YEŞİL YANILTMACA: YEŞİL YIKAMA, YEŞİL BADANACILIK VE YEŞİL MİYOPLUK.

Değerli Okur,

Bu köşede yürüttüğümüz sohbetlerde yeri geldikçe  insanlığın sürdürülebilirlik çağı denilebilecek yeni bir dönemin eşiğinde bulunduğuna, böyle bir geçişin ise insanın beşeri yaşamında ve doğayla ilişkisinde çok yönlü ve köklü bir dönüşümü gerektirdiğine dikkat çekmekteyim.

Bu günlerde Mısır'da iklim değişikli zirvesi gerçekleşmektedir. Bu zirveden, 2030 yılına kadar gezgenin ortalama sıcaklık artışını 1. 5 derece ile sınırlayabilmek için daha bağlayıcı kararların çıkması beklenmekte.

Ancak, madalyonun başka bir yüzü daha var. Bir önceki Glaskow zirvesinde köpüren bir tartışma bu zirveye de damgasını vurmuş gözüküyor. Özellikle karbon emisyonundan büyük oranda sorumlu ülkelerin karar vericilerinin  sonuç alıcı ve bağlayıcı tedbirler almak yerine  sorunun çözümünü geciktirecek boş vaatlerle dünya kamuoyunu oyalamaya çalışmaları "yeşil yıkama (green washing) " olarak ifade edilmekte ve eleştiri konusu olmaktadır. Öyle gözüküyor ki, aşırı tüketime dayalı ekonomik modelleriyle  yeryüzünün gittikçe ısınmasına neden olan zengin ülkeler  yürüttükleri yeşil söylemle  gerçek çözüm yönünde adım atmak yerine durumu geçiştirmeye çalışmaktadırlar.

Bu yeşil yıkama çabası,  bana buna benzer başka bir motivasyonu hatırlattı bana : "Yeşil badanacılık ve yeşil miyopluk". Ekolojik zeka isimli kitabın yazarı Golemann, günümüzde sanayi sektörünün yeşil etiketli ürünleri pazarlayarak tüketicileri bu tür ürünleri tüketmeye teşvik etmesini "yeşil badanacılık" olarak ifade etmektedir. Şimdi bir çoğunuzun  bunda olumsuz ne var diye itiraz ettiğini tahmin ediyorum. Golemann'in burada dikkat çektiği yeşil yıkamada olduğu gibi, sanayinin yeşil dönüşümün önünü açacak adımlar atmak yerine, yeşil düşüncesini kullanarak mevcut sistemlerini sürdürmeye çalışmalarıdır. İşin ilginç tarafı, tüketicilerin ise salt yeşil ürünleri tüketerek bu dönüşümü sağlayabileceklerine inanmaları. Yani, deyim yerindeyse yeşil miyop haline gelmeleri.

Anlaşılan, moda haline gelen yeşil illüzyonun rüzgarına kapılmamak pek kolay gözükmüyor.

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI