Bir süredir Milas ziyaretlerimde zeytinyağı üreticileriyle kısa sohbetler gerçekleştirme fırsatı buluyorum. Aslında sosyal bilimlerde bunun bir karşılığı var: nitel araştırma. Rakamların ve tabloların gösteremediği bazı gerçekleri, sürecin içinde bulunan insanlardan dinlemek.
Bu sohbetlerde geçtiğimiz yılın üreticiler açısından pek de kolay geçmediğini gördüm. Bazı üreticiler geçen yıl üretilen zeytinyağlarının alıcı bulmaması nedeniyle mağduriyet yaşarken, asit oranı yükselen yağlarını litre başına 160 TL’ye kadar düşen fiyatlarla satmak zorunda kaldıklarını ifade ettiler. Nitekim veriler de fiyatlardaki gerilemeyi ortaya koyuyor. Zeytinyağı borsa fiyatı 2024 yılında kilogram başına 241,32 TL iken 2025 yılında 214,26 TL’ye gerilemiş, 2026 yılının ilk beş ayında ise ortalama 227,14 TL düzeyinde gerçekleşmiştir. Ben de geçtiğimiz dönemde zeytinyağının litresini 250 TL’den satın aldım. Dolayısıyla üreticilerden dinlediğim tablo ile piyasadaki fiyat hareketlerinin birbirinden uzak olmadığını söylemek mümkün.
Zeytinyağı yalnızca soframızdaki bir üründen ibaret değildir. Üretildiği coğrafyanın ekonomik ve sosyokültürel yapısını etkileyen, çevresini ve hatta yaşam biçimini şekillendiren bir kültürün yansımasıdır. Üstelik dünyanın çok farklı coğrafyalarından talep gören ender tarımsal ürünlerden biridir.
Dünya zeytin ağacı varlığının yaklaşık %93’ü İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Tunus, Suriye, Fas, Fransa ve Portekiz gibi ülkelerde bulunmaktadır. FAO verilerine göre 2023 yılında dünyada yaklaşık 11,1 milyon hektarlık alanda 20,3 milyon ton dane zeytin üretilirken, Türkiye 903 bin hektarlık zeytinlik alanıyla dünya toplamının %8,1’ine sahiptir. Türkiye’nin zeytinlik alanı ise 2019-2023 döneminde 24 bin hektar artmıştır (FAO, 2024; FAO, 2025).
Zeytinyağı üretiminde de benzer bir ağırlık söz konusudur. Uluslararası Zeytin Konseyi verilerine göre 2023/24 sezonunda 2,56 milyon ton civarında gerçekleşen dünya zeytinyağı üretiminin %33,3’ünü İspanya gerçekleştirirken Türkiye 215 bin tonluk üretimiyle dünya üretiminden %8,4 pay almıştır. 2024/25 sezonunda ise Türkiye’nin üretiminin 450 bin tona ulaşması beklenmiş ve bu miktar Türkiye’yi dünyanın en önemli zeytinyağı üreticilerinden biri konumuna taşımıştır (IOC, 2025).
Türkiye’de zeytin üretimi son yıllarda önemli dalgalanmalar göstermektedir. TÜİK verilerine göre 2024 yılında 3 milyon 750 bin ton olan zeytin üretimi, 2025 yılında 2 milyon 450 bin tona gerileyerek %34,7 azalmıştır (TÜİK, 2025). Üretimdeki gerileme yağlık zeytinde de belirgin şekilde görülmüş; üretim 2024 yılındaki 2,58 milyon tondan 2025 yılında 1,8 milyon tona düşmüştür (Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025). Ancak üretim kapasitesinin yüksek olması tek başına yeterli değildir. Çünkü zeytinyağının bir de pazar tarafı var.
Dünya zeytinyağı tüketiminin %14,8’i İtalya, %14,5’i İspanya ve %13,3’ü ABD’de gerçekleşmektedir. Dolayısıyla ABD, dünya zeytinyağı piyasasının en önemli pazarlarından biridir. Türkiye açısından ABD’nin önemi ise çok daha belirgindir. 2025/26 döneminde Türkiye’nin zeytinyağı ihracatının %32,5’i ABD’ye gerçekleştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, ihraç ettiğimiz yaklaşık her üç birim zeytinyağından biri ABD pazarına gitmektedir.
Bu noktada önümüzdeki dönemin önemli risklerinden biri ortaya çıkıyor:ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytinyağına getirdiği %12,5’lik ek gümrük vergisi (Ekonomim, 2026).
