ZAMANI GELMİŞ BİR FİKRİN ÖNÜNDE HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ!

ZAMANI GELMİŞ BİR FİKRİN ÖNÜNDE HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ!

 

Stalin’in ünlü tavuk hikayesini pek çoğunuz duymuşsunuzdur.

Hani bir gün kurmay heyeti ile otururken ; “Bana şu sorunun cevabını kim verecek.Halkın yönetime kayıtsız şartsız itaat etmesi ve liderin her dediğini onaylaması nasıl sağlanabilir?”

sorusunu sorduğu ancak Stalin’in verilen hiç bir cevabı beğenmediği, finalde

Stalin’in canlı bir tavuk isteyerek, tüylerini canlı canlı yolduğu ,cascavlak bıraktığı tavuğu  odanın ortasına salıverdiği ve tavuğun bir sağa bir sola gidip, en sonunda bir avuç yem aldığı Stalin’in bacakları arasına girip sığındığı hikayenin sonunda Stalin Şöyle der;

 

“Gördünüz mü? Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir. Tüylerini yolup al ve serbest bırak. O zaman onları bir avuç yemle yönetmek mümkün olur.”

Bugün Türkiye’de yapılmak istenen siyaset mühendisliği de budur.

24 yıllık AKP iktidarında,halk olarak tavuk gibi yolunduğumuz ve cascavlak bırakıldığımız gün gibi aşikardır, hatta Erdoğan’ın bu taktiğinin  tabanında karşılık bulduğu da doğrudur,bunu nasıl  mı anlıyoruz?

Memlekette, başta ekonomi olmak üzere hiç bir şey  yolunda gitmezken, Akp seçmenine kime oy vereceksiniz sorusu  sorulduğunda;

“Erdoğan tabiki ,başka adam mı var,düzeltirse gene, o düzeltir” cevabını veren, her türlü başarısızlığa rağmen yeni bir arayış içine girmeyi reddeden ve statükoyu korumak için Erdoğan’ın peşinden ayrılmayan bir kesimin varlığından.

Statüko’ya baş kaldırararak iktidara gelen Erdoğan aradan geçen 24 senede kendi statükosunu kurdu.

Şimdi de buna boyun eğmesi için, karşı cenahın direncini kırma peşinde.

Geçmiş dönemde,kendisine ağza alınmayacak laflar eden Devlet Bahçeli, Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş gibi isimleri tek tek yanına alarak,onları payelendiren  ve karşısındaki muhalefeti zayıflatmayı başaran Erdoğan’ın bu kez hedefi, en örgütlü birliktelik içinde, ilk kez Gezi eylemlerinde yüzleştiği kitlenin direncini kırmak.

“Siz,kimlere kimlere inandınız inanıyorsunuz ama sonuçta hep hüsrana uğruyorsunuz “ mesajını vermek.

İtiraf etmek gerekirse; 2010 yılında genel başkan olan ve  13 yıl boyunca, ne derse tıpış tıpış yaptığımız veya yapmak zorunda kaldığımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kitlenin inancını sarsan en büyük hayal kırıklıklarından biri olduğunu söyleyebilirim, diğeri de şüphesiz Haluk Levent.

Zamanında ,kendilerine açılan güven kredisini bu kadar çer çöp etmeleri inanılır gibi değil.

Velhasıl;kimse vazgeçilmez değildir,mezarlıklar, tarihte vazgeçilemez denen insanlarla doludur,o da diğer bir gerçek.

 Şu an tabanda değişim için çok güçlü bir istek olduğu bir gerçek. Genel Başkanımız Özgür Özel’e verilen destek,halkın bir çıkış yolu aradığını gösterir boyutta ve yüksek.

Sahada konuştuğum görüştüğüm insanlarda büyük bir heyecan ve umut var ama diğer taraftan, AKP iktidarının  bu hareketin önünü kesmek için elinden geleni arkasına koymayacağı tedirginliği de var.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız "Mevcut siyasi parti kapatma gerekçeleri ; Anayasa’ya aykırılık, şiddeti teşvik, devletin bütünlüğüne aykırı hareket, yabancı yardımı alma gibi gerekçelerin yanında “rüşvet ve yolsuzlukların odağı olmak” da eklenmeli." açıklanmasını yaptı.

Bu açıklama bile niyeti ortaya koyuyor.

Ancak; hiç enseyi karartmayalım.

Doğanın bir  etki-tepki prensibi vardır.Her etki bir tepki oluşturur.Erdoğan, kendi  2002-2007 yılları arasını çıraklık dönemi,2007-2011 yılı arasını kalfalık dönemi, 2011 sonrasını da ustalık dönemi olarak tanımlamakta. Biz de seçmen olarak bu dönemde boş durmadık, biz de çıraklık, kalfalık dönemini aştık ustalık dönemindeyiz, geçmiş dönemde yapılan tüm ayak oyunları,tüm siyasi algı operasyonlarına karşı şerbetlendik. Erdoğan’ın stabilize ettiği bir kesim varken, biz nasıl mobilize oluruz onu öğrendik.

Birleşe birleşe kazanacağımızı, vatanseverlik paydasında bir araya gelmeyi öğrendik.

Defalarca stratejik oy kullandık,nasıl pragmatist davranılır bunu öğrendik.

En büyük güvencemiz, yaşamayı aynı gökyüzü altında bir direniş olarak gören milyonlarcamızın, ortak hareket etme kararlılığı ve arzusudur.

Zamanı gelmiş bir fikrin önünde hiç bir güç duramaz!

YAZARIN DİĞER YAZILARI