"50 BİN SABIKALI" YİNE ARAMIZA NİYE SALIVERİLDİ !?

 

Bizim gibi ülkelerde sık görülen, halk olarak 'Yararından' kat kat fazla 'Zararını' gördüğümüz; artık adına kısmî af mı dersiniz, ağzına kadar dolu hapishaneleri bir bahaneyle boşaltma, yeni geleceklere yer açma hazırlığı mı dersiniz, çalışmadan beleşe yiyip-içenleri çalışmaya zorlamak mı dersiniz; yoksa, yeni bir 'erken seçime' gidecekler de, yine bunun alt yapısını hazırlıyorlar mı dersiniz bilemem? Ama bu 50 Bin sabıkalı insan şu anda yine aramızda, asıl acı gerçek de bu !.. Kimler bu salıverilenler; adî suçlular, hırsızlar, gaspçılar ve 'kadına şiddet' suçundan yatanlardı...

İlk hapishane önü görüntülerini hepimiz izledik; sevinçle hapisten çıkanlar, hasretle yakınlarına koşanlar, özlemle anne-babasına-eşine-çocuğuna-sevgilisine sarılanlar... Tamam, bu görüntüler güzel ve duygusal da; ya bu hükümlülerin zarar verdiği insanların kendileri, yakınları, bu görüntüleri izlerken neler düşündüler acaba? Hiç bunu düşünenler, bu öfkeyi içinde hissedenler oldu mu acaba? Bunlarla yakın yerlerde yaşayanlar, sık sık bunlarla karşılaştıklarında neler olabileceğinin ayartına varanlar da oldu mu ki ?..

Hatırlayınız; 22 Aralık 2.000 tarihinde DSP-ANAP-MHP Koalisyon Hükümeti, adına 'Rahşan Affı' denilen kısmî bir af çıkarmışlar, 70 Bin hükümlünün 40 Binini serbest bırakmışlardı... Peki, sonuçta ne olmuştu? İlk bir ay içinde bu hükümlülerin tam % 30'u yeniden birer suç işleyerek hapishanelere geri dönmüş, ancak, bu sevinç ortamından medet uman MHP lideri sayın Bahçeli de hemen 'Erken Seçim' istemiş, 03 Kasım 2002'de yapılan seçimde, yeni kurulan AKP % 34 oyla tek başına iktidara gelmiş, CHP de tek başına Anamuhalefet Partisi olmuş, diğer tüm partiler (DSP-MHP-ANAP-RP) de sandığın dibinde kalmışlardı...

Şimdi de 50 Bin hükümlüyü salıverdik, MHP'li sayın Feti Yıldız; bu sayının '120 Bine' çıkabileceğini söyledi; göreceksiniz ki, en yakın zamanda bu sabıkalılardan yine en az % 30 kadarı yeniden suç işleyecek, yine bizim masum halkın ve kadınlarımızın canını yakıp, yeniden bu cezaevlerine geri dönecekler, bu fuzulî af da hiçbir halta yine yaramayacaktır!?

Bu tür aflar bir tek şeye hizmet ediyor: Suç işlemeye meyilli kişilere cesaret verip; "Nasılsa çok yakında bir şekilde dışarı çıkarım, ya da çok sık ilân edilen yeni bir 'erken Seçim' sayesinde buradan kurtulurum, ben yapacağımı geri bırakmayayım!?" diye düşünen insanların çoğalmasına sebep oluyorlar... Bu durum da, ülkede işlenen suç sayısını her yıl kat kat arttırıyor!.. Olan da, zavallı kadınlarımıza ve özellikle masum çocuklarımıza oluyor!..

Elin İngiliz, Fransız, Rus ve Amerikalısı gibi; suç işleyenleri atın içeri, orada pestili çıkıncaya kadar veya ölene kadar tutun, hiç 'cezasız kalmayacağı' gerçeği ciğerlerine kadar işlesin; bakın bakalım bu kadar, bizim ülkemizdeki kadar kolay ve çok suç işleniyor mu ? Mümkün değil !.. Nedir bu yahu üç-beş yılda 'kısmî veya genel aflar' kardeşim !? Siz bunu yaparken, hiçbir mağdura sordunuz mu, 'acaba onlar ne düşünüyor?' dediniz mi !?

Bunca suç işleniyor, bunca suçlu hapishanelere dolduruluyor, yıllardır hapishane yatak sayılarının hep yetersiz kaldığı defalarca yazılıp-çiziliyor; ama siz hiç bunların neden olduğu, nereden kaynaklandığına dair devlet tarafından bir araştırma yapıldığını duydunuz mu? Bunların nasıl önüne geçileceği konusunda üniversitelerle ve uzmanlarla bir araştırma çabası olduğunu hiç duydunuz mu?

Her olaydan sonra polislerimiz hemen koşuyorlar, zanlıları yakalıyorlar, ilk polis ifadelerinden sonra Savcılıklara sevk ediyorlar; mevcut Yasalar nedeniyle birçoğu Savcılıklarda serbest bırakılıyor, Mahkemelere sevk edilenlerin çoğu "Adlî Kontrol ve Yurt Dışı Yasağı, Açık Cezaevi-Ev Hapsi..." gibi nedenlerle bırakıldıktan sonra, bütün bunlara rağmen, geri kalanlara bile mevcut hapishanelerimiz yetmiyor!.. Yahu arkadaşlar bu işte bir gariplik yok mu? Yeni yeni birçok hapishane açılmasına rağmen, neden hep yetersiz kalıyor buralar? Neden bu kadar suç işleniyor, biz niye böyleyiz, bunun sonu nereye varacak, bunları hiç düşünen yok mu Allah aşkına !? Bu kaçıncı dolaylı af kardeşim!?                      Sakin KOŞAR...

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI