Yazılarımı sürekli takip eden okuyucularım bilirler; bendeniz, aramızda yaşayan ve adam kıtlığında ne yazık ki bir yerlere gelmiş, eğitimden nasibini alamamış-köksüz-beyinsiz birileri için, genelde "Bozuk Saat" deyimini kullanırım... Bu tipler durup durup da, bazen bizi şaşırtan 'Doğru' lâflar ederler!.. Az sayıda olsa da, bunlara inanan saf insanlarımız vardır... Bense bunlara asla inanmam, çünkü bilirim ki; bir yerinden arıza yapmış-durmuş-bozuk saatler bile, günde tam iki defa 'doğru zamanı' gösterirler, bu da bizi asla yanıltmamalıdır!..
Peki, bunlardan ülkemizde de bulunur mu? Hiç bulunmaz mı!? Son çeyrek yüzyıldır da sayıları bir hayli çoğaldı bunların; muhalif basın mensubu iken iktidarın güdümüne girip, paçaları düzelten dönekler... Muhalif bir partiden seçilip de, kapağı iktidar partilerine atarak köşeyi dönen batık-fırıldak siyasiler!.. Fiziki olarak muhalif parti içinde olup da, sürekli iktidarın menfaati için çalışanlar da bu sınıfa girerler!..
Bakınız; Kuzey Kore Lideri Kim Yong-un, Kudüs'ün İsrail Başkenti olmasına onay veren ABD Başkanı Donald Trump için bakın ne demişti: "...Ulan zihinsel engelli bunak; zaten 'İsrail' diye bir devlet mi var ki, Başkenti de Kudüs olsun!.. Sen kendini bu dünyanın sahibi mi sanıyorsun bunak adam !?" demişti, duymadıysanız eğer, şimdi benden duydunuz işte... Aslında Kim Yong da, Başkan Trump da birer 'bozuk saat' durumundaki liderler, ama Kim Yong'un bu sözü sizce de çok doğru değil mi?
Osmanlının son Padişahı Vahdettin ve damadı Ferit Paşa hakkında, rahmetli Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya, TV programcısı Fatih Altaylı sormuştu: "Efendim, Padişah Vahdettin ve Damat Ferit Paşa söylendiği gibi birer hain miydiler?" demiş, İlber Ortaylı gülerek; "Vahdettin çok ileri bir yaşta Padişah oldu... Bir devlet adamı niteliği yoktu, hiçbir yabancı dil bilmezdi, eğitimsizdi, kendisine sıra geleceğini hiç düşünmeden gününü gün etti, Sarayın imkânlarıyla hayatını yaşadı... Yaptığı işlerin 'Hainlik' olduğunun farında bile değildi... Damadı Ferit Paşa ise beyinsizin ve beceriksizin biriydi, İngilizlerin Osmanlıyı çok sevdiğini sanırdı... Başarılı olan bürokratları harcadıkça, çok önemli biri olduğuna inanırdı!.. Onların Şeyhülislâmı olan şapşal 'Mustafa Sabri Efendi' de, vatanı işgalcilerden kurtarmak için, Vatikan'daki Papa'dan yardım istemişti!.. Bunların kendilerine bile hayrı yoktu, vatana ve millete mi olacaktı sanki" demişti...
Sizleri bilemem, ama 'Bozuk Saat' denildiğinde, nedense benim ilk aklıma hep sayın 'Bülent Arınç' gelir... Son günlerde bir de sürekli; "İmamoğlu Davası TRT'den canlı yayınlansın" diye feryat edenler vardı... CHP Meclis'e bir önerge verip, bu davanın canlı yayınlanmasını yasal hale getirmek istedi, sonra ne oldu biliyor musunuz? Her gün bu istekte bulunanların hepsi de gidip, bu teklife 'RET' oyu verdiler, hatırladınız mı? Yani, bu ülkede 'Bozuk Saatler' azalması gerektikçe, her ne hikmettense artarak devam ediyor!.. Bu gidiş iyi bir gidiş değil ama, Yüce Allah sonumuzu hayreyler inşallah!..
Neyse, bugün size yaşanmış bir fıkrayla veda edelim: Kahkahalarıyla ünlü sanatçımız sayın Nilgün Belgüm, bir gün çekimlerden yorgun-argın halde evine gelir, soyunup-dökünüp, geceliğini giyerek TV izlemeye başlar... Bu sırada kapı çalınır, üst komşusu Alirıza Bey, sırtında robdöşambırıyla kapıdadır, yarı uykulu Nilgün Hanıma; "Hanımefendi, benim kuşumu gördünüz mü?" demez mi? Nilgün Hanım tepeden tırnağa Alirıza Beyi süzüp; "Ayol ben sizin kuşunuzu nasıl göreyim, baksanıza baştan aşağı giyinik haldesiniz!" diye cevap verir... Komşu Alirıza Bey kıpkırmızı kesilip; "Siz beni yanlış anladınız efendim; benim Kanarya Kuşum kafesinden kaçmış da, acaba sizin oralara geldi mi diye sormaya gelmiştim" deyip, ters-yüz halde evine geri döner... Sakin KOŞAR...