Üstelik sektör bu yeni döneme ihracatın güçlü olduğu bir ortamda girmiyor. Ocak-Nisan 2026 döneminde Türkiye’nin zeytinyağı ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre miktar bazında %57 azalarak 6.147 tona, ihracattan elde edilen gelir ise %53 azalarak 34 milyon dolara gerilemiştir. ABD’deki gelişme daha da dikkat çekicidir. 2025 yılının ilk dört ayında ABD’ye 4 milyon 392 bin kilogram zeytinyağı ihraç edilirken, 2026’nın aynı döneminde bu miktar 2 milyon 257 bin kilograma gerilemiştir. Aynı dönemde ihracatın değeri de yaklaşık 20,4 milyon dolardan 10,5 milyon dolara düşmüştür.
Ege İhracatçı Birlikleri bu gerilemeyi dünya piyasasındaki rekabet koşullarıyla açıklamaktadır. İspanya’da 2024 yılında yaşanan üretim düşüşü Türkiye’nin ihracatını artırmasına imkân sağlarken, İspanya’nın 2025 yılında yeniden güçlü biçimde pazara girmesi dünya fiyatlarını aşağı çekmiş ve Türk ihracatçısının rekabet gücünü zorlamıştır.
Muğlalı Üretici Tüm Bunların Neresinde?
Muğla, Türkiye’nin önemli yağlık zeytin üretim merkezlerinden biridir. 2025 yılı verilerine göre Türkiye yağlık zeytin üretiminin %8,7’si Muğla’da gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla uluslararası zeytinyağı piyasasındaki gelişmeler yalnızca ulusal ihracat rakamlarını değil, Milas’ta, Yatağan’da ve Muğla’nın diğer üretim bölgelerinde zeytininden geçimini sağlayan üreticiyi de ilgilendirmektedir. Türkiye’de 2025/26 döneminde hava şartları nedeniyle yaklaşık 2,5 milyon tona gerileyen zeytin üretiminin, olumlu iklim koşulları ve zeytindeki “var yılı” etkisiyle 2026/27 döneminde 3,8 milyon tona ulaşacağı tahmin edilmektedir (Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026).
Ek Gümrük Vergisinin Etkileri
Üretimin yükseldiği, buna karşılık ihracatın gerilediği ve en büyük dış pazarımızda ek gümrük vergisinin devreye girdiği bir dönem üretici açısından ciddi bir risk oluşturabilir. Arzın artmasına karşılık dış talebin aynı ölçüde karşılık vermemesi, uluslararası rekabetle mücadele eden üreticinin üzerindeki baskıyı artırabilir.
Bu nedenle %12,5’lik ek verginin etkisini bugünden tartışmaya başlamamız gerekiyor. Elbette ilk seçenek, merkezi yönetim düzeyinde yürütülecek girişimlerle ABD’nin uyguladığı ek tarifenin kaldırılması veya etkisinin azaltılmasıdır. Ancak bunun gerçekleşmemesi ihtimaline karşı yerelde de hazırlıklı olmak gerekir.
Muğla Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere yerel kurumların önümüzdeki üretim dönemini şimdiden planlaması önem taşıyor. Tarımsal birimler; ticaret odaları, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve ilgili üretici birlikleriyle birlikte ABD’nin yeni tarife politikasının Muğla’daki zeytinyağı üreticileri üzerindeki muhtemel etkilerini ortaya koyan ortak bir çalışma gerçekleştirebilir. Böylece ihtiyaç duyulabilecek destekler henüz kriz ortaya çıkmadan planlanabilir.
Çünkü üreticinin yaşadığı sorun, istatistiklere yansıdığında çoğu zaman zaten yaşanmış oluyor. Bu nedenle önümüzdeki yıl ortaya çıkabilecek tabloyu bugünden görmek gerekiyor. Aksi hâlde zeytinyağında yaşanabilecek yeni bir kriz yalnızca üreticinin gelirini veya ihracat rakamlarını etkilemeyecektir. Muğla’da zeytin, yalnızca ekonomik bir ürün değildir. Bir coğrafyanın kültürü, yaşam biçimi ve geleceğidir.
Kaynakça
Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği. (2026). Zeytin ve zeytinyağı sektörü ihracat değerlendirmesi. Ege İhracatçı Birlikleri.
Food and Agriculture Organization of the United Nations. (2024). FAOSTAT: Crops and livestock products. FAO.
Food and Agriculture Organization of the United Nations. (2025). FAOSTAT: Crops and livestock products. FAO.
International Olive Council. (2025). World olive oil figures. IOC.
Tarım ve Orman Bakanlığı. (2025). Zeytinyağı tarım ürünleri piyasaları. Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü Müdürlüğü.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü Müdürlüğü. (2026). Zeytinyağı: Tarım ürünleri piyasaları, Temmuz 2026. TEPGE.
Türkiye İstatistik Kurumu. (2025). Bitkisel üretim istatistikleri, 2025. TÜİK.
Ekonomim. (2026, 6 Ağustos). ABD’den zeytin ve zeytinyağına yüzde 12’lik tarife rakiplere ayrıcalık, Türkiye’ye ek vergi anlamı taşıyor.