BU DÖRT YİYECEĞİ EVİNİZE SOKMAYINIZ !..


Eğer siz de uzun ve sağlıklı yaşamak istiyorsanız, ortalama '100 Yaşını' görmek istiyorsanız, şu haberi mutlaka okuyunuz ve bu yazıyı kesip de saklayınız!.. Uzun ömür araştırmacısı Dan Buettner, daha uzun yaşamak isteyenlerin mutfağından çıkarması gereken yiyecekleri sıraladı... Dünyaca ünlü uzun ömür araştırmacısı Dan Buettner, daha uzun yaşamak için hangi yiyecekleri hayatımızdan çıkarmamız bırakmaları gerektiği konusunda çok açık bir uyarıda bulundu. Hayatının önemli bir kısmını dünyadaki uzun ömürlü toplulukları ziyaret edip sırlarını anlamaya çalışmakla geçiren 64 yaşındaki Buettner, 100 yaşına ulaşmanın sırrının pahalı takviyelerde veya egzersizlerde değil, yediğimiz şeylerde yattığını söyledi...

Instagram'daki 795.000 takipçisiyle günlük rutinini paylaşan Buettner, mutfaklara asla sokulmaması gerektiğini düşündüğü dört gıdayı açıkladı. Buettner; "İlk sırada, pastırma, sosis, salam, sucuk gibi işlenmiş etler yer alıyor. Bunların kanserle ilişkili olduğunu biliyoruz" dedi. Gerçekten de pek çok uzun soluklu araştırma, işlenmiş etlerle kolorektal kanser ve kardiyovasküler hastalıkların ortaya çıkışı arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.

Söz konusu insanlar, 100 yaşını aşmış kişilerin oranının oldukça yüksek olduğu "Mavi Bölge" olarak adlandırılan coğrafyalarda oldukça nadir görülüyor. Kara listede ikinci sırada, Buettner'ın modern beslenmedeki en zararlı temel gıdalardan biri olarak tanımladığı şeker yüklü içecekler bulunuyor. Buettner; "Gazlı içecekler rafine şekerin bir numaralı kaynağıdır" ifadelerini kullandı... Buettner'a göre, herhangi bir besin değeri olmayan bu içecekler, kan şekerinde hızlı bir artışa neden olarak, uzun ömürlülüğün düşmanları olan obezite, insülin direnci ve kronik iltihaplanmaya katkıda bulunuyor.

Buettner'ın listesinde bir sonraki sırada yer alan gıdalar ise; kilo alımıyla olan bağlantılarının altını çizdiği tuzlu atıştırmalıklar. Listedeki dördüncü madde ise; insanların genellikle dolaplarında ya da çekmecelerinde sakladıkları ve öğleden sonra 3'te yedikleri paketlenmiş tatlılar... Buettner;"Bunlar, evinize asla sokmamanız gereken şeyler" dedi. Bununla birlikte takipçilerine kendilerini bu tür gıdalardan mahrum bırakmak yerine ev dışında tüketme seçeneğini değerlendirmelerini tavsiye eden Buettner, bu ilkenin Sardinya, Okinawa ve İkarya gibi uzun ömürlü kültürlerde yaygın bir şekilde uygulandığını belirtti.

Bu felsefeyi kendi hayatında da uygulayan Buettner; "10 yıldır Et Yemiyor!.." Bunun yerine dünyanın dört bir yanındaki uzun ömürlü insanların beslenme alışkanlıklarından esinlenerek, bitki ağırlıklı yemekler tercih ediyor ve bu sayede enerjisinin, kilosunun ve genel sağlığının iyileştirdiğini belirtiyor. Halbuki; önüne gelen de bizi 'et tüketmeye' teşvik ediyor!..

Buettner, bir diğer videoda sağlık sırlarından birinin Sardinya mutfağına ait olan ve kahvaltıda tükettiği minestrone çorbası olduğunu belirterek; "Güne mutlaka baklagiller ve sebzelerle hazırladığım ve üzerine biraz zeytinyağı ve avokado eklediğim minestrone çorbası başlıyorum. Bu bana uzun süre kalıcı enerji veriyor" dedi... Minestrone, antik Roma döneminden bu yana İtalyan mutfağının temel çorbalarından biri. Geleneksel olarak mevsim sebzeleriyle yapılan minestrone, zengin ve lezzetli olması için genellikle saatlerce pişiriliyor. Ancak Sardinya Adasının dağlık iç kesimlerinde, minestrone sadece ucuz ve sıcak bir yemekten daha fazlası... Burada yaşayan aileler yüzyıllardır her gün bu çorbanın çeşitlerini tüketiyor. Baklagiller, sebzeler ve tahıllar, modern beslenme biliminin artık olağanüstü bir sağlık için temel olarak kabul ettiği şekillerde bir araya getirilerek sofralar zenginleştiriliyor.

Buettner'ın Mavi Bölgeler üzerinde yaptığı kapsamlı araştırmalar, baklagiller, yeşillikler ve rafine edilmemiş karbonhidratlar açısından zengin diyetlerin, kronik hastalıkların azalması, iltihaplanmanın düşmesi ve ömrün önemli ölçüde uzaması ile güçlü bir bağlantısı olduğunu ortaya koyuyor... Buettner videosunda, Batı'nın 'fast food' kültürünün yayılmasıyla bu beslenme alışkanlıklarının çoğunun ortadan kaybolmakta olduğunu ve nesiller boyunca tüm nüfusun gelişmesine yardımcı olan yemekleri korumanın her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti: "Bu dört yiyeceği asla evinize sokmayın" dedi... Bir takipçisi ise Buettner'ın ferahlatıcı ve nazik yaklaşımını överek, felsefesini; "Uzun ömürlülüğün aşırılıklarla değil, tekrarlanabilir alışkanlıklar, gerçek gıda ve 'anlamlı bağlar' ile inşa edildiğini anımsatan harika bir hatırlatma" olarak nitelendirdi...

Ben diyeceğimi dedim, artık gerisi size kalmıştır, NOKTA...               Sakin KOŞAR...

YAZARIN DİĞER YAZILARI