Bugüne kadar hiç bu günün adını-sanını duymuş muydunuz bilmem? Yemin olsun ben bile duymamıştım!.. İnternete girip, bu günün ilk kutlandığı yılı, ülkeyi ve sebebini öğrenmek istedim, biraz bilgi almak istedim, bu bilgileri öğrenmeyi bile b e c e r e m e d i m!..
Böyle bilinmez konular mevzubahis olunca, hemen ilk koştuğum, bilgilerine başvurduğum bilge kişilerden Marangoz Abdullah amca ile Eskici Haydar ağabeye başvurdum; onların da bu konuda bir bilgileri olmadığını öğrendim!.. Ne tarih kitaplarında, ne takvim arkalarında, ne de benim geniş haber arşivimde bu konuda bir açıklama vardı!..
TDK Sözlüğüne göre 'Beceriksiz' demek; "Hiçbir konuda becerisi, başarısı ve ustalığı olmayan kişi" demekmiş. 'Becerikli' demek; "Elinden iş gelen, becerisi olan, usta, maharetli, mahir olan" demekmiş. 'Becermek' ise; "Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek" demekmiş. Tabii, bunu başka anlamlarda kullanan sokak çocukları da var ama, şimdi bizim konumuzla bir alâkası yok!..
Bunca tarif ve açıklamadan sonra, bu insanoğlu '06 Şubat' tarihinde hangi işi beceremedi de bugüne konu oldu, işte bunu şimdilik bilemiyoruz!? Bana sorarsanız, bu işte de bizimkilerin mutlaka parmağı olduğuna adım gibi eminim!.. Olanları biliyorsunuz; bizim topraklarımızı işgal eden Yedi Düvelin ordularını o zor koşullarda yenip, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti kuran, 10 Yıl gibi kısa sürede ülkemizi medeni milletler seviyesine çıkarmayı başaran, 10 Kasım 1938'e kadar devrimlerine devam eden Büyük Atatürk'ten sonra biz neyi becerdik Allah aşkına!? Hemen şimdi, 'Onuncu Yıl Marşı'nı bir kez daha, ama yavaş yavaş bir kez daha okuyunuz, yaptıklarının hepsi orada var!.. O yaptı, biz ise bunları hep sattık!..
İktidarı emanet ettiklerinden yapmalarını istediği birkaç vasiyeti vardı: Devrimlerinin devam etmesini, 'Toprak ve Tarım Reformu'nun hemen yapılmasını, en büyük yatırımların 'Eğitim'e yapılmasını istiyordu!.. Tamam, 03 Eylül 1939'da lânet olası 'II. Dünya Savaşı' patlak verdi, biz bu savaşa girmedik, 1945'te biten bu savaştan sonra, 1946 yılında dış baskılarla 'Demokrasi'ye' geçtik, çok partili hayat sonrası 1950 yılında, 1923'ten beri iktidarda olan CHP'den sonra, DP tek başına iktidar oldu, Atatürk'ün hangi vasiyetini yerine getirdi!? Yoksa hep aksini mi yaptı!?
Daha 1936 yıllarında başlayan çalışmalarla eğitimde "Köy Enstitüleri" sistemi başlamıştı. 1940 yılında resmen kurulan bu Köy Enstitülerini, zamanın DP iktidarının Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri denilen geri kafalı adam, ABD baskıları sonucu 1954'te tamamen kapatmıştı!.. Halbuki bu sistemi bizden alan 'Çin, Hindistan ve Rusya' her yönden kalkınırken, bizler ise şaşkın ördekler gibi kıçına doğru geri geri yüzmeye başlamıştık!.. Bizi rahatça sömürmek için bu emperyalist ülkeler, Türk halkının uyanıp, kalkınmasını istemiyorlardı!.. Zati Toprak ve Tarım Reformu da sırf bu yüzden, özellikle Doğu'daki ağaların baskılarıyla yapılamamıştı!.. Yani, Atatürk'ün istediği hiçbir vasiyetini beceremedik, yerine getiremedik, yarın aşağıda O'nun yüzüne nasıl bakıp da, kendisine nasıl hesap vereceğiz, işte onu da bilemiyoruz!?
Daha düne kadar dünyada kendi kendine yeten, hatta bazı yıllar dışarıya buğday, mısır, pamuk, mercimek, sebze, narenciye ve hayvan ihraç eden bir ülkeyken, bugünlerde bunların hepsini, hatta 'samanı' bile dışarıdan satın alan bir ülke haline geldik!.. İç ve dış borcumuz paçalarımızdan akarken, bir Tarım ve Orman Bakanı çıkıp, hiç de utanmadan; "Paramız var ki, bunları dışarıdan satın alabiliyoruz!" diyebiliyor!.. Bravo bu büyüğümüze yani (!..)
Tabii ki bunlarda hiç kabahat yok!.. Bütün kabahatin kökü, bizim gibi 'seçmesini bilmeyen' seçmenlerde!.. Bunca yokluk ve kıtlık içindeyken, bir vatandaş çıkıp da bunlara; "Atatürk zamanında bir Milletvekili maaşı, bir öğretmen maaşı kadardı, niye şimdi sizler bir öğretmenin 10 katı maaş alıyorsunuz, bu ülke bu kadar zengin mi? Neden oy verirken bir gün bunları sormayıp da, her geleni alkışlayıp, hâlâ bunları destekliyorsunuz ki? Yani bizler, bilinçli bir seçmen olmayı da 'beceremedik' dostlar!.. Herhalde bu '06 Şubat Dünya Beceriksizler Günü' bizim yüzümüzden konulmuş olabilir mi acaba?' diye, zati bunun için söylüyorum ya!? Sakin KOŞAR.