers University Press.