Zaman zaman gökyüzünde, zaman zaman hangi tarihte var olduğunu, ne kadar yılda soğuduğunu ve canlı hayatının ne zaman başladığını 'tam olarak-kesin tarihiyle' hâlâ bilemediğimiz şu bizim kavanoz dipli Dünyamızda, bir türlü önüne geçemediğimiz, gücümüzün de asla bunu alt etmeye yetmediği bazı olaylar yaşarız!.. Kimileri buna 'Doğal Olaylar' derken, kimileri de duygularıyla hareket ederek, bunlara 'Kader' deyip geçerler...
Tarih bilimiyle uğraşanların, çok uzun yıllardır tartışıp durdukları bir konu vardır; "Savaş, Doğal Bir Olay mıdır?" diye... Sizlerin düşüncelerini bilemem; ama tek başına yaşayan ilkel insanlardan, 'Toplu Yaşama' geçildiği yıllara kadar bakıldığında, binlerce yıllık canlı hayatında hep bir savaş vardır: "Karnını doyurma, yırtıcılardan korunma, avlanma, çoğalma, kendi neslini sürdürme..." çabalarına baktığımızda, bunların hepsinin adeta bir 'Savaş' olduğunu görürüz... Ne zaman ki bireysel yaşamdan 'aile, kabile, beylik ve devlet' olmaya geçildi; bireysel savaşların yerini 'toplu savaşlar' almaya başladı... İnsanlık tarihine baktığımızda, zaten bu gerçeği de hemen görürüz...
İlkel çağlarda yiyeceklerin-avların başında başlayan 'bireysel savaşlar', daha sonra aileler arası 'mağara-ağaç kovuğu-çocuk-kadın' kavgaları, daha sonra kabileler-beylikler-devletler arası kavgalara, yani 'Savaşa' dönüşmüş, bu durum hâlâ da devam etmektedir!.. Ancak, yiyeceklerin ve avların yerini 'verimli tarım arazileri-sular-ormanlar-madenler-petrol-doğalgaz ve pazar kavgaları' almıştır!.. Tüm bu savaşların kökeninde yatan asıl sebep nedir; insanoğlunda doğuştan var olan 'Açgözlülük ve Ben' duygusudur: "Her şey benim olsun, benden sorulsun!.."
Bu insanlık tarihi 1914-1918 arasında 'I. Dünya Savaşı'nı, 1939-1945 arasında da 'II. Dünya Savaşı'nı yaşadı, birkaç yılda milyonlarca insan öldü!.. Zaten yıllardır devletler arası savaşlar hiç bitmedi, ama bu iki savaşta dünya devletleri iki bloka ayrılıp, en fazla insan zayiatına sebep oldular!.. Dünya insanları 1945 yılında ilk kez, ABD'nin yaptığı 'Atom Bombasını' Japonya'nın Nagazaki ve Hiroşima şehirlerine attı, bir anda yüz binlerce insan öldü-sakat kaldı, ilk kez bu savaşta 'Nükleer Silah' ile tanıştı!..
Bu olay, dünyadaki savaşları biraz durdurdu, "BARIŞ" denilen şeyin ne kadar değerli ve insana yakışır bir şey olduğunu anladı!.. Dünya yine NATO ve SSCB diye iki bloka ayrıldı, ama uzun yıllar savaştan uzak durup, teknolojilerini geliştirmek için çalıştılar, bunun adına da "Soğuk Savaş" dediler, yani yine 'Savaş' yapmadan duramadılar!..
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı sonrası işgale uğramıştı, Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının gayretiyle verilen 'Kurtuluş Savaşı' sonrası, yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu... Atatürk'ün vefatından sonra başlayan II. Dünya Savaşı'na, bütün ısrarlara rağmen İsmet İnönü katılmadı, kurtarıcı ve kurucumuz Atatürk'ün; "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh!" sözüne sadık kaldı, ülkemizin de saygınlığını ve itibarını arttırdı!..
Bugün de emperyalist ABD ile faşist ve işgalci İsrail'in, komşumuz İran'a açtıkları savaşta, NATO üyesi olmamız ayaklarıyla bu savaşa girmemiz istendi!.. Hükümetimiz başından beri 'Barışçı Bir Yol' izliyor, her yerden de takdir topluyor!.. Neden? Çünkü Türkiye, bizim Kurtuluş Savaşımız zamanında bize büyük yardımları olan Müslüman dost ve komşularımız İran, Irak, Pakistan, Afganistan, Mısır, Libya, Suriye halklarının yaptıkları yardımları, hatta Rusya'nın, işgalci Batı ülkeleri karşısında bize verdiği destekleri hiçbir zaman unutmadı, unutamaz da!..
Nisan ayı başında bir Yunan TV'sinde İsraillilerle; "İran'dan sonra, işgalin Türkiye'ye geleceği" tartışılmış... Ulan yerin-göğün kabul etmediği iki mikrop ülke insanları; sanki İran'ın işi bitti de, sıra bize mi geldi!? Bu olay üzerine Putin ve Kuzey Kore lideri bile hemen açıklama yapıp; "Böyle bir şey olursa, biz hemen Türkiye'nin yanında yer alırız!" açıklaması yapmışlar... Demek ki biz, bu savaşta da doğru yoldayız!.. Sakin KOŞAR...