DEVE KUŞU KABARE TİYATROSU VE YASAKLAR !?


Değerli okuyucularım; sizlerde de var mı bilmiyorum, ama benim arşivimde 1980'li yılların unutulmaz eserlerini sunan Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın unutulmaz sahne oyunlarının birçok kasetleri mevcut: "Aşk Olsun, Reklâmlar, Yasaklar" bunlardan bazıları...

O yıllarda genellikle senaryolarını büyük üstat Kandemir Konduk yazıyordu, bu iki güzide sanatçımız da, bu senaryoların hakkını tam olarak teslim ediyor, seyircilerine doyumsuz gösteriler sunuyorlardı...

Tabii ki, bunların içinde 'Yasaklar' skeçleri büyük beğeniyle izleniyor, 12 Eylül darbesinin getirdiği yasakların gölgesinde, insanlarımıza biraz nefes aldırıyor, güldürüyor ve düşündürüyordu... Bir skeçte sade bir vatandaş, koltuğunda iki ekmekle evine giderken, darbe yasağını uygulayan Metin Akpınar önüne çıkıyor, akşam evine giden merhum Zeki Alasya'yı durduruyor ve diyor ki; "Dur!.. Buradan geçmek yasak!.." diyor... Zeki Alasya şaşkın halde; "Ben evime gidiyorum" diyor... Metin Akpınar; "Buradan geçmek yasak!.." diyor... Alasya; "İyi ama, benim evime giden tek yol bu, ben evime gitmeyeyim mi yani?" diyor... Akpınar kızıyor; "Ben sana evine gitme mi diyorum, ancak bu yoldan evine gitmek yasak diyorum!? Çok şükür bu memlekette demokrasi var, özgürlük var!.. Herkes evine gitmekte özgürdür, ama buradan geçmek yasak!.. Bu ülkenin kanunları var, gelenekleri var, bu yasaklar sizin için konuluyor, ne olur anlayın bunu artık, ben de bunları uyguluyorum, niye anlamıyorsun, yoksa sen 12 Eylül öncesine mi dönmek istiyorsun!?" diyor...

Zeki Alasya ekmekleri gösterip; "Çoluk çocuk evde beni bekliyor, izin ver de geçeyim" diyor... Akpınar kızıyor; "Kanunlar herkes için geçerlidir; evli olana, çocuğu olana farklı uygulanmaz ki!? Evine gitmekte özgürsün, ama buradan gitmen yasak!.." diyor... Alasya bu sefer; "Yani ben eve gitmeyeyim, öyle mi?" deyince, Akpınar; "Demokrasilerde çareler tükenmez!.. Bak ben seni hemen evine göndereceğim: Şimdi dön arkanı, devamlı yürü, dünya yuvarlak olduğu için, sen arka taraftan evine rahatça gideceksin kardeşim!.." deyince, Alasya soruyor; "Karadan yürüdükçe giderim de, önüme denizler, okyanuslar çıkınca ne yapacağım?" diye sorar... Akpınar'ın yanıtı hazırdır; "Yüzme biliyorsunuz değil mi, yüzünüz efendim!.." der...

Yine 'Yasaklar' bölümünde trafik ekipleri zil-zurna sarhoş halde araç kullanan Metin Akpınar'ı yakalarlar... Hemen kenarda bekleyen alkol kontrolü yapacak doktorun yanına götürmek isterler... Ama bir türlü oraya götürmeye muvaffak olamazlar!.. Şoför Metin Akpınar, bir yolunu bulup oradan kaçmaya çalışır, ısrarla da hiç alkol almadığını söyler!.. Her kaçışında polisler onu yakalayıp getirirler... Bu sefer de kafayı, alkol ölçen aleti elinde tutan doktora takar ve ona; "Sen bunca sene en zor Tıp okullarında, burada bunu tutmak için mi okudun?" diye alay edercesine sorar...

Sonuçta onu razı edip, alkolmetreye üfletmeyi başarırlar... Ancak, ayakta duramayan bu şoförün, hiç alkol almadığı ortaya çıkar... Metin Akpınar yine üfler, aleti sallar, yine üfler, ama alkol oranı sıfırdır; "Bakınız, bunda alkol yok!" deyip yine üfler, yine sonuç negatiftir!.. Bu sefer doktor der ki; "Bu şoför alkollü değil, bırakalım gitsin!.." deyince, komiser itiraz eder; "Madem hiç alkol almadın, senin bu halin ne yahu!? Baksana ayakta duramıyorsun!" diye çıkışır... Metin Akpınar da gülerek; "Yahu benim alnımda dallama mı yazıyor!? Bunca sık alkol kontrolü yapılan bir memlekette niye alkollü araç kullanayım ki? Ben sadece ince kâğıda sarıp, bir tek dolgulu sigara tüttürdüm, mis gibi kafayı da buldum ve aracımla trafiğe çıktım, hepsi bundan ibaret amirim!.." der...

Yeni nesil pek bilmez ama, bizler o çok katı '12 Eylül Yasaklarını' dolu dolu yaşadık!.. Bunlara sanatlarıyla karşı çıkan "Zeki Alasya, Metin Akpınar, Levent Kırca, Nejat Uygur, Ferhan Şensoy..." gibi büyük sanatçılarla hem güldük, hem de düşündük!.. Şimdilerde biraz kafamız daraldığında da, onların kasetleriyle hâlâ avunuyoruz işte...                 Sakin KOŞAR...

YAZARIN DİĞER YAZILARI