---Bugün "10 Mart 2026" günlerden Salı... Yılın en güzel ve en sevdiğimiz 'İlkbahar Mevsiminin' 10'uncu günü... Henüz havalar yeterince ısınmadı, bazı yerlerde eski büyüklerimizin dediği gibi; "Mart Kapıdan Baktırır, Kazma-Kürek Yaktırır" sözüne uygun şekilde 'kar-soğuk-don' olayları görülse de, artık doğal çevre uyanmaya-harekete başladı: Artık gündüzler uzamaya, ağaçlar tomurcuklanmaya-çiçek açmaya, kuşlar yuvalarını yapmaya, bazı hayvanlar yavru ve yumurta yapmak için eşlerini aramaya başladılar bile... Ayılar 'Kış Uykusundan' uyanıp, kırlangıçlar havalarda uçuşmaya, arı ve kelebekler sıkça görülmeye başladılar...
Peki; bizleri 'Biz' yapan, tüm insancıl duygularımızla bir İlkbaharı da gönlümüzce yaşamak dururken, Baharın ilk günü İran'a saldırarak, yine bildikleri duaları okumaya devam eden, insanlıktan nasibini alamamış eli kanlı Başbakan Netanyahu ile tam bir kazma olan Başkan Trump'a ne demeli !? Gözleri ve gönülleri bir türlü doymayan bu 'Çağımızın Hitler Kılıklılarını' ne yapacağız !? Ulan bir gün olsun çocuk-çoluğunuzu da alarak, böyle bir Bahar günü pikniğe gidip de, hiç olmazsa birkaç saat yaşamın tadını çıkarsanız olmaz mı yani !?
---Bizim aslan parçası Milli Eğitim Bakanımız sayın Yusuf Tekin, yine unutulmayacak birkaç söz daha etmiş ve demiş ki; "Bu ülkede 25 yıl önce hiçbir okulda tuvalet yoktu, bu tuvaletleri biz okullara getirdik!" demiş, iyi mi !? Bu aziz millet insanları, hacetimizi giderdiğimiz bu yerlerin bazılarına 'Helâ' der, bazılarına 'Kenef' der, bazılarına da 'Ayakyolu, Lâzımlık, Hacet Yeri' falan derler... Ben 75 yaşındayım, bizim oralarda 75 yıldır herkesin iyi-kötü birer helâsı-kenefi vardı, herkes de hacetlerini oralarda giderirlerdi... Bazıları evin içinde, bazıları avluda, bazılarının üstü açık-bazıları örtülü olsa da, içinde taharet edilecek su ve bezleriyle, bunlar eskiden beri mevcuttu!..
Bendeniz 1957 yılında, yani bundan tam 69 yıl önce köyde İlkokula başladım, bizim okulun helâ-kenefleri vardı, hem de kız-erkek öğrencilerinki ayrı, öğretmenlerinki ayrı keneflerdi bunlar!.. Yani ben bile, hiç köy yerinde hacetimi bir 'çalı arkasına' bir 'duvar dibine' yapmadım sayın Bakanım!.. Sizin dediğiniz gibi 25 yıldan değil, yarım asırdan fazla 69 yıldan bahsediyorum!.. 1970 yılında öğretmenliğe başladım, en mağdur yerlere göreve gittim, oralarda da tuvaletler-kenefler vardı, hiçbir öğrenci ve öğretmen çalı arkasına hacetini yapmıyordu!.. Yoksa siz bizim buralardan değil de, o hep hayalini kurup çok takdir ettiğiniz 'Afganistan'dan' filân mı bahsediyordunuz da, biz mi anlayamadık !?
---Duydunuz mu bilmem; son yıllarda en ünlü 'Üfürükçülerin' toplandığı yer, Aydın-Söke'ye bağlı, 'Bağarası' imiş... Daha önceleri oraya darbeci Kenan Evren, Turgut-Semra Özal, Tansu Çiller gibi siyasiler yanında; Türkan Şoray, Ferdi Tayfur gibi ünlü sanatçılar da gitmiş, kendilerini üfürtmüşler!.. Vergi levhası ve sekreteri de olan en ünlü üfürükçü "Bülbül Hoca" nın damadı olan Ali Deniz imiş... Derdine göre halktan 500 - 2.000 TL arasında para alıp, fişini de kesiyormuş, iyi mi? Söylendiğine göre bu insanlar, tatil beldesi 'Kuşadası'nın en pahalı yerlerini satın alıp, 'Turistik Mülk Zengini' olmuşlar!.. Kendilerine 'hayırlı işler, bol kazançlar' dileyip, yeni enayilerle daha da köşeyi dönmelerini bekliyoruz!.. Ne demiş büyüklerimiz; "Tezekten terazinin pohtan olur dirhemi" demişler değil mi? Böyle eğitimsiz sürünün çıkaracağı yeni tür zenginlerimiz de böyle olacaklardı tabii, başka ne beklenirdi ki ?..
Şu beğenmediğimiz Suudi Arabiyya bile, böyle Üfürükçü ve Muskacılara asla müsamaha göstermiyor, yakaladıklarının kellelerini hemen vuruyor!.. Bakalım biz ne zaman kendimize gelip, Suudi Arabiyya kadar eğitimli ve medeni bir toplum olana kadar, daha böyle kaç Zübük daha havadan köşeyi dönüp de zengin olacak ??? Sakin KOŞAR...