BİR "ASKERÎ DEHA" DAHA ORTAYA ÇIKTI !?
Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan 21 Mart 2026 tarihli haber aynen şöyleydi: "AKP milletvekili Süleyman Soylu; 'Yaptığı zulmün bir benzerini bize yapmaya kalkarsa; Hatay ile İsrail arası karadan toplam 5 saattir. 300-400 bin şehit veririz belki, ama İsrail diye bir memleket Allah'ın izniyle ortada kalmaz' ifadelerini kullandı...
AKP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı'nda düzenlenen bayramlaşma programında konuşan AKP İstanbul Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ABD ve İsrail'in İran'a başlattıkları saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu... Sosyal medya hesabından videolu mesaj paylaşan Soylu şunları söyledi: 'Biz bayram yaşarken; Gazze'de yaşananları, Mescid-i Aksa'nın mahzuniyetini, Lübnan'da sivillerin nasıl katledildiğini; aynı zamanda da İran'da acımasızca bilerek ve isteyerek 165 kız çocuğunun katledildiğini yaşıyoruz... Onların karşı taraftan görünen tek bir kusuru vardır: Müslüman olmak. Başka hiçbir kusurları yoktur... 'Ama, fakat, lâkin' deme zamanı değildir! Küffar, Müslümanlara saldırmaktadır. Bu çok net ve açıktır... Ama altını çizmek isterim ki; bizi bu kışkırtmalarla, bu ateş topunun içine sokmaya çalışanlara karşı söyleyecek sözümüz vardır... Belki farkında değiller ama, biz İsrail ile komşuyuz, sınırdaşız... Alimallah Müslümanlara yaptığı zulmün bir benzerini bize yapmaya kalkarsa; Hatay'dan İsrail toplam 5 saattir. 300-400 bin şehit veririz belki, ama İsrail diye bir memleket de Allah'ın izniyle orada kalmaz' dedi..."
Haber, noktasına-virgülüne aynen böyleydi... Görüldüğü gibi; bizim gibi mazlum ve çaresiz ülkeler, kurtuluşumuz için hiç ummadığımız zamanlarda böyle askerî dehaları, kahramanları hemen ortaya çıkarıveriyor işte!.. Ne diyordu Süleyman Soylu büyüğümüz; "..Hatay İlimizden sadece 5 saat ilerideki İsrail'e yürür, sadece '300-400 Bin Şehit' verir, İsrail'i de dümdüz ederiz Alimallah!" diyordu değil mi?
(Ba ba baaa... Bir askerî deha olan büyüğümüz bunları dedi ya; hemen hakkında eleştiriler de çığ gibi geldi!.. Yahu, büyüklerimiz hep 'Dövüşte Yumruk Aranmaz' derler ya? Bir İsrail için 400 tanecik şehit ne ki; sonuçta dünyayı kurtaracağız ya, o kadarcık kusur Kadı Kızında bile bulunur, bu bize yetmez mi kardeşim?..)
Ben bunları okuyunca hemen koşup 'Coğrafya Atlası' nın Ortadoğu bölümüne baktım... Orada aynen şöyle yazıyordu: "...Hatay ile İsrail arasında doğrudan bir kara sınırı bulunmamaktadır; iki ülke arasında Suriye ve Lübnan yer alır. Hatay ile Gazze arası kuş uçuşu, Ankara-Aydın arası (yaklaşık 450-500 Km) mesafe kadardır. Türkiye ile İsrail arasındaki en kısa kara yolu 847 Km, deniz yolu mesafesi ise, yaklaşık 690 Km'dir... Ayrıca, bu iki ülke arasında doğrudan bir kara yolu bulunmamaktadır..."
Sayın Süleyman Soylu büyüğümüzün askerî dehasına göre; 800 Bin civarındaki Türk Askeri, Hatay İlimizden marş marş ile yürüyecek, Suriye ve Lübnan topraklarından ellerini-kollarını sallayarak, bütün araçlarını da yürütüp, İsrail'e saldıracaklar, yapılan kara savaşı sonucu, bizim askerlerin yarısı şehit düşecek, ama orada İsrail diye bir devlet de kalmayacak (mış?)... İyi de efendim; bu Suriye ve Lübnan devletleri bizim babamızın çiftlikleri mi !? Bizi ne diye oradan geçirsinler ki !? Hem, olmayan bir kara yolundan 800 Bin asker nasıl gidecek, kanat takıp da, dere-tepe-ovalardan uçarak mı gidecekler !? Benim naçiz aklıma da nedense hep bunlar takıldılar !? Bu büyüğümüz, şu soruların net cevaplarını verirse eğer, bu askerî dehamıza hemen Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı görevleri verilip, ülkemizin NATO'dan sorumlu ve tam yetkili Komuta Merkezi başına da getirilmelidir!..
Düşünüyorum da; Mustafa Kemal Atatürk zamanında bu büyüğümüz olsaydı eğer; merhum Atatürk; İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir gibi Paşalarla hiç uğraşmaz, bütün sorumluluğu bu Süleyman Soylu büyüğümüze verirdi, hiç şüphem yok artık!.. Yaa, Çanakkale'de; "Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!" diyen Yüce Kurtarıcı ve Kurucumuz, sizce de böyle yapmaz mıydı yani !? Sakin KOŞAR...