BİZLERİ GÜLDÜREN VE DÜŞÜNDÜREN DİYALOGLAR !?

Hepimizin beğenerek izlediğimiz TV şovlarından, şu günlerde en çok sevileni herhalde "Güldür Güldür Show" dur... Geçenlerde kaybettiğimiz merhum Prof. Dr. İlber Ortaylı ile ilgili güzel bir bölüm vardı... Sanatçılardan İbrahim, merhum Hocamız rolündeydi:

---Mahkemede Hâkim soruyordu: "Siz Prof. Dr. İbrahim Oltalı; öğrenciniz olan Sema'ya 'Cahil-Cühela' demişsiniz, doğru mu? Prof. Oltalı; "Cahile 'Cahil' demek de mi suç oldu Hâkim Bey? Fransa İmparatoru Napolyon'un, aslında bir İtalyan asıllı Korsika milliyetçisi olduğunu bile bilmeyene ne denir?" deyince, belli ki bunu Hâkim de bilmiyordu ki, bir sağa-sola, bir havaya, bir de davacılara bakarken, Prof. Oltalı; "Ben kızımızdan özür dileyeyim, kabul ederse bu dava bitsin... Evet, söyle bakalım cahil-cühela kızım, özrümü kabul ediyor musun?"

Kız bu özürden memnundur, ne kadar kültürlü olduğunu göstermek için; "Kabul ediyorum Hocam!.. Ne demişti ünlü düşünür Nejat İşler, böylesi durumlara Hocam; 'Ne olursan ol, yine gel' demişti!.." Bu sırada hemen ortaya atılan Mübaşir söze karışır; "O sözü Nejat İşler değil, Kadir İnanır söylememiş miydi yahu !?" diye bağırır!.. Hâkim tokmağını vurup: "Sen ne karışıyorsun bu davaya, hadi hepiniz çıkın dışarı, ben kütüphaneye gidiyorum, yarım saat sonra kararımı vereceğim!.." deyip, oturumu kapatır...

---Güldür Güldür Show'da "Hüseyin" adlı karaktere hayat veren ünlü oyuncu "Erdem Yener", bir skeçte oğlu ile konuşuyor: "Bak oğlum, sen ananla hiç düzgün konuşmuyorsun, sürekli ona lâf sokuyorsun, ayıptır!.." deyince, oğlu hemen itiraz ediyor; "İyi ama sen de her zaman sokuyorsun!.." Baba Hüseyin itiraz ediyor; "Ben sokarım!.." deyince, oğlu yine; "Niye baba?" diyor... Baba Hüseyin bu sefer gerinerek; "Çünkü o benim anam değil" diyor...

---'Eşofmanlı Şevket Hoca'ya, cırtlak sesli kız öğrencisi soruyor: "Hocaammm, üniversite sınavında boş bıraktığımız sorular, sonradan kötü yola düşerler mi?" Şevket Hoca'nın gözleri büyüyor; "Bu devirde başıboş bıraktığınız her şey kötü yola düşer kızım, sen gazetelerin üçüncü sayfalarını okumuyor musun?" deyip, susturuyor...

---Taa 1926 yılında çekilen eski bir fotoğraftaki "Fas Sultanı Moutay Youssef" tıpkı bizim 'Cem Yılmaz'a benziyormuş... Hemen magazin gazetecileri gidip Cem Yılmaz'a bu durumu sormuşlar? Cem Yılmaz bu, hiç fırsatı kaçırır mı? Derin bir nefes alarak onlara demiş ki; "Vallahi sizden de hiçbir sır saklanmıyor yani; ben o yıllarda sadece iki saatliğine bir gösteri için Fas'a gitmiştim, sonunda yine yakaladınız beni" demiş, iyi mi?

--- Tarih, 02 Mayıs 2026, günlerden Cumartesi öğle saatleri... Yer, İstanbul-Maltepe'de bir durak... Cep telefonu ile konuşan genç ve güzel bir kadının arkasından sessizce yaklaşan bir erkek, birden fermuarını açarak, o kadına arkasından bakarak 'mastürbasyon' yapmaya başlıyor... Kadının haberi yok, ama çevredeki vatandaşlar cep telefonlarıyla bütün olanları kaydediyorlar... Erkek işini bitirince sessizce ayrılıyor, ama vatandaşlar bu görüntülerle polise şikâyet ediyorlar... Adam yakalanıyor ve daha önceden de böyle sabıkaları olan, tam 86 yaşında bir sapık olduğu ortaya çıkıyor, iyi mi? Milletçe tozuttuk mu, ne !?

Sahi, ne oldu şu bizim güzel Anadolu insanlarımıza yahu !? Yani bizler, eşimiz-kızımız-çoluk-çocuğumuzla, artık sokaklara çıkmak için, eskilerin kullandığı kilitli "Bekâret Kemerlerini" kuşanıp da mı yollara çıkacağız!? Yoksa, kendi karnımızı doyurmaktan acizken, bir de yanımıza ücretli 'Özel Korumalar' mı kiralayacağız kardeşim!? Şimdi bunlara gülecek miyiz, ağlayacak mıyız, yoksa kara kara düşünecek miyiz, haa !?                Sakin KOŞAR...

YAZARIN DİĞER YAZILARI