İnsan ne kadar büyürse büyüsün çocukluk izleri hep bir köşede saklı kalırmış. Üzerine beton dökmeye çalışsan dahi o bir yerden mutlaka çıkarmış derler.
Çiçek bazen susmak en iyisi derdi kendi kendine. Her ne kadar susmanın kendine karşı bir zulüm olduğunu bilse de böyle düşünüyordu. Elinden başka bir şey gelmiyordu. Ağzında kırık dökük sözcüklerle söylediği sözlerin dışında çoğu kez susardı, öylece.
Mutsuzluk, yalnızlık hissi ona çok ağır geliyordu aslında. Kendisini bakkal dükkanındaki borç defteri gibi hissederdi. Asla ödenmeyen ve kabaran borçların bulunduğu borç defteri. Hayattan her zaman alacaklı! Hayata bakışı aynen buydu Çiçek’in.
‘’Neden sorusunu ne çok sorarız kendimize. Cevap bulamadığımız o kocaman nedenlerin altında eziliriz. İçimizde fokurdayan ama bir türlü çıkamayan acılar, derinden gelen bir kemanın sesine benzer.’’
Songül Karakoç Büyüktaş’tan içimizdeki Çiçek’lere bakmamızı ve onları sevgiyle büyütmemizi talep eden bir ilk roman.
Yukarıda ‘’ Yarım Kalan’’ romanın arka kapak yazısından alıntı yaptığım yazarın bu güzel eserini geçen hafta içinde zevkle okudum. Songül Karakoç Büyüktaş ile geçen ay Turgutreis te ‘Bodrum Kitap Fuarı/ Bodrumda Yaşayan Yazarlar’ standında tanıştık. Kitaplaştık.
‘’İnsanın anavatanı çocukluğudur’’ sözü Türkiye’de en çok değerli psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu ile akıllarda kalmış ve sıkça vurgulanmıştır. Bu güzel ifade köken olarak antik dönem filozofu Epiktetos’a da atfedilmektedir.
Gerçekten de öyledir. Dünyanın neresine gidersen git, aklın hep memleketinde olup çocukluk günlerini özlersin. Yarım kalan hayatlarda ararsın kendini. Perseus Yayınlarından çıkan bu güzel eseri okuyunca bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Akıcı bir dille yazıldığı için de keyifle okunuyor. Okumanızı tavsiye ediyorum. Sizlerde bu güzel eserde çocukluğunuza dair kesitler bulabilirsiniz.
Songül Karakoç, Malatya’da doğdu. İlk, orta, lise ve üniversiteyi Malatya’da okudu. Evli ve iki çocuk sahibi. 23 yıldır devlet memuru olarak görev yapmakta.
Yazar, önsözün de duygu ve düşüncelerini şöyle dile getirmiş:
Hayata karşı direnen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Yıllarca duygularımı içime hapsederek yaşadım. Yazmayı hep düşündüm ama cesaret edemiyordum. Orta okul ve lise yıllarında küçük hikayeler yazdım ama bir süre sonra yazmaktan vazgeçtim. Bu kitabı yazmaya karar vermek uzun zamanımı aldı. Kitabımı yazarken manevi desteklerini esirgemeyen sevgili çocuklarım Can ve Doğa’ya, sevgili eşim Şehmus Büyüktaş’a çok teşekkür ederim. Değerli dostum şair Can Ata’ya şiirlerini kitabıma hediye ettiği için çok teşekkür ederim.
Çiçeklerin soldurulmadığı bir dünya dileğiyle hepinize keyifli okumalar efendim…