ÇEŞİTLİ DÜNYA MİTOLOJİLERİ !?

 

               ÇEŞİTLİ DÜNYA MİTOLOJİLERİ !?

Mitoloji, Yunancada (Mythos);  "Duyulan veya söylenen söz, masal, öykü, efsane" anlamına gelir... Bunlar 19'uncu yüzyıla kadar "Mit, Mitoloji" gerçek dışı anlamında kullanılmışlardır...

Avrupa'da Mitoloji terimi, daha çok Klasik Eski Çağ Yunan (Grek) efsaneleri için kullanılmışsa da, bugün artık tüm dünya efsanelerini de kapsamaktadır... Bunların beşiği ise, Anadolu'dur, ama çoğu Avrupalı biliminsanı kolaycılığa kaçarak, bunları hep Yunanlılara maletmişlerdir!.. Bu bilimin Türkçe karşılığı olan "Söylencebilim" bugünlerde yaygın şekilde kullanılmaktadır...

Peki, bu Mitler nasıl doğmuşlardır? Bilgisiz, deneyimsiz ve görgüsüz olan ilkel insanlar, başlarına gelen doğal olayları bilimsel olarak açıklayamadıkları için, onlar da işin kolayına kaçıp, bunlara bilim dışı yorumlar getirmişlerdir: Rüzgâr, şimşek, gök gürlemesi, yıldırım, sel, deprem, bulutlar, Ay ve yıldızlar bu ilkel insanların kafalarını yormuş, korkutmuş ve hep bir bilinmez olmuşlardır!.. Onların kafalarına göre, bunların hepsini yöneten bir büyük güç-güçler olmalıydı? İşte bu meziyetleri kendilerinden güçlü ve güzel gördükleri bir insan şekline sokarak, onlara 'Ölümsüz Tanrılar' olarak görmeye başladılar... Haklarında bizzat kendileri tarafından bazı masallar uyduruldu, onlar adına devasa tapınma yerleri inşa etmeye başladılar... İşte Mitler, Mitolojiler böyle doğdular...

Peki, zaman içinde bu 'Ölümsüz' diye düşündükleri, Tanrısallaştırdıkları insanlar ölmediler mi? Hiç ölmez olurlar mı? Bu işe de yine kendileri kılıflar uydurarak, ölen bu Tanrı ve Tanrıçaların, hemen ertesi günü başka bir vücutla yine ortaya çıktığı yalanını kendileri uydurup, buna da inandılar, her olaya bakan birer Tanrı yarattılar...

En eski insan olarak Çin-Pekin'de bulunan, insanla maymun arası yaratıklar olan "Sinanthropus" türü insanlardır... Java adamı, Neandertal adamı ile "Yeni Kaledonya, Avustralya, Yeni Gine ve Yeni Zelanda" yerlileri arasındaki ölüleri gömme gelenekleri çok benzerlik taşımakta, işte bu insanları diğer canlılardan bu yolla ayırmaktadır!.. Yani insan yaratıcı, bir inanışa sahip, Tanrısı ve Tanrıçası olan, ölüm sonrası yaşama inanan tek canlı türüdür!.. Anadolu'daki Konya-Çatalhöyük'te, Burdur-Hacılar'da, Çorum-Alacahöyük'te bulunan tarihi kalıntılar, Sümer Tabletleri bunun en büyük kanıtlarıdırlar!..

Ayrıca, Milâttan Önce (M.Ö.) 4 Bin yılı ortalarında Mısırlılar, bereketli Nil Nehri boyunca, her birinin ayrı Tanrısı olan kabileler olarak yaşıyorlardı... Hierogliflerin (Resim Yazılar) bulunmasından önce Mısırlılar da Tanrılarını "Şahin, Çakal, İblis Kuşu, Akrep ve Yıldırım" heykelleri olarak yapıp, onlara tapınmışlardı... Demek ki, Mısırlılar da en çok bunlara erişemiyor ve onlardan korkuyorlardı? Daha sonra ise, insan bedeni üzerine aynı hayvanların başlarını monte ederek tapındılar!.. Meselâ Firavun III. Tutmosis'in, M.Ö. 1504-1450 arasında yaşarken tapındığı, mezarında tam 740 Tanrısının adı yazılıdır!.. 

Sümer Mitolojisi M.Ö. dördüncü ve üçüncü Bin yıllarını anlatır... Mitolojilere ait en eski, kalıcı belge ve bilgileri Sümerler bırakmışlardır!.. Bereketli toprakları olan Mezopotamya'nın Güney taraflarına yerleşmiş olan Sümerler, bu yıllarda hayli gelişmiş kültür ve uygarlık düzeyine ulaşmışlardır!.. Başta 'Akadlar' olmak üzere, kendilerinden sonra gelen birçok toplumları din, kültür ve efsaneleriyle etkilemişlerdir!.. Kurdukları "Lagaş, Uruk, Larsa, Nippur ve Eridu" gibi kentlerin her biri ayrı, bağımsız bir devlet ve ayrı Tanrıları olan kentlerdi... Sümer Mitolojisi de, tıpkı ötekiler gibi, ilk başta 'Yaratılışı' anlatır, her canlının temelinin ve varoluş sebebinin  'Su' olduğunu söylerdi... (Kaynak: Prof. Dr. Şadan Gökovalı'nın 'Söylence' eseri...)

Ahhh, ah!.. Daha yazacak ne Mitolojiler vardı ya, yine bize ayrılan arsamız bitti!.. Gelecek yazılarda bu önemli konulara devam edeceğiz...           Sakin KOŞAR...

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI