Bildiğiniz gibi; Amerika'da da 4 yılda bir seçimler yapılıyor, partiler orada da yarışıyor, halkın güvenini kazanıp da oylarını alan 'Adaylar'; "Başkan" olarak ülkenin başına, senatör olarak Senato'ya, milletvekili olarak Temsilciler Meclisi'ne ve Belediye Başkanı olarak şehirlerin belediyelerine seçiliyorlar... ABD Anayasası'na göre, bir kişi üst üste, sadece iki dönem için (8 yıllığına) ABD Başkanı olarak seçilebiliyor!.. Yani ABD, demokrasiyle yönetilen bir hukuk devletidir, bununla da hep övünürler!..
Ancak, ikinci dönemine seçilen Cumhuriyetçilerin Lideri Başkan Donald Trump, bu ikinci döneminde iyice zıvanadan çıkmış, kendisini sadece ABD'nin değil, bütün dünyanın tek yöneticisi olarak görmeye, bütün açıklamalarında 'BİZ, BİZLER' diyeceğine, sürekli olarak kendini hep en öne çıkarıp, her açıklamasını 'BEN, BEN' diye yapar olmuştur!.. İşte en son İran heyetinden gelen yeni anlaşma şartlarını okuyup, yine tek başına bir açıklamada bulunarak; "İran'ın yanıtını okudum ama hiç beğenmedim, onların sözde yöneticilerinin bu son önerileri kesinlikle kabul edilemez" dedi...
Yahu, bu ülkenin bir 'Dışişleri Bakanı' yok mu? Yıllarını bu işlere vermiş tecrübeli diplomatları, siyasî uzmanları, her konuya vakıf danışmanları yok mu !? Neden çıkıp da; "Biz yönetimdeki arkadaşlarımızla, bu işlerin uzmanlarıyla görüştük-tartıştık; sonuçta bu İran'ın öne sürdüğü anlaşma şartlarını bizim ülkenin menfaatlerine uygun bulmadık..." filân diye bir açıklama yapmıyor da, tıptı bir 'Padişah, İmparator, Diktatör' gibi, tek başına düşündüğü sözleri sarf ediyor !?
Ancak, uzun zamandır ABD medyasından dünyaya sızan haberlere bakılırsa; ABD ve İsrail'in beraberce başlattıkları 'İran Savaşı' üçüncü ayına girdi... Bu süre içinde bazı 'Trump Yandaşları' ve aile üyeleri, ABD Başkanının sık sık çıkıp; "İran'ı haritadan sileceğim!.. Ya anlaşmayı imzalayacak, ya da yok olacaklar!.. Kendilerine 10 gün süre veriyorum, batırdığım yüzlerce gemisinden sonra, şehirlerinde taş taş üstünde bırakmayacağım!.. Hürmüz Boğazını ablukaya aldım; ya teslim olacaklar, ya da yok olacaklar!.. Ateşkesi 15 gün daha uzattım..." gibi tek başına söylediği sözler, bütün dünya piyasalarını altüst etti!.. Bir petrol fiyatları füze gibi çıkıp, altın ve dolar değeri tepe üstü düşerken, bir zirveye çıkarken; Başkan'ın çevresindeki 'Spekülatörler' de köşeyi dönmüşler!.. Özellikle Başkan Trump'ın çocukları ve damadı, iki aylık bir dönemde çok büyük servetlere sahip olmuşlar!.. Gözümüzle görmedik, ama bunları bizzat ABD Medyası bizlere duyuruyordu!..
Savaşın üçüncü ayında ise, gidişatın hiç de Başkan Trump'ın dediği gibi değil, esas pili bitenin kendisi olduğu, halk desteğini çok büyük oranda kaybettiğini, ülkesinin ve NATO'nun dünyadaki saygınlığını bu bencil adamın bitirmek üzere olduğu anlaşıldı!.. Önümüzde 'Kasım-2026 ABD Ara Seçimleri' var... Son yapılan anketlere göre, Cumhuriyetçilere olan halk desteğinin % 20'lere kadar düştüğü söyleniyor!.. Bu ara seçimde 'Demokratlar' büyük bir zafer kazanırlarsa eğer, bunun Başkan Trump'ın da sonu olacağını, Başkanlıktan da alınabileceğini söylüyorlar!?
Zaten hakkındaki ayıplı "Epstein Davası" söylentileri ayyuka çıkmış durumda, herkes İran'a bile bunun için saldırdığını, bu davayı unutturmak üzere yeni bir 'Zafer' arayışı içinde olduğunu herkes söylüyor... 'Devlet Adamlığı' vasıfları çok zayıf olan Başkan Trump; İran'ı da tıpkı 'Venezuela gibi vurup da geçiveririm' zannetti ama, bu sefer sert kayaya çarptı!.. İran dediğin, 2.500 yıllık geçmişi olan köklü bir devlet, Amerika Kıtası 12 Ekim 1492'de daha keşfedilmemişken, 'İran-Persler' dünyayı titretiyordu, tarih fukarası olan Trump bunu nereden bilecekti ki !? Şimdi de sonuçlarına katlanacak tabii... Sakin KOŞAR...