Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, seçmece ekonomi uzmanlarından oluşan bir resmî devlet kuruluşu var ya; "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)"... Her yıl yapılacak memur-işçi-emekli maaş zamları belirlenirken, hep bu kuruluşun verdiği 'Enflasyon Rakamları' örnek alınarak bu maaş zamları yapılır ya? Her ay kendileri eşek yükü ile maaşlarını alıp, 'kılı yüzkırka bölerek (!)' yaptıkları acayip hesaplamalarla, özellikle biz emeklileri ve asgarî ücretlileri pamuklara sararlar ve rahat etmemizi sağlarlar ya?
İşte devletimizin bu güzide kuruluşu TÜİK, yılın her ayının 4. Gününde, bu 'kılı yüzkırka yararak (!)' hesapladıkları aylık ve yıllık enflasyon rakamlarını kamuoyuna açıklarlar!.. Dün de 2026 yılının Mart ayı enflasyonunu açıkladılar: Aylık % 1,97 ve yıllık da % 30,87 enflasyon hesaplamışlar ve övünerek halka açıkladılar!.. Sadece iktidar kanadının pek hoşuna giden bu rakamlara karşı, bütün duyarlı gazeteci ve gazeteler, hemen bu rakamlara tepki gösterdiler!..
Neden? Çünkü aynı anda ENAG ise bu enflasyon rakamların oranını aylık % 4,10 ve yıllık olarak da % 54,62 olarak açıklamıştı!.. Daha birkaç gün önce ekmeğe zam gelmiş, tanesi '20 TL' olmuştu... Aynı günün akşamı, zaten litresi 65 TL'yi geçmiş olan petrole, tam % 25 birden zam yapılmıştı!.. Pazarların hali belliydi; domatesin kilosu 100-125 TL'den, biberin kilosu 200-250 TL'den satılıyordu!.. Halbuki savaşan ülkelerde bile domates 15-20 TL idi!.. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, -her ne hikmettense- bizdeki enflasyon yukarı doğru uçmuyor da, her ay ayağı bir yerlere takılıp, hep aşağı doğru düşüyordu!..
Ertesi günü gazete manşetleri hep şöyle çıktı: "Elini Cebimizden Çek TÜİK !.. Enflasyonda TÜİK Baharı... TÜİK'in Hesabını Füzeler Bile Yıkamadı... Hesabın Batsın TÜİK !.."
Ba ba baaa... Seçmece hesap uzmanlarından oluşan bu devlet kuruluşuna bu kadar da yüklenmemek lâzım arkadaşlar!.. Bunun bir sebebi olmalı, neden bu hesaplar bir türlü 'Matematik Bilimine' uymuyor acaba? Çok sık yurt dışı seyahatlerine çıktıkları için, dışarıdaki bazı ülke rakamlarıyla mı karıştırıyorlar bizim burayı !? Hesaplamalarda 'eldeleri' mi hesaba katmayı unutuyorlar, sağlamasını mı yapmıyorlar acaba?
Bir de şu mesele var: Siz hiç TÜİK binalarını ve çevresini gördünüz mü? Koca koca demir kapılarında kalın zincirler ve koca koca asma kilitler var!.. Çevre duvarı üzerinde, tıpkı 'Cezaevleri' gibi yüksek duvarların tepelerinde 'dikenli teller' var!.. Enflasyon hesabı zamanlarında bu uzmanlar dışarı filân çıkamıyorlar mı acaba??? Çarşı-Pazar gezemedikleri için, füze gibi yükselen fiyatlardan haberleri mi olmuyor??? Tıpkı bizler gibi; 'Üç Harfli Market' sahipleri bunları da mı kandırıyorlar acaba??? Bence bunlar iyice araştırılmadan, bu devlet kuruluşumuza bu kadar yüklenilmemesi gerektiği kanaatindeyim dostlar...
Sizin 'ENAG' dediğiniz ne ki? Onlar bir devlet kuruluşu değiller, hiçbir sorumlulukları da yok!.. Belki de sizi bilerek ve isteyerek yanıltıyor olabilirler? Biliyorsunuz ki ülkede dolandırıcılardan geçilmiyor, olamaz mı yani !? Meseleye bir de bu kapıdan bakınız derim bendeniz... Neyse, bir fıkrayla yazımızı bitirelim bari, olur mu?
---Nazi toplama kamplarından kurtulabilen bir Alman profesörü diyordu ki: "İlk önce geldiler, komünistleri alıp götürdüler. Ben sesimi çıkarmadım. Beni ilgilendirmiyordu. Sonra, Yahudileri aldılar toplama kamplarına, işkenceye götürdüler. Ben yine sesimi çıkarmadım. Çünkü, bana bir şey yoktu. Sonra sosyal demokratları vurmaya, hapse atmaya, toplama kamplarına götürmeye başladılar. Ben yine sesimi çıkarmadım. Çünkü bana dokunan yoktu. Bir gün kapım çalındı. Beni de alıp toplama kampına götürdüler, işkenceye... Hiç kimse ses çıkarmadı. Çünkü ortada ses çıkaracak kimseler kalmamıştı..." Sakin KOŞAR...